Boşnakçanın Tarihi Temelleri » Boşnak HaberBoşnak Haber

29 Mayıs 2024 - 10:26

Boşnakçanın Tarihi Temelleri

Boşnakçanın Tarihi Temelleri
Son Güncelleme :

24 Şubat 2023 - 12:41

BOŞNAKÇA’NIN TARİHİ TEMELLERİ
 
Eski Yugoslavya’daki son nüfus sayımı olan 1991 yılı nüfus sayımında, Boşnakların yaklaşık % 96’sı açıkça kendi ana dillerinde yani Boşnakça konuştuklarını beyan etmişlerdi.
Muhamed Hevaija Uskufi, Bosna dilinin ilk sözlüğünü 1631 yılında, yani ilk Sırpça sözlüğünden 197 yıl önce yazdı. Bu sözlüğün orijinal dört nüshası vardır; bunlardan biri Uppsala’daki (İsveç) Üniversite Kütüphanesinde sergileniyor.
“Günümüze kadar korunarak gelmiş en eski Boşnakça ve genel olarak Güney Slav dili alanındaki en eski metinlerden biri, Bosna Banlık Devleti’nin Dubrovnik Cumhuriyeti Devleti ile ticari ilişkilerini düzenleyen 1189 tarihli Ban Kulin Beratıdır.
“Boşnakça” adı ilk olarak 1300 yılında Bizans’ın en ünlü seyahat yazarı Filozof Konstantin tarafından yazılan “Skazanie iziavlieno o pismenah/Yazılı Diller Tarihi” adlı eserinde geçmiştir.
13. yüzyılda, Ortaçağ Bosnası, Aryan-Bogumil (Heretik) Hıristiyan inancından dolayı, Vatikan papasıyla ya da daha doğrusu papanın üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğu Katolik komşularıyla devamlı savaş ve tehdit halindeydi. Bu baskılar Kral 2. Tvrtko Kotromaniç’in papanın en yüksek otoritesini tanımaya ve Bosna’da Katolik öğretimini genişletecek 2.000 Katolik Fransisken rahip ve başrahibini (keşiş) kabul etmeye zorlanmasına yol açtı. Görevleri sırasında bu Fransisken rahipleri, Ortaçağ Boşnakçasını bir dereceye kadar etkileyen Latince’yi kullandılar. Dolayısı ile Bosna’da büyük çoğunlukla Boşnakça ve az da olsa Latince konuşulmuş, diğer diller konuşulmamıştır.
Bosna Krallığı 15. yüzyılda (1463’ten itibaren) Osmanlılar tarafından fethedildi. Osmanlı Türk hakimiyetindeki yaklaşık 400 yıl, Bosna’nın Osmanlı Türk İmparatorluğu’nda belli bir özerkliğe sahip olması ve Boşnakça’nın Fatih Sultan Mehmet’in emri ile mahkemelerde ikinci resmi dil olarak tanınması, Boşnakça’nın ülkenin her tarafında gelişimesine, konuşulmasını sağlamıştır.
 
■ FATİH SULTAN MEHMET’İN KENDİSİ DE BOŞNAKÇA KONUŞTUĞU BİLİNİYOR.
 
Bazı yazarlar ve şairler, Osmanlı döneminde Bosna’da, ancak basitleştirilmiş ve uyarlanmış bir Arapça yazı yardımıyla Boşnakça yazdılar. Daha sonra “Alhamiyado Edebiyatı” olarak adlandırılan bu literatür, o dönemde Boşnak dilinin gelişmesi için çok önemliydi, çünkü o dönemin Boşnaklarının çoğu Arapça, Farsça ve Türkçe (Müslümanlar) veya Almanca ve Latince (Katolik) kitaplar yazdılar. Ancak yabancı dildeki faaliyetler, Boşnakça yazılı edebiyatının gelişimine önemli ölçüde zarar verdi.
1878 Berlin Kongresi’nden sonra Bosna Hersek’te hakimiyet değişti ve Avusturya-Macaristan tarafından işgal edildi. Bununla birlikte Batı medeniyeti, yeni bir dil, yeni bir mimari ve yeni bir kültür getirdi. Bosna Hersek, Osmanlı İmparatorluğu’nda olduğu gibi, Avusturya-Macaristan’da çifte monarşinin üçüncü varlığı olarak özel bir statü kazandı ve Boşnakça yine resmi dil olarak kabul edildi (!).
O dönemde Boşnakça, önceki dönem Türkçe ve daha önceki dönemlere ait dillerinin kelimelerine ek olarak bugün hala kullanılan çok sayıda Almanca kelimeyi de kendi kelime haznesine aldı.
■ Bosanski Jezik (Boşnakça) adı, başında Benjamin Kalaj’ın olduğu Bosna Hersek Eyalet Hükümeti’nin 4 Ekim 1907 tarihli bir iç emriyle resmen yasaklandı. –
1907 yılunda Boşak kelimesi de yasaklandı ve Bosna Hersek’te konuşulacak resmi dilin “Sırpça-Hırvatça” veya “Hırvatça-Sırpça” olarak adlandırılması getirildi.
116 YIL SONRA BUGÜN SIRPÇA – HIRVATÇA DİYE BİR DİL KALMADI AMA, BOŞNAKÇA VAR VE HER ZAMAN VAR OLACAKTIR. –
 
Boşnakça ile ilgili tarihi belgeler:
 
Kotor şehrinin noter defterlerinde Boşnak dili (Boşnakça) ile ilgili en eski belgelerinden birine sahibiz: 3 Temmuz 1436’da Kotor’da bir Venedik prensi, “Boşnak kökenli ve Bogumil inançlı 15 yaşındaki Bošnyanin Dyevena adlı bir Bosnalı kızı hizmetçi olarak satın aldığına dair bir sözleşme.
 
Peri’deki Nin Piskoposu Br. J. Arsenig 1581’de yazılarını Boşnakça’da yazdı.
 
17. yüzyıldan itibaren birçok yazar Boşnak Dili’ni (Boşnakça’yı) İlirya Dili, İlir Dili diye adlandırdı. Bu yazarlar; Matija Divković (Vareš’in kuzeyindeki Jelaske köyünde doğmuş ve bölgesinin iyi dilinde yazan bir Boşnak, Stjepan Matijevic, Stjepan Margitic, Ambroz Matic, Luka Dropuljic, Ivan Frano Jukic, Martin Nedic, Anto Knezeviç idi.
Duvan Piskoposu Pavle Dragicević, 1735’te Bosna’da dini törenlerin yapılmasında Boşnak diliyle (Boşnakça ile) yardımcı olan dokuz rahip olduğunu, çünkü kilise Slavcasını iyi anlamadıklarını yazdı. Ortodoks Hristiyanlar ile yapılan görüşmelerde, Katoliklerin Boşnak dilini (Boşnakça’yı) bilmesinin yeterli olduğunu ekliyor.
Jeronim Megiser’in “Thesaurus polyglotus” (Frankfurt am Main, 17. yüzyıl başı) çalışmalarında Boşnakça’dan ve diğer lehçeleri ile birlikte şöylebyazmıştır: “Boşnakça’nı Dalmaçya, Sırpça, Hırvatça lehçeleri.”
17. yüzyıl Türk seyahat yazarı Evliya Çelebi, ünlü seyahatnamesindeki “Boşnak ve Hırvat Halkının Dili” bölümünde Boşnaklara övgüde bulunuyor: “Dillerinin zenginliği, düzgünlüğü ve saflığı gibi, Boşnaklar da düzgün, saf, iyi ve anlaşılır insanlardır.” diye yazıyor. Kendisine göre Latince’ye yakın olan Boşnak dilinden (Boşnakça’dan) ve M.H.Uskufija’nın Boşnakça-Türkçe sözlüğünden de bahseder.
İlk gramercilerden biri olan Bartol Kašić (Prag 1575 – Roma 1650) Çakavya lehçesi konuşmuş, Divković’inki gibi Boşnakça tipi Ştokavca dilini seçmiş ve “Roma Ritüeli” nde (Roma, 1640) bunu vurgulamıştır. Ortak bir edebi dil yaratmaktan yanaydı. (lingua communis) Güney Slav bölgelerinde bir dil seçmek gerekiyor ve “Cemaatin İmanın Yayılması ve Roma’daki dini liderlerin tavsiyelerinin anlaşılması” için herkesin anladığı Boşnakça’yı önerniştir.
Dubrovnikli oyun yazarı Đore Palmotić, Boşnakça konuşmanın güzelliğini vurgulayarak “komşu Boşnaklar” ın dilini konuşmaları için seçmişti.
Cizvit Jakov Mikalja (1601-1654), 1649 tarihli “Sloven Dili Hazinesi” nin önsözünde “en çok seçilmiş kelimeleri ve en güzel lehçeyi” yazılarına dahil etmek istiyor ve bunun için “İlirya dilinde Boşnak dilinin, Boşnakça olduğunu” ekliyor. En güzel dil olarak “bütün İliryalı yazarların Boşnakça yazmaya çalışması gerektiğini söylüyor.
Arapça tercüman olan Stolaç’tan Halil Hrle (“Kasidei burdei bosnevi”, Stolac, 1849), konuştuğu ve yazılarını yazdığı dilini Boşnakça olarak da adlandırıyor. “
Alhamijado edebiyatı, en zeki insanların Boşnak diline olan bağlılığının kanıtıdır.Türk ve Arap dillerinin hakim olduğu dönemde, Osmanlı döneminde Boşnaklar, Arapça harflerle ve kendi dillerinde kitaplar bastırlar. Bu uygulamaya ilk başlayan Mostar’dan Ömer Humo oldu, “Sehetul vusula” kitabını yayınladı ve burada: “Boşnakça’da yazdığım bu güzel kitabımın yanında Tanrı’nın yardımını hissetim.”
Boşnaklar, Boşnakça’nın standardizasyonunu yapmak ihtiyacını hissetmediler. Çünkü kendilerini Türk görüyor ve bir devlet kurup ayrı bir millet olmayı hiç düşünmüyorlardı. Bu işi son zamanda yaptılar. Sırplar, standardizasyonu daha önce yaptılar. 1800’lü yılların ilk çeyreğinde Sırpça’nın standardizasyonunu Avusturyalıların siyasi hedefleri doğrultusunda (Sırp ve Hırvat milletlerini oluşturma ve Batı Balkanların Osmananlıları çıkarma) o zamanki Sırp edebiyatçılarına yaptırıldı.
Bu konudaki çalışmalarını büyük ölçüde yapan Vuk Karadziç, bunu Hersek Bölgesinde yaptı ve o zamanlar Herseklilerin dilini bizzat kendisi Boşnakça olarak adlandırdı. Yani standartizasyon için temel aldığı dil Boşnakça idi.
Sırp lider Pero Tunguz, konuşmalarını yaparken, dinleyicilerine “Boşnakça konuşuyorum, anlamıyor musunuz?” diyerek herkesin Boşnakça anladığını vurguluyordu.
Mostar’daki Şehir Konseyi’nin 12 Ocak 1895’te yapılan oturumunun kayıtlarında, Herseklilerin kendi Boşnak dillerine ne kadar bağlı olduklarından bahsediyor. Oturuma Belediye Başkanı Kapetanović başkanlık ettmiş ve şu sözler kaydedilmişti:
“Bay Staneger, ülkenin diline hakim olmadığı için söylemesi gerekenleri Almanca’da konuşmak istiyor. Viyana veya Graz’da değiliz, Mostar’dayız ve hepimizin anlayabilmesi için Boşnakça konuşulmalı.” (kaynak: Hadžijahić: 1974)
Boşnak dilinin (Boşnakça’nın) sadece Bosna Hersek sınırları içinde kalmadığına dair elde pek çok kanıt var.
Podgorica, Nikšić, Kolašin, Spuž ve diğer Boşnak şehirlerinde olduğu gibi bugünkü Karadağ sınırları içinde yaşamış tüm Müslümanlar kendilerin Bosna’ya bağlı hissediyorlardı.
İkinci Dünya Savışı öncesine kadar Podgorica’da yaşayan Müslümanlar kendilerini Hersekli ve dillerinin de Boşnakça olduğunu söylüyorlardı; “Mi smo Hercegovci, a jezik nam je Bosanski” diyorlardı. Bu sözlerin kaynağı, ünlü yazar Alija Nametak’ın 1962 yılındaki makalesinde Pogoricalı Boşnak Ahmet Aga Pokrkliç’tir. Nikşiçli Boşnaklar, çocuklarının dopumlarında Boşnakça Mevlit okuttuklarını Hacıyahiç yazınıştır (kaynak: Hadžijahić: 1974).
Joviceviç, Sırp Kraliyet Akademisi tarafından 1921’de yayınlanan bir monografide de Boşnak kelimesi yasaklandığı için o zamanki adlandırma ile Müslümanların, gerçekte ise Boşnakların Karadağ’da iki dünya savaşı arasında tamamının Boşnakça konuştuğunu söylüyor.
Kitabının bir yerinde Jovićević şöyle diyor: “Sırbistan’ın kuruluşundan bu yana, Müslümanların Bosna ile bağlantıları o kadar güçlendi ki Plav-Gusinje bölgesindeki insanlar kendilerini Bosna Hersektekiler ile bir görüyor ve burada dillerinin de Boşnakça olduğunu sölüyorlardı (Hadžijahić, 1990).
Popüler Hırvat şair Andrija Kačić-Miošić (1704-1760), Karobljica adlı kitabının kitabın başlığında “Latince, İtalyanca ve Pavle Vitezović’in kroniklerinden Boşnakça’dan aydalandığını ” söylüyor. (Kacic- Miosic: 1760)
Açıkça ifade edilen tarihsel gerçekler, Boşnak dilinin yüzyıllar boyunca varlığından söz etmektedir.
(bosnjaci.agency’den derleme)
 
Nusret SANCAKLI

YORUM YAP