Dede İbro Fazla-Fazlagić’in Atalarının Topraklarına İlk Yolculuğu
Dede İbro Fazla-Fazlagić’in Atalarının Topraklarına İlk Yolculuğu

Birkaç gün önce Alija “Stočanin” Tetik beni aradı ve dedi ki: “Gelin, Muradif Fazla-Fazlagić, dedesi İbro ve kızlarıyla Fazlagić Kulesi’ni ziyaret edelim, onlara rehberlik et.” Fırsatı kaçırmak istemedim; hemen kabul ettim.
Yolda, akrabaları Sadik ef. Fazlagić de aradı. “Biz onlarla Mostar, Gacko ve Trebinje’yi gezelim, ben ev sahibi olayım, çünkü iki yıl önce Jalak Dere’de konuk oldum,” dedi. Anlaştık ve planı kabul ettim. Ama Mostar’a vardığımda onları buldum ve Salih Grbić’in restoranında bir araya geldik; sıcak bir kahkaha ve sohbet eşliğinde buluştuk.
Dede İbro’nun sekiz çocuğu vardı; dört erkek, dört kız. Kendisi 88 yaşındaydı, dedesi ise tam 106 yıl yaşamış. İbro bana çocukluğundan hikâyeler anlattı; 1870 civarında ailelerinin bu bölgeye yerleştiğini, tütün ektiklerini, ipek böcekleri besleyip ham ipeği Burs’a gönderdiklerini söyledi.
Evde 15 kişi bir arada yaşarmış. Teyzeler, köyün başka ailelerine gelin gitmiş; bazıları ise İstanbul’a taşınmış. İbro’nun eşi Ajazma kökenliymiş. İbro genç yaşta traktör almış, kiraladığı arazileri işlemiş, çoğunlukla buğday ekerlermiş. Emekli olduğunda ise mirasını adil bir şekilde çocuklarına, kızları dahil dağıtmış. Bugün o arazilerde hurma ve Japon elması yetişiyor.
İbro’nun anlattığına göre, çocuklar Boşnakça konuşuyormuş; ama okulda Türkçe ve Pomak dili öğrenirken zorluk yaşamışlar. Bölgedeki kültür ve evlilik kuralları da oldukça renkliymiş; Boşnaklar önce kendi aralarında evlenir, sonra Pomak ailelerle evlilikler oluyormuş.
İbro’nun kahvehanesi de varmış. Başta köylüler eleştiriyormuş, ama iş güçlenince “Paraları varmış” demişler.
Bugün İbro’nun 13 dönüm arazisi, suyu ve iki evi var. Tüm çocukları Karamürsel’de kendi evlerinde yaşıyor, bazıları Bursa ve İstanbul’da. Vedalaşırken, birkaç gün içinde Karamürsel’de tekrar buluşma sözü verdik.
O gün, İbro’nun gözlerindeki heyecan ve anıların sıcaklığı bana geçmişle bugünü birleştiren bir köprü gibi hissettirdi. Fazlagić Kulesi’ne ilk adımını atarken, 88 yıllık bir hayatın birikimi ve aile sevgisi tüm yorgunlukları silip götürüyordu.
Yazan: Zlatko Hadziömerovic
Kaynak: https://www.facebook.com/zlatkobos