Verilen Sözün Gücü: Hadži Hadže Krgo ve Gajo’nun Öğretici Hikâyesi

Bosna’nın kalbinde, insanlık ve sözün kıymetini anlatan gerçek bir hikâye.
Yazar: Zlatko Hadziömeroviç ( Hikaye sadeleştirilmiştir )
Avusturya-Macaristan işgali başladığında, Stolac yakınlarındaki Müslüman köy Basilije’de unutulmaz bir olay yaşandı. Karadağ’dan gelen gezgin zanaatkâr Mitar Vasiljević ve 12 yaşındaki oğlu Gajo, keçi yününden çuvallar dokuyarak geçimlerini sağlıyordu. Çalışmak üzere Basilije köyüne geldiklerinde, Hadži Hadže Krgo’nun evinde misafir olurlar.
Kısa bir süre sonra Mitar hastalanır. Ölüm döşeğinde, oğlu Gajo’yu Hadže’ye emanet eder:
“Oğlumu Allah’a ve sana emanet ediyorum.”
Mitar vefat eder. Hadže Krgo, ona Ortodoks geleneklerine uygun şekilde cenaze düzenler, mezar taşı yaptırır. Bugün bile bu mezar taşı köyde, Hasan Hodžić’in evinin üst kısmında durmaktadır.
Farklı İnanç, Aynı Çatı Altında
Gajo, Hadže’nin çocuklarıyla birlikte büyür. Aile onun dinine saygı gösterir, oruçlarını tutmasına, inancına göre beslenmesine dikkat eder. Zamanla o da bu ailenin bir parçası olur.
Evlenme çağına gelen Gajo’ya, Hadže isteği üzerine Stolac’ın Uzinovići mahallesinden bir ev satın alır. Gajo’nun Luka ve Todor (Todo) adında iki oğlu ve bir kızı olur. Oğlu Todor Saraybosna’da eğitim görür, harita mühendisi olur ve hayatı boyunca orada yaşar. Ailenin toprakları hâlen “Gajo’nun bahçesi” olarak bilinir ve kayıtlıdır.
Dostluk ve Sadakatin İzleri
Luka, marangozluk eğitimi alarak usta bir yapı ustası olur. Stolac’taki Tütün İstasyonu binasının tavanındaki kirişlerde hâlâ onun ismi kazılıdır. Ancak ne yazık ki genç yaşta hayatını kaybeder.
Yıllar sonra aile, Gajo’ya alınan evi satmak ister. Hadže’nin torunu Šefko, Todor’a danışır. Todor ise şu cevabı verir:
“Ev sizin, sizin kalmalı. Satılsa da parasını almam.”
Ancak Šefko, evi sattıktan sonra trenle Saraybosna’ya gider ve parayı bizzat Todor’a teslim eder. Sonunda Todor parayı kabul eder.
Unutulmayan Bir Miras
Todor Saraybosna’da hayatını kaybeder. Fakat bu örnek insanlık hikâyesi, 90 yaşını aşmış Derviš Krgo sayesinde bugün hâlâ anlatılmaktadır.
Bu hikâye; verilen sözün, dini ve insani değerlere gösterilen saygının, aile olmanın ve vicdanın ölümsüz bir örneğidir.