Zümrütova Boşnakları » Boşnak HaberBoşnak Haber

15 Nisan 2024 - 07:49

Zümrütova Boşnakları

Zümrütova Boşnakları
Son Güncelleme :

21 Kasım 2015 - 10:15

Zümrütova Boşnakları

Zümrütova ,günümüzde Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı bir mahalledir.Daha önce Bayat ismini taşırken 1943 ‘te Zümrütova adını aldı.Antalya merkeze 137 Elmalıya ise 25 km mesafededir.2022 nufusu 776 dır.İsim bu köye ilk yerleşenlerin, Oğuzların Bozok kolundan BAYAT BOYU Yörüklerine aittir. Onlar Orta Asya’nın bağrından gelen Türklerdir. Mahallenin meydanında tarihi bir konak vardır (Rum Balli isimli birine ait olduğu söylenmektedir).
Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Elma üretimi oldukça yoğundur (Yaklaşık, yıllık 10.000 ton). Yazlık domates (tarla ve örtü altı) yetiştirilir. Domates konusunda Türkiye çapında ünlüdür. Zira yaz mevsiminde Antalya, İzmir, Adana, Fethiye, Marmaris, Dalyan, Ortaca il ve ilçelerine sevkiyat yapılır. Ayrıca yıllık 15.000 ton şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. Bunların yanında hububat (buğday, arpa, nohut, anason) üretimi yapılmaktadır.Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.Rakım yüksek olduğu için 1100 m. kışları biraz sert geçmekte kar yağışı fazlaca görülebilmektedir.Kışın yağışlı ,yazın da sıcak geçmektedir.
Zümrütova Köyü kuruluş olarak çok eski olabilir ancak köylülerin Zümrütova’ya yerleşimin 1900’lü yılların başında olduğu anlatılanlardan tahmin edilmektedir.Köy esasen çok eskiden bir Rum yerleşkesidir.Bunun varlığına ispat da köyiçinde bulunan Rumlardan kalma konaktır.Verimli arazisinin olması,yer altı ve yer üstü su zenginliği insanların buraya yerleşmesinde etken olmuştur şüphesiz.Eskiden hayvancılıkla uğraşan yörük boylarının da bu sebeplerden buraya yerleştikleri aşikardır.Bazıları Antalya/Kaş ilçesi Ahatlı mahallesinden yerleşmişler bazıları da Antalya/Korkuteli Avdan mahallesinden yerleşmişlerdir. Ayrıca köyde yüzde 30 civarında Balkan göçmeni de bulunmaktadır.

Yukarıda anlatılanlar köyün sonradan bir araya gelen insanların oluşturduğu bir topluluk olduğunu kanıtlamaktadır.Mahallenin bilinen büyük sülalelerinin Ayrıca mahallenin %40’ına yakını göçmendir. Bunlar Yugoslavya Sancak – Akova, Karadağ bölgelerinden Selanik, Greben (Makedonya), Girit bölgelerinden göç etmişlerdir (1928-1930). Bir aile de Mançurya’dan göç etmiştir
Genel yapıya baktığımız zaman Türkmen yörüklerinin Bayat adıyla kurdukları köy Sırbistan -Osmanlı’nın Sancak eyaletine bağlı –PRİJE POLJE vilayetinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır.Yine Köyde Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkmen dervişlerine bağlı Bektaşi tarikatına mensup insanlarımız da birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaktadır.Anlatmayı unuttuğumuz köyde Batman’dan yerleşmiş kürt vatandaşlarımız da son 3-5 seneye gelinceye kadar -az sayıda da olsa-yaşamıştır.

Asıl dikkat çekici nokta ,bu kadar farklı mekanlardan ve kültürlerden gelen insanların kaynaşmasının imkansız olduğu günümüzde Zümrütovalıların tarihinin hiç bir döneminde bu sorunları yaşadığı görülmemiştir.Bu da takdire şayan bir durumdur.. Biz olmayı kısa zamanda başarmışlardır.

DR.ESAT GÜNGÖR’ün KALEMİNDEN ZÜMRÜTOVA BOŞNAKLARI
Türkiye’deki Boşnaklar sütunlarımızı, 1878-1970 yılları arasındaki yaklaşık yüzyıllık süreç boyunca Bosna-Sancak’tan Türkiye’ye göç edip tüm Anadolu’ya yayılan ve bugün sayılarının 4 milyonu bulduğu tahmin edilen insanlarımıza ayıracağız. Türkiye halkı ile kaynaşmamızı, kültürlerimizin bir daha kaynaşmasını yazacağız. Neden etle tırnak gibi bir olduğumuzu oluşan göreceli yeni kültürü tanıtırken, yeni geleneklerle yeni insanlarla tanışacağız.
Antalya Elmalı Akçay nahiyesi Zümrütova köyünde yasayan Boşnaklarla tanışma öykümüze geçmeden önce birkaç satırbaşı ile Türkiye’ye göçümüzün hikayesini aktarmanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Bilindiği gibi Bosna-Hersek Balkan yarımadasının kuzeybatı bölgesinde bulunmaktadır. Slavların bu bölgelere yerleşmeye başlaması VII. Yüzyılda olmuştur. Bölgeye yerleşen Slavlardan Hıristiyanlığın Katolik mezhebini benimseyenler Hırvat ve Sloven uluslarını, Ortodoks mezhebini benimseyenler ise Sırp ulusunu oluşturacaktır. Bu mezheplerden hiçbirini benimsemeyip, kendine özgü bir inanç biçimini oluşturan grup ise önceleri Bogomil mezhebini, Osmanlı’nın bölgeyi fethetmesiyle İslamiyet’i kabul edecek ve bugünkü Boşnaklar’ın atalarını meydana getirecektir.
1463 yılında Osmanlı imparatorluğu idaresi altına giren Bosna-Hersek halkı Bogumil mezhebinin İslamiyet’le paralellikler taşıyan kurallarından ötürü kolayca ve gönüllü olarak İslamiyet’i benimsedi. Vatikan’ın ve Ortodoks kiliselerinin Bogumiller üzerindeki baskıları da bunda etkili olmuştur. 1878 Berlin Kongresi’ne kadar süren dört yüzyıllık süreç içinde Boşnaklar Türk-İslam kültürünü benimseyip, Osmanlı Devletinin Avrupa’daki can damarı oldular. Berlin Kongresi ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun idaresine bırakılan Bosna-Hersek o yıl aynı imparatorluk tarafından ilhak edildi. Bu ilhak Türkiye’deki Boşnak’ların da göç hikayesini başlattı. Türkiye’yi anavatan bilen Boşnak’lar, Anadolu’ya doğru geri çekilen Türkler’in arkasından Türkiye’ye doğru göçe başladılar.
1878 yılında Bosna Vilayeti’nden başlayan göç dalgası 1891, 1895, 1901, 1913-1914, 1925-1929, 1936, 1965-1970 yıllarında yoğunlaşarak günümüze kadar sürmüştür. Göçün temelinde Boşnakların Türkiye’yi anavatan bilip, anavatana göç etmelerinin yanında, Sırplar’ın eski Yugoslavya coğrafyasını Türkler’den yani Boşnaklar’dan etnik olarak arındırmak için uyguladıkları sinsi politikaları da vardır.
Bu arada göç eden insanların yaşadıkları bölgelerin ekonomik koşulları da ek bir teşvik olmuştur. Size yeni mezun bir hekim olarak ilk görev yerim olan Anlalya-Elmalı Akçay nahiyesinde yaşadığım anım ile birlikte o yöredeki Boşnakları kısaca tanıştıracağım.

Antalya Elmalı’daki Kardeşlerimiz
Hayatımda yeni bir sayfa açılıyordu. Okul bitmiş, mecburi hizmet başlamıştı. Antalya otogarından Elmalı otobüsüne bindim. Çok kıvrımlı, dar, uçurum dolu yollardan Elmalı’ya vardık. Oradan Akçay nahiyesi, yaklaşık olarak üç saat süren otobüs yolculuğundan sonra sağlık ocağına vardım, ilk günün yorgunluğunu üzerimden attıktan sonra personel ve çevre ile tanışma seremonisi başladı.
Benim için yepyeni bir yerdi. Hayatınım önemli kısmı İstanbul’da geçmişti. Doğum yerim ise eski Yugoslavya. Yeni insanlar ve yeni yaşama biçimi, küçük yerleşim birimlerinde ve çalışma yerlerinde klasik memleket soruşu vardır, İstanbul’da yaşadığımı, doğum yerimin Yugoslavya olduğunu söyledim.
Hatta bilmezsiniz “Ben ‘Boşnak’ asıllıyım.” dediğimde personelin gülümsediğini gördüm. Gülümseme nedenini sorunca “Burada Boşnaklar var, biz onlarla çok eskiden beri birlikte yaşıyoruz” cevabını aldım. Çok şaşırmıştım. Bu günlerdeki ulaşım şartlarında bile Antalya merkezinden otobüs ile üç saatte varılan bir yerde bana göre dünyanın öbür ucunda Boşnakça konuşan insanlarla karşılaşacağımı söyleseler inanamazdım.
Boşnakların önemli bir kısmı Zümrütova köyünde yaşıyorlardı. İlk tanıştığım kişi ise Hayriye teyzeydi. Kapı komşumdu, Zümrütova Köyü’nden Akçay’da evliydi. Zümrütova Köyü’nden Mehdi Dede’yle Raşit Ağa ile de tanıştık. Elmalı’dan otobüs bileti alırken Sarı Kemal’le tanıştım. Canım Boşnak böreği, helvası çekince Zümrütova Köyü’ne giderdim. Böreğimizi yer, kıtlama kahvemizi içer, sohbet ederdik. Rahmetli Ali Hoca vefat ettikten uzun yıllar sonra bile” Boşnakların Humeynisi vefat etti.” dedirtecek kadar herkesin tanıdığı Boşnaklardı bunlar. 1927-1928 senelerinde Prijepolje’den göç etmişlerdi. Yaklaşık 20 hane olarak gelmişlerdi. Daha sonra bir kısmı özellikle Marmara Bölgesi’ne doğru göç etmişlerdi. Şu anda Zümrütova Köyünde 50-60 hane kadar Boşnak var. Bunlar Viliçiç ve Çukale sülaleleridir.
Akılda kalan aile reislerinin isimleri şunlardır: Selimiye Viliçiç, Ali Viliçiç, Hakkı Viliçiç, Hüseyin Viliçiç, Zülfikar Viliçiç, Kamil Çukale, Hüseyin Çukale, Mehmet Çukale, Tahir Çukale. Şu anda Zümrütova köyünde yaşayanlar onların torunlarıdır.
Onlar artık biraz Boşnak, biraz Toros’lu, karışmışlar, kaynaşmışlar. Aynı kasketi taşıyor, kahvede aynı şekilde oturuyorlar. Şiveler dahi hemen hemen aynı. Düğünlerde aynı şekilde eğleniyorlar. Onlar, Toros’lu Boşnaklardır artık, biraz Boşnak biraz Toros’lu, Yörük. Börekleri Boşnak böreği idi. Ailede sevgi, saygı, yaşama biçimi tipik Boşnak aile yapısıydı. Fakat düğünlerde akordeon, gusle yoktur; davul zurna vardır. Anlayacağınız biraz 1920’lerin Boşnakları, biraz bugünün Toros’lu insanı kaynaşmışlar, karışmışlar.

Kaynaklar:
http://zumrutovakoyu.tr.gg/K.oe.y.ue.n-Tarih%E7esi-k1-%26%231080%3B%26%231089%3B%26%231090%3B%26%231086%3B%26%231088%3B%26%231080%3B%26%231112%3B%26%231072%3B-k2-.htm
-wikipedia.org
-https://www.nufusune.com/180483-antalya-elmali-zumrutova-mahallesi-nufusu#:~:text=Z%C3%9CMR%C3%9CTOVA%20mahallesi%20n%C3%BCfusu%20(%20beldesine)%20ba%C4%9Fl%C4%B1,Erkek%2C%20395’si%20Kad%C4%B1nd%C4%B1r.
-https://www.koylerim.com/antalya-elmali-zumrutova-koyu-29708h.htm
-Mektup Dergisi 1.sayı ,Pendik Bosna Sancak Derneği yayın organı
-https://www.turkcebilgi.com/z%C3%BCmr%C3%BCtova,_elmal%C4%B1

 

YORUM YAP