İSTANBUL BOŞNAKLARI
HAZIRLAYAN: ŞEVKET KOÇ-TARİH ÖĞRETMENİ ,BOŞNAK TARİH ARAŞTIRMACISI VE YAZAR
Dünyanın incisi,iki kıtayı birbirine bağlayan ve tarih boyunca hiçbir zaman stratejik önemini kaybetmeyen,onlarca medeniyete başkentlik yapmış İstanbul…

39 ilçeye sahip İstanbul İli Tekirdağ,Kocaeli ,Marmara Denizi ve Karadeniz ile çevrilidir.5461 km2’lik alana 2024 verilerine göre 15 milyon 701 bin 602 ’dir.Tabi bu resmi arakamlar bir de buna dahil olmayan daha fazla gayrıresmi rakamları da düşündüğümüzde 20 milyona yakın bir kalabalıktan bahsedebiliriz.
İstanbul’a Göçler

İstanbul’a Boşnak ve Balkan göçleri geçmişine baktığımızda ise daha Bizans devrinde Balkanlardan Peçenek,Kuman gibi milletler gelip yerleşmişti.
Fatih, fethi müteakip şehri canlandırmak ve şenlendirmek için Edirne’ye gitmek üzere İstanbul’dan ayrılmadan önce Rumeli ve Anadolu’dan bir kısım varlıklı Müslüman, Hristiyan ve Yahudi ailelerin İstanbul’a gönderilmesini planladı. Bu uygulama sonucu iskân edilmek üzere İstanbul’a sevk edilen nüfusun bir kısmı kısa bir süre sonra şehri terk etti. 1455 yılında durumu öğrenen Fatih bu gibi ailelerin tekrar İstanbul’a nakledilmesini istedi. Söz konusu nüfus hareketleri sonucunda 1477’de İstanbul ve Galata’da 9.486’sı Müslüman, 3.743’ü Hristiyan, 1.647’si Yahudi, 267’si Kefeli, 434’ü Ermeni, 384’ü Karamanlı ve 31’i Çingene olmak üzere toplam 16.324 hane mevcuttu.Arnavutlar Silivrikapı ve bugünkü Arnavutköy’e yerleştirdi.Mora Rumları’nı Fenerkapı’ya,Sofya’dan gelenleri Ayasofya’ya,Üsküp’ten gelenleri Üsküplü Mahallesine yerleştirdi.
Boşnakların İstanbul’a Göçleri
Boşnakların İstanbula göçleri tarihte 93 harbi olarak bilinen 1877-78 harbi esnasında ve sonrasında başlayan göçleri içindedir.İlk göç kafilesi temmuz 1877 ‘de şehre ulaşmıştır.Kara, deniz ve demiryolu vasıtaları ile gelen göçmenlerin kahir ekseriyetini kadın, çocuk ve yaşlılar oluşturuyordu. Savaş ortamında gelenler varını yoğunu terk ederek beş parasız kaldıklarından aç, çıplak ve yardıma muhtaçtılar. İmkânlar ölçüsünde gelenlerin ilk etapta iaşeleri Hamidiye İmareti ve yardım komisyonları vasıtasıyla temin edilirken Şehremaneti bunları Sirkeci İskelesi’ne en yakın olanlardan başlamak üzere camilere yerleştirmeye çalıştı. Şehre yönelik göçmen hareketi Ocak 1878’den itibaren kitlesel bir boyut kazandı. O kadar ki bu tarihten itibaren şehre günde 10.000 göçmen giriş yapıyordu. Şubat 1878’de şehirdeki göçmen sayısı toplam 150.000’i bulmuştu. Netice itibarıyla Temmuz 1877-Eylül 1879 tarihleri arasında şehre ulaşan göçmen sayısı 387.000’i buldu.
Sultan II. Abdülhamid, Bosna göçmelerini İstanbul çevresinde iskân edebilmek için her türlü imkânı kullanmıştır. 1879 yılında Küçük Çekmece gölünün batı tarafında bulunan Çiftlik-i Hümayun ile Hamdi Paşa Çiftliği Bosna göçmenlerine Padişah tarafından tahsis edilmiştir. Bu çiftlikler Bosna göçmenlerine tahsis edildikten sonra göçmen temsilcileri bu çiftlikleri incelemiş, kendileri için her yönden çok elverişli olduğunu Padişah’a bir şükran mektubu 11 Şubat 1880 tarihinde bildirmişlerdir. Mektupta Avusturya’nın son aylarda Bosna Müslümanlarına zülüm yapmaya başladığı için Boşnakların Osmanlı toraklarına (darül-emân) göç ettirilmelerini istemişlerdir.

Şehirdeki göçmen sayısı ancak 1880’den sonra tedricî olarak düşmeye başladı. İstanbul’a gelen göçmenler arasında Boşnaklar da vardı. 1889-1908 yılları arasında İstanbul’a 878 Boşnak göçmen gelmiştir. Boşnakların bir kısmı Bayrampaşa, Yeni Bosna ve Hamidiye köyünde iskân edilmiştir.
1882’de İstanbul’a gelen Boşnak muhacirlerden bir kısmı Kağıthane’ye Ethem Paşa tasarrufunda bulunan araziden sadece hane yapılacak kadar arazinin hükümet tarafından satın alınarak ziraat ve iş yapmaya uygun Boşnak göçmeninin iskân edildi.1883 yılında İstanbul‟da yoğun muhacir kitlesi birikmişti. Sultan II. Abdülhamid, Bosna muhacirlerine ayrı bir itina göstererek onların geldikleri yerin özelliğine uygun olan sahil bölgelerinde yerleştirilmeleri hususunda 24 Ekim 1883 tarihinde bir irâde çıkarmıştı.Mart 1886-şubat 1887 tarihleri arasında, İstanbul’a toplam olarak 13.365 (2.807 hane) muhacir gelmişti.Bu gibi muhacirlerin bir kısmı camilere, medreselere, boş bina, han ve köşklere yerleştirilirken, Osmanlı Hükûmeti,çiftliklerden uygun olanlarının köy haline getirilmesine izin vermişti. Meselâ, İstanbul yakınlarındaki Rami çiftliğine, 120 muhacir ailesi için 70 ev yapılmış, bunların ortada kalmalarına müsaade edilmemişti.
İstanbul‟da kurulmuş olan İâne-i Muhâcirîn Komisyonu‟na, muhacirlerin kış gelmeden gerekli yerlere gönderilmesi veya yerleştirilmeleri, bunlara zorluk ve sefalet çektirilmemesi amacı ile emirler veriliyordu. Bir kısım muhacirlere de, kendi barınaklarını yine kendilerinin sağlayabilmeleri için, kira yardımında bulunuluyordu. Bununla beraber, yine de bir kısım muhacir, ancak Haydarpaşa istasyonunda, Humbarahane kışlasında ve benzeri yerlerde barınmak zorunda kaldı
1891 tarihinde Bosna Gradişka şehrinden Varna üzerinden gelen Boşnak kafilesi Üsküdar’daki Hazine-i Hassa’ya ait arazilere yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır.Hazîne-i Hâssa Nezareti‟nden gelen memurlara teslim edilen muhacirlerin isim ve yaşlarını gösterir bir liste de hazırlanmıştır (28 Temmuz 1891)
Muhacirler iskân edildikleri tarihlerde, İstanbul şehir sınırları içinde yer alan ve bugün ilçe olan Bayrampaşa’da Boşnak muhacirler kitleler halinde yerleştirilmiştir. İstanbul‟da, Boşnakların toplu iskân edildiği yerlerden biri de Yenibosna semtidir. Bölgeye, Boşnak muhacirler buraya yoğun olarak yerleştirildiğinden, Yeni Bosna ismi verilmişti.Bunun yanında Kartal ilçesine bağlı Hamidiye köyüne de Boşnakların yerleştirildiğine dair bilgiler mevcuttur ancak günümüzde neresi olduğu bilinmiyor.Nitekim 27 Ağustos 1889’da tarihinde padişaha sunulan raporda burada Bosna’dan gelen esnafların biriktiğine dair bilgilerin olması bu köye Boşnakların yerleştirildiğini ispatlamaktadır.Hersek Jebin kazası ahalisinden çok hane İstanbul’da olup geldikleri yerde tütün ziraatı yaptıklarından kendilerinin tütün ziraatı yapabilecekleri bir yerde iskân edilmelerini istemişlerdir

Gelen Boşnaklar ve diğer göçmenlere geçici yerler verilmekle birlikte daha sonra oluşturulan İskan-ı Muhacirin Komisyonu’nun İstanbul yakınları başta olmak üzere vilayetlere sorulan nerelere iskan edileceğine dair raporlar geldikten sonra uygun olan illere sevk edilmiştir.
1895 ‘e geldiğimizde ise Boşnak göçleri yoğunlaşmaya başlamasıyla padişah 2.Abdülhamid Üsküdar ve Beykoz ‘da bulunan Hazine-i Hassa’ya ait çiftliklere yollanmasını istemiş ve bununla beraber onlara önemli bir miktar da para yollamıştır.Yapılan çalışmalar sonucu 250 hane yani aşağı yukarı 1200 kişinin Beykoz tarafına iskan edilebileceği belirtildi.Ancak Bosna ve Hersek dışında gelenlerin dışında kimsenin iskan edilmemesi de belirtilecektir.Görüldüğü üzere, 1878’den sonra İstanbul, Balkanlardan gelen muhacirlerle tam bir muhacir şehrine dönüşmüştür. Bu yüzden, mümkün olduğunca başka yerlere yerleştirilmeye çalışılsalar da ilk gelen Bosna-Hersek muhacirlerinin bazıları şehir merkezinde, mühim kısmı ise şehre yakın yerlerde yerleştirilmişlerdir. Beykoz ve civarına da 1200 kişi yerleştirilmiştir.
1950’lerden itibaren Yugoslavya ile Türkiye arasında yapılan antlaşmalar ile Bayrampaşa Yıldırım Mahallesi,Gaziosmanpaşa Küçükköy ve Taşlıtarla ,Pendik Yeşilbağlar ve Sapanabağları’na Boşnakların göç etmeye başladığını göreceğiz.Detaylı bilgiler de zaten aşağıdaki mahalle mahalle ve ilçe bazında anlattığımız bilgiler arasında göreceğiz.
Günümüzde İstanbulda Bayrampaşa Yıldıırm Mahallesi,Kocatepe,Kartaltepe gibi mahallelerde, Gaziosmanpaşaya bağlı Küçükköy Şemsipaşa Mahallesi ile Hürriyet Mahallesinde,Taşlıtarlada Eyüp’te ise Rami ilçeleri Silivri,Çatalca,Kağıthane,Şile,Sefaköy,Zeytinburnu,Güngören,Bağcılar,Esenler,Kadıköy
Üsküdar ve Beykoz,Yenibosna,Maltepe,Kartal’da Çavuşoğlu,Karlıktepe Pendikte ise Yeşilbağlar,Sapan-
bağları,Tuzla ve Beylikdüzü gibi yerlerde Boşnaklar yoğunluklu olarak yaşamaktadır.
İstanbulda yaklaşık 300.000 kişi yaşamaktadır.En kalabalık Boşnak nüfusu Bayrampaşa ve Pendiktedir.
İstanbul’da yaşayan Boşnaklar yüzde 90 civarı Sancak kökenli geri kalanlar ise Bosna göçmenidir.Boşnakça konuşulma durumu ise 40 yaş altı nerdeyse unutmak üzeredir.Gençler ise tüm Türkiyede yaşayan Boşnaklarda olduğu gibi bitmiş durumdadır.
Şimdi sıra geldi muhit muhit Boşnakları incelemeye..Hadi bakalım başlıyoruz..
PENDİKLİ BOŞNAKLAR

İstanbul’un çıkışında,Kocaeli sınırına arabayla 25 dk mesafede bir ilçedir Pendik… nüfusuyla Anadolu’da çoğu ili geçen ve Osmanlı Döneminde bir sayfiye yeri taşıyan
ilçedir Pendik..2024 nüfusu 749.356’dır.Yüzölçümü 167.9 Km2 olan Pendik nüfusu içinde Anadolu,Kafkaslar ve Balkan göçmeni de barındırmaktadır.Sabiha Gökçen Havaalanı’nın ilçede bulunması hareketliliği sağlamıştır.
Biz bu yazımızda Pendik’te yaşayan Boşnaklara değineceğiz.
Malum olduğu üzere Boşnakların Türkiye’ye göç etmelerinde iki önemli hadise olmuştur.Bunlardan biri 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi ( Nam-ı Diğer 93 Harbi),diğeri de 1912-1913 yıllarında cereyan eden Balkan Savaşları..
Bu savaşlar sonucunda birincisinde Bosna ,ikincisinde Sancak Bölgesi kaybedilmiş ve Türkiye’ye göçler artmıştır.
Pendik’e gelen Boşnaklar ise daha çok 1950’li yıllardan sonrasını kapsamaktadır.Bugün Yeşilbağlar,Sapanbağları ve Yeni Mahalle’de yaşayan Boşnakların sayısı 45-50 Bin arasındadır.Bunların da çoğu (yaklaşık %90’ı) Sancak göçmenidir.
Herhangi bir ülkeye göç edenlerin bir araya gelerek oluşturduğu Sivil Toplum Kuruluşları olduğu gibi,Pendik’te yaşayan Boşnaklar da dernek kurmuşlardır.Dernek ilk olarak 1992 yılında Yugoslavya Göçmenleri Derneği adıyla kurulmuş özellikle bu yılda başlayan Bosna Savaşında kardeşlerine yardım faaliyetleri yürütmüştür.Türkiye’ye gelen Boşnaklara yardım edilmiş ve Bosna’ya toplanan yardımlar da ulaştırılmıştır.
Bu yörede yaşayan Boşnaklar kültürlerini yaşatmaya devam etmektedir. Pita günleri her ne kadar haftanın 2 günü ( Perşembe ve Pazar ) şeklinde yapılmamaktaysa da yine de bir gün evlerde pişirilmektedir.Bunun yanında Sapanbağları ve Yeşilbağlar’da Boşnak Börekçileri de açılmıştır.
Kına ve düğünler de adetlere göre yapılmaktadır.Bu özel günlerde bir araya gelen Pendikli Boşnaklar kaynaşmayı sağlamaktadır.Bayramlarda ise her ne kadar tam anlamıyla olmasa da bayram adetleri yerine getirilmeye çalışılmakta,Biryan yapılıp birkaç aile bir arada bayram yemeği yemektedir.
Pendikli Boşnaklar’ın dil problemi ise maalesef büyüyerek devam etmektedir.Dil problemi dediğim Boşnakça Konuşma ve Öğrenme ..Özellikle de yeni nesil Boşnakçaya çok uzak kalmakta ve bu da kültürel açıdan problem teşkil etmektedir.Karışık yapılan evliliklerde bu özellikle hissedilmekte,kendi çocuğuna Boşnak kültürü veremeyen anne ve babalar eşlerinin kültürlerine alışan çocuklara sahip olmaktadır.Bu durum karşısında mevcut derneğin ve federasyonun maalesef herhangi bir çalışması bulunmamaktadır.
Bir diğer sıkıntı ise meyhanelerin ve uyuşturucu kullanımının çokluğudur.Maalesef bu konuda eskilerin alışkanlığını bırakmaması ve bunu gören çocuklarının da içki alışkanlığı kazanmasının önüne geçilememektedir.Düşünün 200 metrelik bir caddede 5 meyhane var.Uyuşturucu deseniz ,zaten Türkiye’nin de sorunu bizim Pendikli Boşnakları da etkilemiştir.Bunun önüne geçmek için çalışmalar yapmak- kanaatimce önce Bosna Sancak Derneği’ne- sonra da ilgili devlet yetkililerine aittir.
Boşnaklar genellikle sporcu insanlardır.Buna bağlı olarak Pendikli Boşnakların da spor ile içli dışlı olduklarını görmekteyiz.Futbol,basketbol gibi alanlarla ilgilenmektedir. Yeşilbağlar Balkan Spor kulübü,bu yöredeki insanların temsilcisi ve gururudur.
Pendikli Boşnaklar ilk geldikleri yıllarda işçi olarak hayatlarını kazanmaya çalışmışlardır.Pendik Tersanesi ve Tekel’de çalışan Boşnak sayısı hayli fazla olmuştur 1980’li yıllardan itibaren ise Laleli piyasasına yönelmişlerdir.Burada çalışkanlıkları ve dil avantajları onlara bir hayli avantajlı olmuştur
Pendikli Boşnaklardan şu anda her meslek alanında çalışan insanlar vardır.Doktor,mali müşavir,mühendis,öğretmen gibi..
Pendikli Boşnaklar anavatanları olan Sancak ve Bosna’ya gidip gelmektedirler.Sapanbağları’nda hemen her gün Sancak’a giden otobüs firmaları mevcuttur.Buralardan kalkan otobüsler yaklaşık 16 saatlik yolculuk sonrası anavatanlarına ulaşmaktadır.Bu firmalar akrabalar arası bağları da korumaya yardımcı olmaktadır.
Sancak ve Bosna ile akrabalık bağları devam ettirildiği gibi İstanbul’un diğer toplu yerleşik Boşnak mahalleleri olan Küçükköy ve Yıldırım Mahallesi’ne de yaklaşık 40 yıldır kesintisiz devam eden mahalle otobüsleri çalışmaktadır.Otobüs modelleri ve şoförleri değişmiş olsa bile 40 yıldır bu iki mahalle ile bağlantı devam etmektedir.Bu otobüsler bayramlarda da her gün sefer yapmakta ve akraba ziyaretlerinin yapılmasına vesile olmaktadır.
Bu iki mahalle arasında kız alıp verme yaygındır. Pendik’ten Yıldırıma ( eski mantık olan Boşnaklar sadece Boşnaklar ile evlenir ) Yıldırım’dan Pendik’e… bu nedenle bu otobüsler hala daha büyük bir ihtiyaç gidermektedir.
Pendikli Boşnakların ibadetlerini yerine getirdiği Sancak Camii ve Parmaklı Camii vardır.Cenazeler,namazlar,bayramlaşmalar buralarda yapılmaktadır.Bunun yanında Muhammediye Camii ve Turgutpaşa Camiileri de Boşnakların tercih ettiği diğer camiilerdir.
Pendik’te Boşnakların yaşadığı 3 mahalle olsa da 2 semt vardır.Biri Yeşilbağlar diğeri de Sapanbağları’dır.Bu iki mahalle de asayiş yönüyle Pendik Emniyeti’nin şikayet etmediği nadir mahallelerdendir.

1969 yıllarında kurulan Yeşilbağlar mahallesinin %30’u imarlıdır. Pendik ilçesinin Yeşilbağlar mahallesi “alt gelir” grubuna mensup insanların oturduğu bir bölgede yer alıyor. Küçük esnaf ve işçilerden oluşan mahallede 10 ila 20 yıl arası göçler ile İstanbul’a yerleşmiş aileler oturmakta. Ailelerin kültür yapısı da sosyo-ekonomik düzeyleri ile eşdeğer düzeyde. Ailelere mensup kadınlar en fazla ilkokul mezunu iken babalarda da durum çok farklı değil. Sınıflarda yapılan aile araştırmalarında birkaç istisna hariç öğretmen, mühendis, doktor gibi ünvanlara mensup üniversite mezunu bulmak mümkün değildir.
Yeşilbağlar mahallesi Pendik ilçe merkezine araçla beş dakika uzaklıkta. Bu durum mahalle halkının küçük ihtiyaçlarını dahi merkezden temin edebilmelerine olanak sağlıyor. Mahalle halkı kentleşme sürecini tam olarak tamamlayamamıştır.
Mahalle adı nereden gelmekte?
Yeşilbağlar mahallesinin adı,vaktiyle bölgede bulunan zeytin ve üzüm bağlarının çok olmasından gelmektedir.Ancak şu anda onlardan eser kalmamıştır.Mahallenin nüfusu 2024 yılında 6925’tir.Mahallenin seçmen sayısı 3200’dür.
Mahallenin sınır komşuları Yeşilbağlar mahallesinin sınır komşuları güneyde Yeni Mahalle ve Bahçelievler Mahallesi, batıda Sapanbağları Mahallesidir.
Caddeleri ise mahallede 41 sokak 4 cadde bulunmaktadır. Bunlar Sakarya Caddesi, Başkent Caddesi, Turgut Paşa Caddesidir.Mahallenin en işlek yeri Başkent Caddesidir.
Muhtarları
- Müslim Bayraktar 1969 –1974
- Şaban Şengül 1974 – 1979
- Mehmet Çetin 1979 – 1984
- Ahmet Köse 1984 – 1994
- Harun Uygun 2004 -2014
6.İsmail Güngör 2014-

Mahallenin %90’ı okuryazardır.Mahallenin tek okulu İ.Öztürk İlkokuludur.Ortaokul olmamakla birlikte mahalledeki öğrenciler genelde Kılıçarslan Ortaokulunda okumaktadırlar.
Mahallenin tek camisi Sancak Camii’dir.Genelde cenazeler bu camiiden kalkar.
Pendik Belediyesinin 2014 yılında yaptırdığı Spor Kompleksi ile mahallede spor yapmak isteyenlere bu imkan tanınmıştır.Spor kompleksinin ismi yörede yaşayan Boşnakların en fazla göç ettiği illerden Novipazar ismini taşımaktadır. Yeşilbağlar Mahallesi’nde faaliyetini sürdüren tesis, tüm Pendikli vatandaşlarımıza yönelik bir spor merkezi olarak hizmet vermektedir. Bünyesinde spinning, fitness, pilates, aerobik ve basketbol faaliyetlerini barındırarak gündüz saatlerinde bayanlarımıza, akşam saatlerinde bay vatandaşlarımıza özel faaliyetlerle, tüm vatandaşlarımızın spordan faydalanmasını ve spor yapmasını yaygınlaştırmak amaçlanmaktadır.
Mahallenin tek köprüsü Adnan Kahveci Köprüsüdür.Bu köprü,Kurfalı semti ya da diğer ismiyle Hürriyet Mahallesi ile Pendik arasında önemli bir bağlantı yolunu oluşturur.
Mahallenin etnik yapısını Yugoslav göçmenler ile Karadeniz bölgesinden ve Afyon ilinden gelenler oluşturmaktadır.Mahalle yılda %10 – 20 arasında göç almaktadır.
Boşnakların yaşadığı semtlerdeki camii imam hatipler ile ilgili acizane fikrimi söylemek gerekirse,bu camiilere Boşnak imam hatip atansa sanırım bu mahallelerdeki Boşnaklar ile daha iyi iletişim kurulacaktır.Camiilerin boşluğu belki biraz daha doluluğa ulaşacak veya bu camiiler Boşnakların cazibe merkezi olacaktır.Bilinen bir hakikattir ki Boşnakların azınlık piskolojisi var ve bu piskoloji Boşnakların birbirine güven arttırıcı unsur olmakta ve birbirlerini daha iyi tanıma ve güvene yol açmaktadır.Bu nedenle bu teklifimi müftülüklerin dikkate alacağını umuyorum
Pendik’te yaşayan Boşnaklar ağırlıklı olarak Sancak denen bölgeden gelenlerden oluşur.Diyebilirim ki yüzde 90 Sancak yüzde 10 Bosna göçmenidir.Novipazar,Tutin ve Sjenica ağırlıklıdır.
PENDİKTE YAŞAYAN BOŞNAK SÜLALELERİ ( Tespit Edebildiklerimiz )
198 sülale
Agic-Alibaşiç-Alihodzic-Ademoviç -Arapoviç- Atoviç- Abazoviç- Aliç – Adilovic – Avdagic-Avdic – Ahmetoviç – Alomeroviç – Bacevac-Baliç -Balijagiç – Balota -Başiç- Becirović – Beganoviç -Begoviçi – Berbatovic -Biberobiç – Bihorac – Bilaloviç -Bişevac – Bogucanin-Brniçanin -Brunceviç- Brcvak -Buzgoviç – Caceviç -Çavuşeviç-Cerlek -Çakoviç-Catoviç – Çoloviç – Çoroviç -Crnovoršanin -Çolakoviç-Çuriç- Çurkiç-Daçiç -Dazdareviç – Dedeiç – Dedoviç-Deliç -Demiroviç-Demçoviç -Destanoviç – Djudjevic Dolavac -Dorukoviç- Draşkoviç-Drazan – Drekoviç- Druştinac – Dudiç -Dupljak -Durakoviç –Duljevic- Dzigal-Dzankovic-Etemoviç-Fazlagiç- Fazliç- Ferizoviç -Ferovic – Fettahoviç -Gaçeviç- Galanoviç-Galizoviç- Ganic –Gegic-Giçiç- Glişeviç – Goruzde -Graca-Grlevic Grahovic-Grahovac-Hacaliç Haćković- Hakiç-Haliloviç – Hajrovič -Hajruşiç -Hamzagiç-Hamziç -Hanuşa -Hasanbegoviç-Hasiç – Haziroviç-Hodoviç- Hoçani-Hodzic -Hot -Husic-İbrahimoviç-İkiç-Jahoviçi(Koparac)- Jusoviç Kaçar – Kacapor – Kahrimanoviç -Kaliç – Kadrič -Kapetanovic-Kijevçanin- Kladnicanin – Koca(Kotsa)-Kolaşinac – Koşuta – Kozič – Koniçanin-Krnçeviç -Krusjlevan – Kuçeviç – Kujoviç -Kurbaşeviç -Kurtanovic- Kurtoviç Lakota –Lekiç- Lekovic – Lekpek -Lukaç-Lumiç-Licina-Ljajiç -Lotinac- Malevac- Mavriç Medzedoviç -Mekiç –Martinoviç- Melajac-Memiç-Mısırliç-Mitrofçan- Muezzinoviç -Mujoviç- Mumçiç-Muratovic –Mulic-Muric – Mürseloviç-Niçeviç – Nokiç -Novaliç -Numanoviç – Nurkoviç – Osmanoviç -Papiç- Pepiç – Pejiç – Piştol -Palevac-Plakic – Plojovic -Premenkoviç-Prenço –Pruzljan- Radohovci-Radonçiç – Ramiç -Ramoviç-Rasljanin – Rebronja -Rovçanin -Rugovac – Rüstemoviç- Salemoviç – Saračevič -Saronjac-Sejdoviç-Suliç –Sinanoviç-Slatina- Şaliç-Şaranin- Şehoviç -Şemsoviç- Şerifoviç-Şkrijelj-Şuşterac- -Taloviç- Tatarevic-Trtovac- -Tutiç-Turkoviç-Tuzinci- Uglanin -Ukiç –Vrucanin- Zeçeviç – Zeynelagic-Zilkiç-Zirçanin Zorniç-Zubanovic
RAMİLİ BOŞNAKLAR

RAMİ İSMİ NERDEN GELMEKTEDİR ?
Rami İstanbul’un Eyüpsultan ilçesine bağlı büyük ve tarihi bir semttir. Adını Osmanlı padişahı II. Mustafa döneminde önce Reis-ül Küttablık sonra da sadrazamlık yapan Rami Mehmed Paşa’dan alır.
1.Mustafa’nın bu semtte Sadrazam Rami Mehmed Paşa’ya hediye olarak verdiği arazi Rami Çiftliği olarak anılmaya başlamış, zamanla semtin adı Rami haline gelmiştir. II. Abdülhamit zamanında birçok devlet görevlisi bu semtte yerleşmiştir. Tarihi , Rami Kütüphanesi’ne dönüştürülen Rami Kışlası, Hacı Ali Paşa İlköğretim Okulu ve camii semtin tarihiyapılarındandır.
Rami bugün Topçular,Yeni ve Cuma olmak üzere 3 mahalleden oluşmaktadır. Bulgaristan’dan gelen göçmenler eski çiftlik arazisinin üzerinde “Rami Cuma Mahallesi”ni kurmuş. 1950’li yıllarda Taşlıtarla olarak bilinen yerlere ikinci göçmen kafilesi yerleştirilmiş. Buraya “Rami Yeni Mahalle” adı verilmiş.Daha önceden gelen Doğu göçmenleri sonradan gelen bu Boşnakları hazmedemediği söylenir.

Rami deyince akla Rami Kışlası gelmektedir.1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının hemen ardından kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusu için bu bölgede inşa edilen ve 1828 yılında kullanılmaya başlanan askerî kışla da Rami Kışlası olarak anılmaya başlanır. 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Sultan II. Mahmud’un karargâhı olarak da hizmet veren Rami Kışlası, 1836-1837 yılları arasında Mühendishane talebelerinin de kışla içinde bulunan Mekteb-i Harbiye’ye taşınması ile yalnızca askerî bir üs olmaktan çıkarak bir bilim yuvası kimliği de kazanır.
1.Dünya Savaşı’nın ardından yer yer tahrip olan Rami Kışlası, Cumhuriyet Dönemi’nde işlevini korur ve 1971 yılına dek askerî amaçlı kullanılır. Bu tarihten sonra kışla mülki idareye devredilir.
Ramili Boşnakların Yerleşmesi

Eyüp ilçesinin bir mahallesidir. İstanbul’a gelen ilk Boşnaklar Rami ve Havuzbaşı’na yerleşmiştir(tahmini 100 yıl). 1950 yıllarından itibaren başlayan (eski Yugoslavya) göçlerden dolayı, Rami semtine yerleşmişlerdir.İstanbul’daki ilk Boşnak Mahallesi Rami Kışlası olarak bilinen yerin yanında( Rami Kariyesi ) 1877 yıllında bu mıntıka Osmanlı Devleti evraklarında “Boşnak Mahallesi” olarak geçmektedir .Günümüzde Boşnak ve Anadoludan gelenler ile Balkanlardan gelenler yaşamaktadır.
Herkesin yakından tanıdığı yazar Ayşe Kulin’nin ailesi ilk olarak bu semte yerleşmiştir.
Bundan sonrasını Abdullah Kalın anlatıyor bize:
“Hepimizin ailesinin geçmişinde bir Rami serüveni yatar. (Küçükköy ve Yıldırım mahalleleri boş bir arsa iken). Çocukluğumun geçtiği Taşlıtarla semtinden minibüslerle, Topkapı-Beyazıt istikametinde yolculuk yaparken bugünkü Rami ortaokulunun karşısındaki sokak adları dikkatimi çekerdi; Boşnak Hıdır Sok., Boşnak Hüseyin sok. ve Bosnalılar Durağı… O zamana kadar bu tür konular ilgimi çekmiyordu. Ağabeyim göç eden ilk Boşnakların Rami semtinde olduğunu söylediğinde şaşırdım ve ilgimi çektim.
Ortaokulu Taşlıtarla semtinin, Kadri Yörükoğlu okulunda okudum. Okulun voleybol ve basketbol takımlarında oynuyordum. İstanbul ve bölge şampiyonalarına katılmadan önce komşu semtte bulunan, Rami Ortaokuluyla hazırlık maçları yapıyorduk. Rakip takımda uzun boylu ve atletik yapılı Boşnaklara benzeyen insanları görüyordum.
Merakımı gidermek için sordum. Boşnak olduklarını fakat bir kelime Boşnakça bilmediklerini duyduğumda hem üzüldüm hem sevindim. Çocukluğumun unutulmaz anılarından biri şöyledir; Pendik’te yaşayan Bayar ailesi, Rami’de çok yakın bir akrabalarının olduğunu (saim) ve bu akrabalarıyla Taşlıtarladaki evimizde karşılaştıklarında, oluşan duygusal ortamı daha çocukken görmüş,hafızama kaydetmiştim. Fazlı Bayar vefat ettiğinde geç bulup erken kaybettiği akrabasını kaybetmesinin verdiği üzüntüyü ve gözyaşlarını, Saim abide gördüğümde çok etkilendim. Muhacirliğin zor olduğunu işte o zaman daha iyi anladım.
Bugün de Rami’de hala eski Boşnaklar yaşar. Rami’nin ilk Boşnak ailesi olarak Karabegoviçler’den söz edilir.Karabegoviçler Rami ve Gaziosmanpaşa’da geniş bir çevre edinirler.İlk dönemlerde göç edne Boşnakları Rami’deki çiftliklere yerleştirmişlerdir.Ama sokaklarında cumbuz olmaz, düğünlerinde armonika çalmaz. Bildiğim tek şey asimile oldukları… Başta yazar Ayşe Kulin, gazeteci Serdar Turgut ve Ergun Turgut gibi adını bilmediğim daha nice Boşnak ünlüler burada yaşamıştır.Bunun yanında bu semtte Erol Mütercimler,Neriman Köksal,Muhterem Nur gibi ünlülerin dışında İstanbul’da ilk rock-cafenin kurulduğu,Erkin Koray,Tantana Mustafa,Cahit Kukul,Grup Hardal gibi Rock müziğinin babalarının daha 1960’ların ilk yarısında yetiştiği eski ünlüleri vardır.
Başta Ramili Baboviç Ağabey olmak üzere, herkese saygılar….”
SEFAKÖY BOŞNAKLARI

Sefaköy, 1879-1890 yılında Bulgaristan Deliorman’dan göç eden Karaömeroğlu İbrahim Safra tarafından Safraköy adıyla İstanbul’da kurulmuş olan, bugün Balkan göçmenlerinin yoğun olarak yerleşik oldukları Küçükçekmece İlçesine bağlı bir semttir.
Eski Atatürk Havaalanına yakınlığı nedeniyle zamanında uçakların kalkışlarında sürekli rahatsızlık veren bir semtti Sefaköy..En göze çarpan yanı gecenin her saatinde açık olan dükkanlarıdır.(tr.foursquare .com sitesinden alıntı)..
1950’li yıllarda birbirinden uzak evlerin yapıldığı ve 150 haneden oluşan bir köyken şu an semte dönüşmüştür.Tarlalar ve dutlukların bolca yer aldığı mahallede şu anda tabi bunları bulmak imkansız.( Ekşi Sözlükten alıntı)
Boşnakların Sefaköy’e Yerleşmesi
Safraköy olarak bilinen sonra da ismi Sefaköy’e dönüşen semtte şu an takriben 4000-5000 arası Boşnak yaşamaktadır.Sefaköy’e ilk olarak 1960’da Boşnaklar yerleşir. Sefaköy’e yerleşen Boşnaklar hep Sancaklıdır ve Sancak Bölgesi’nden gelip yerleşmişlerdir.
İlk yerleşen Boşnak grubu önce Bursa’ya oradan da İstanbul Sefaköye gelip yerleşecekir. Bu grup Sefaköy Bosna Sancak Derneği eski başkan yardımcısı Abbas Eskin’in ailesidir ve 10 kişilik gruptur.
Sancaklılardan oluşur demiştik.Evet Sancak’ın Prijepolje,Rozaje,Pljevlja,Priboj ve Sjenica şehirlerinden gelenler vardır bu bölgede. 1994 tarihinde ,o sırada sürmekte olan Bosna Savaşı’ndaki kardeşlerine yardımcı olmak amacıyla Sefaköy Çağdaş Bosna Sancak Derneği kurulur.Savaşta gelen Boşnak kardeşlerine ellerinden gelen yardımı yaparlar.Bazı Boşnaklar geri dönerken geri kalan da Sefaköy’e yerleşir.Ancak bu da 5-6 aileyi geçmez tabii
Günümüzde Sefaköy’de yaşayan Boşnakların çoğu kendisi de Pribojlu Boşnaklardan olan Murat Bayrak’ın sahibi olduğu Sancak Tül Fabrikasından emeklilerdir.Bunun yanında akademik kariyer yapan Boşnaklar da vardır. Günümüzde Sancak Tül fabrikası yok ama yerine Sancak Air ve catering hizmeti veren şirket devam etmektedir.Onun yerine şimdi Mustafa Bayrak bakmaktadır.1978’e kadar Sancak Tül’de çalışan 2500 işçinin yaklaşık 2000’i Boşnaklardan geri kalan da Makedon ve diğer milletlerden insanlardan oluşuyordu.
Sefaköy’de Yaşayan Boşnak Sülaleleri
Tahirovič,Haydaroviç,Ziga,Haciç,Durgut,Kadriç,Borançiç,Namgalija,Kordiç, Gaço,Konoviç,Çebo,Kožo, Hajdarpasiç, Şabotiç, Kadiç ,Ramoviç ,Bajroviç ,Dırkenda, Şuman ,šabović ,Durutlič,Zverotič Mirasčija, Vinarič,čota,Dedovič,Caka,Stovrag,Javoravac,Korac,Kalaç,Bibulica,Hadroviç,Muratoviç,Liçina,Skrijel,Ledinic,Alic,Mehoviç,Dautoviç,Ceman,Heroviç,Babiç,Hekalo ve Hrela gibi belli başlı Boşnak sülaleleri yaşar.
Sefaköy üç mahalleden oluşur. Kemalpaşa Mah muhtarı Hacı Şengül Boşnaktır ve 20 senedir muhtardır. Boşnaklar Sefaköyde Tevfikbey Mah ,Kartaltepe Mah ve az bir kısım da Fevzi Çakmak Mahallesinde yaşamaktadır.
Sefaköy’de Boşnak Kültürü
Sefaköylü Boşnak gençlerimizin hepsi folkloru iyi biliyorlar. Konuşmaları biraz zayıf ama şarkıları ezbere biliyorlar. Akordeon çalan bir arkadaşımız var : Semih Kordiç .Hakan Şabotiç kardeşimiz de vardı fakat hastalığından dolayı Akerdeon çalamamaktadır.
Dernek olarak her sene teferic yapılmaktadır.Kışın müsait olursa gece düzenlenmekte ve diğer derneklerin faaliyetlerine katılmaktadırlar.
ŞİLE ( YENİKÖY ) BOŞNAKLARI

Şile, İstanbul’un Anadolu yakasında, Karadeniz sahilinde şirin bir tatil beldesidir. “İstanbul’un Bodrumudur” diyebiliriz.Köy,Şile’ye 9 km ,İstanbul’a 65 km mesafede bulunur. Nüfusu 486 (2024 ) olan köy önceleri yeşillikler içindeki keskin virajlarıyla uzun ama dinlendiren yolculukların yapıldığı Şile yolu, yeni yolun (Karadeniz yolu) yapılmasıyla daha kısa bir mesafe haline gelmiştir.Mesafenin kısalması gidiş-geliş oranını arttırsa da doğal güzelliğin yok olmasına da neden olmuştur. Turizm potansiyeli tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile fazladır. Bunun dışında ormancılık ve hayvancılık geçim kaynaklarıdır.Yeniköy’e bu ismin verilişi hakkında başvurduğumuz kaynak kişiler eski tarihlerden beri köyün isminin Yeniköy olduğunu, değişmediğini ve nedenini bilmediklerini aktarmaktadır.(Elif Şendur)
Köy 1902’den beri aynı adı taşımaktadır.Daha önce Kabakoz köyüne bağlıyken 1951de köy statüsüne getirilmiştir.

Şile’nin Boşnakları Yeniköy’de yaşarlar.Köyün girişinde kiliseden bozma bir yapının olduğunu görürüz. Bu yapı bize eski bir Rum köyü olduğunu gösterir. Rivâyete göre köyü kuranlar 1770 Orlov isyânından sonra Taşköprü köylerinde hâli hazırda oturan veya Moradan sürgün olan Rumların bir müddet oturduğu Taşköprüden sonra kurduğu köydür. Helence biliyor olmaları ikinci rivâyeti güçlendirir. Yukarı ve Aşağı mahallesi bulunan köyde konuşulan helence kaba geldiği için Şiledeki Rum cemaâti Yeniköylülere ”kenaya” (dağlı) gibi dışlayıcı tâbirde bulunurmuş. 1914-1918 arası 7000 Rum Şileden Eskişehre sürülmüştü. (Târih: 19/M /1335 (Hicrî) Dosya No:16 Gömlek No:44 Fon Kodu: DH.EUM.3.Sb) Köyde halen Kilise Kalıntısı Vaftiz Yeri,Osmanlı hamamı ve kilise kalıntısı vardır.
Kandıra’nın Yeniköy karyesinden oldukları anlaşılan Praskoh ile Sotiri nam şahısların Kandıra’dan alıp götürdükleri un ve arpa yükleriyle ele geçirildikleri yazmaktadır.
Köy 1924 yılında Abdurrahman Akova tarafından köy iki hane olarak tekrar kurulmuştur. Yeniköy’ün tekrar kurulması nedeniyle bu ismi aldığı tahmin edilir. Günümüzde Yugoslav göçmenlerinin yoğunlukta olduğu bir köydür. Köyde yaklaşık yüz on hane bulunmaktadır. Turizm potansiyeli tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile fazladır. Bunun dışında ormancılık ve hayvancılık geçim kaynaklarıdır. Şu anda ise köyün tamamını Boşnaklar oluşturmaktadır. Boşnaklar buraya en çok Sancak-Kolaşin bölgesinden gelmiştir. Tutin ve Novipazar’dan da çokça Boşnak vardır. Köyün gençlerinin çoğu, Şile Belediyesi’ne ait yerlerde çalışırlar. Özellikle yazın cankurtaran olarak Şile plajlarında “boy” gösterirler. Korza yapılan caddede uzun boylu ve yakışıklı gençlere rastlarsanız bilin ki bunlar Yeniköylü Boşnak gençleridir. Güzel Boşnak kızlarını soracak olursanız onlar da Küçükköy ve Yıldırım’a gelin gitmişlerdir.Yazları Küçükköy Yıldırım ve Pendik Boşnakları Şile‘de tatil yaparlar.
Boşnakların Köye Yerleşmesi

1770 Orlov İsyanı sırasında İzmit Sancağı’nın Gekbuze kâzasının Taş Köprü nâhiyesinde isyan hareketlerine katılıp, daha sonra buralardan kovulan Rumların kurduğu köy ano (aşağı) ve kato (yukarı) köy olarak tertiplenmiştir. Şile içindeki Rumlardan farklı olarak daha çok ziraat ve hayvancılıkla uğraşan Yeniköy Rumları daima silahlı dolaşırlardı. Kendilerine has Rumca aksanlarından dolayı Yeniköylü oldukları hemen anlaşılırdı.Dağlı ve vahşi manasında Kenaya denirdi. Milli Mücadele yıllarında Deli Yanni, Anasti, Todori ve bir Yunan astsubayı tarafından kurulan Kaçaros Çetesi, diğer Müslüman köylerinde zulümler yapmışlardır. 1918-1928 yılları arasında yerleşime kapatılan bu köye 1928 yılında Karadağ işgali altındaki Sancak yöresinden Boşnaklar yerleştirilmiştir.
Köyde Muslic,Şahoviç,Babaiç,Hot,Balota,Dautovic ve Rovçani gibi ailellerin oluşturduğu 100 kadar hanede Boşnak vardır. 1700’lerden 1922’lere kadar bir Rum köyü olan Yeniköy, 1924 yılında şimdiki Karadağ sınırlarında bulunan Bijeolo Polje – Pavino Polje ve Şahovici bölgesinde Karadağlı çetniklerce yapılan Şahovici katliamından sonra yine Osmanlı döneminde Şile bölgesinde askerlik görevini yapan Abdurahman Akova’nın ailesini getirmesiyle kurulmuş bir Boşnak köyüdür.Atatürk tarafından görevlendirlmiş ve burayı beğendikten sonra 5 aile gelip yerleşmiş.Başka bir kaynakta ise ilk etapta 1928 yılında Abdurrahman Akova eşi Emine Akova, Şahovici katliamında kocası öldürülen kız kardeşi Sevda Arslanalp ve onun çocukları Abdi, Vehbi, Hamdi ve yine akrabası Yusuf Mert ve çocuklarından oluşan 3 aileli olarak kurulduğu anlatılmaktadır.
Köyde Boşnak adetleri yaşatılmaktadır.Ancak her yerde olduğu gibi dil sorunu vardır.Yaşlılar Boşnakçayı bilseler de gençlerde artık bitti diyebiliriz.Boşnak düğün ve nişan gibi adetler devam ettirilmektedir.Mesela Dimja adı verilen genelde kına gecelerinde gelinlerin giydiği kıyafetler halen giyilmektedir.Boşnak olmayan gelinler de bir süre sonra aynı Boşnak gibi yaşamayı öğrenmişlerdir.Boşnak böreği,Boşnak mantısı gibi yemekler köyde halen yapılmakta ve bu yiyecekler üzerine açılmış dükkanlar bulunmaktadır.Dükkanlara Şile’yi gezmeye gelen yerli ve yabancı turistler uğramakta ,gurmeler ve gezginler de internet sitelerinde bunları yazmaktadır.Vedat Milör gibi meşhurlar da köye gelmiş ve buradaki Boşnak lezzetlerini tanıtmışlardır.
Yeniköy’de Boşnak düğün ve kınalarında davul zurna getirilir, eğlence sırasında evin önünde yemekler yapılır ve misafirlere dağıtılırdı. İkram edilen ana yemeklerin yanında börek de verilmektedir.Günümüzde yapılan düğünlerde de köyde bulunan kadınların toplanarak tepsilerce börek yapması bu geleneğin devam ettiğini göstermektedir.Çarşaf böreği olarak adlandırılan börek çeşidi Boşnak köylerinde Boşnak böreği olarak adlandırılır.
Cenazelerde genelde misafirlere Boşnak Böreği ve Dudove denen tatlılar ikram edilir.
Boşnak böreği ve Boşnak tatlısı düğünlerde olmazsa olmaz yemeklerdendir. Bunlara pita, piryan, potoplika-potopolika, kuru fasulye, ribitta ve harçalı isimli Boşnak tatlısı da yapılmaktadır
Şahoviçi Katliamı
1924 yılında sadece Šahovići ve Pavino Polje köylerinde 2.400 Müslüman Sancaklı hunharca katledilmişti. Šahovići’deki ve Pavino Polje’deki olaylardan sağ kurtulmayı başarabilen Sancaklı Müslümanların çoğu bir daha o bölgelere dönmemiştir.Boşnaklar bu bölgelerden çekilirken evlerini ve diğer varlıklarını ya çok cüzi miktarlar karşılığında satmışlar ya da çoğunlukla hiçbir karşılık almadan öylece bırakmışlardır. Köyde yaşayan ailelerin çoğu o katliama tanık olanların torunlarıdır.
Eğer birgün yolunuz Şile’ye düşerse Yeniköy’e uğramadan gitmeyin. Hemşehrilerini iyi ağırlamasını bilen bir Boşnak köyüdür.Biz de Boşnak Medya olarak 12 Ekim 2019’da köye ziyarete gitmiş ve çok sıcak karşılanmıştık.
YEŞİLBAĞLAR BOŞNAKLARI

Kuzey ve batı yönünde Kartal’a komşu olan mahalle,güneyinde Yeni Mahalle ve doğusunda Bahçelievler Mahallesi ile komşudur. Mahallenin geçmişine baktığımızda önce Batı Mahallesi’ne bağlıyken 1958 yılında Sapanbağları olarak ayrıldığını görüyoruz. Boşnak göçmeni yoğunluklu bu mahalle daha sonra Sapanbağları ve Yeşilbağlar olarak ayrılır.Mahalle önceleri Kartal ilçesine bağlıyken daha sonra merkezine yakınlığı nedeniyle Pendik ilçesine bağlanmak istenmiş ve alınan kararla Pendik’e bağlanmıştır
Mahallenin yüzölçümü 0.36 km2’dir.Nüfusu 6.925 (2024 Nüfusu) olan mahallenin %55-60 arası bir miktarı Boşnaklardan oluşur ve bu nedenle Boşnak mahallesi olarak bilinir
Boşnakların Mahalleye Yerleşmesi

Yeşilbağlar Mahallesi’ne ilk olarak 1958-59 yıllarında Boşnaklar yerleşmeye başlar..Mahallenin Boşnak nüfusunun çoğunluğu Sancak Bölgesi müslümanlarından oluşur.Bunun yanında sayıca az da olsa Bosna kökenli Boşnaklar da yer alır.
Mahallenin Boşnak nüfusunu ağırlıklı olarak Novipazar,Sjenica,Tutin,Bijelopolje ve Rozajeli Boşnaklar oluşturur.
Mahalleye ilk gelen Boşnaklar geçim kaynaklarını fabrika işçisi ve serbest meslek olarak sağlamışlardır.Sunta Fabrikası,Tekel ve Adel kalem Boşnakların çoğunluklu olarak çalıştığı işyerleridir.
1970’li yılların başından itibaren yurtdışına çalışmaya giden Boşnaklar olmuştur.1974 tarihinde mahallede 70 hane civarı Boşnak vardır.O dönemde mahalle Boşnaklarının geçim kaynaklarından diğerleri ceviz,incir ve zeytin üretimidir.O dönemde Yakacık Belediyesi’ne bağlıdırlar.Mahallede Boşnak kültürü neredeyse asimilasyona doğru gitmektedir.Denilebilir ki kültürümüzün %60 civarındaki uygulamaları unutulmuş veya yaşanmamaktadır.1990 ve sonrası doğanlarda Boşnak kültürü neredeyse sıfırdır hatta hiç bilmemektedirler.Bu durum maalesef çoğu Boşnak yerleşimlerinde yaşanan bir durumdur.
Mahalledeki günümüz Boşnaklarının geçim kaynaklarına bakıldığında daha çok küçük esnaf (son yıllarda açılan Boşnak börekçileri dahil) ,emekli,memur,bankacı,sporcu ve eğitim işiyle uğraşıdır.
Mahalleye komşu Sapanbağları’nda yer alan Bosna Sancak Derneği kültürün yaşatılması adına gençlere eğilmiş ve onlara yönelik bu konuda çalışmalar yapmakta bu da kültür alanındaki eksiklikleri giderme adına bir güzel çaba olarak değerlendirilmektedir.
Mahalle muhtarı Boşnak kökenli İsmail Güngör’dür.Son seçimlerde oyların %35’ini alarak seçilmiştir.
Mahallede yaşayan belli başlı Boşnak sülaleleri şunlardır:
*Krusjlevan *Zeçeviç *Çoloviç *Catoviç *Çoroviç *Caceviç *Graca *Mujoviç *Taloviç *Başiç *Tutiç *Fettahoviç *Fazlagiç *Mavriç *Bişevac *Premenkoviç *Koniçanin *Saraçeviç *Jahoviçi( Koparac) *Bilaloviç *Ljajic *Drekoviç *Cerlek *Alihodzic *Lekovic *Grahoviç *Dupljak *Goruzde *Alomeroviç *Dorukoviç *Hacaliç *Begoviçi *Plakic *Nokiç *Ukiç *Zorniç *Kacapor *Koca *Malevac *Rugovac *Kolaşinac *Mitrofçan *Slatina *Husic *Kucevic *Kajevic *Nicevic *Hasiç
Yeşilbağların tanınmış Boşnaklarından bazıları şunlardır:
*Hüseyin Güngör -Sporcu ( Keçiörengücü) *Ziya Günay -Sporcu ( Sultanbeylispor) *Anıl Demir -Sporcu ( Fenerbahçe) *Rıza Köroğulları ( Duşakabinci) *Recep Baş ( Eski CHP Meclis Üyesi) *Sandzak İnşaat ve Novi İnşaat
Mahallenin tek camiisi Sancak Camiisi olup tek ilkokulu da İbrahim Öztürk ‘tür. Mahallenin Boşnak takımı Yeşilbağlar Balkan Spor’dur.İlk olarak Yeşilbağlar Spor olarak kurulmuştur.Öncülüğünü Osman Bayraktar,Murat Durusoy ve Esat Tozluca yapmıştır.1994 tarihinde de Balkan Spor ile birleşerek Yeşilbağlar Balkan Spor adını almıştır.
Pendikspor 3.lige çıktığında 8 oyuncusunu kulübe veren ve Türk futboluna 28 hakem kazandırmış olan kulüp futbolda maalesef ligden düştü.(2017).daha sonra ise 2022-2023 1.liginde şampiyon olarak süper lige çıktı.
YILDIRIM MAHALLESİ BOŞNAKLARI

Yıldırım Mahallesi Bayrampaşa ilçesinin en büyük mahallelerinden biridir. Yıldırım; Bayrampaşa’ya bağlı; kuzeyinde Cevatpaşa Mahallesi, güneyinde Kocatepe Mahallesi, batısında otogar bağlantı yolunun ayırdığı Esenler Turgut Reis Mahallesi, doğudan Gaziosmanpaşa’ya komşu olan mahalledir.
2024 nüfusu 52.035 olan mahalle başta Boşnaklar olmak üzere Balkan kökenli insanların ağırlıklı olarak yaşadığı mahalledir.Muhtarı ise 28 yıldır muhtar olan Boşnak kökenli Adnan Liçina’dır.Nüfusun yarısı Rumeli Balkan göçmeni. Boşnak, Arnavut, Makedon ve Bulgaristan’dan g da mahallede yaşıyor. Yıldırım Mahallesi günümüzde halen mahalle kültürünün yaşatıldığı bir yer. İnsanların çoğu birbirini tanır ve bağları çok güçlüdür.
Mahallemizden geçmişte ve günümüzde birçok iş insanı, sporcu, sanatçı ve siyasetçi yetişmiştir.Hidayet Türkoğlu,Semih Erden,Nisa Bölükbaşı (Kuć) ve Berkan Karabulut (Martinović),Esra Gümüş Kirici – Kadın Voleybol Milli Takımı eski kaptanı,Eda Erdem,Zikri Özdemir Hot,Recep Türkoğlu,Şefket Ok, Abdullah Ok,Kerim Erden,Hayri Sakarya gibi isimler Yıldıırm Mahallesi Boşnaklarındandır.
Yıldırım Mahallesi’nin adı nereden geliyor?
Yıldırım Mahallesi’nin çevresinde 1927 yılına kadar Rumlar yaşamış. Yakındaki Avas Köy (Atışalanı bölgesi) aslen bir Rum köyüydü. Rumların, Yıldırım Mahallesi içerisinde de çiftlikleri varmış. Rum halkının 1927 yılında mübadele ile Yunanistan’a göç etmesinin ardından bu yerlere Bulgaristan ve Makedonya’dan gelen göçmenler yerleştirilmiş. 1950 yılında Makedonya ve 1958 yılında Yugoslavya’nın Sancak bölgesinden göç eden Boşnaklar, Avas Köyü’nün yanı sıra Eski Edirne Asfaltı’nın yakınlarındaki arazilere yerleşmeye başlamış. 1965 yılından sonra Yugoslavya’dan gelenlerle mahallenin nüfusu gittikçe büyümüş. Yıldırım Mahallesi 1970 yılına kadar Eyüp ilçesinin Rami mahallesine bağlıydı. Mahalle adını Muhsin Yıldırım’dan almaktadır. Muhsin Yıldırım bugünkü Bosna Sokak’ta (eski adıyla Oğuz Sokak) köşk adıyla bilinen, Eski Edirne Asfaltı’na yakın bahçeli bir evde ara sıra oturmaktaydı. Kendisi o dönemlerde Edirne Ağır Ceza Hakimliği ve İstanbul İl Genel Meclisi Üyeliği yapmaktaydı. O dönem tanınan önemli bir kişi olduğu için mahallemizin adının Yıldırım soyadından geldiği söylenmektedir.
Diğer bir iddia ise 17. yüzyılda, Osmanlı Padişahı IV. Murad’ın sadrazamlığını yapmış olan Bayram Paşa’nın bu çevrede bulunan çiftliği anısına onun adıyla anılmakta olan Bayrampaşa ilçesinin (Koçu, 1960, s. 2302). eski adı Sağmalcılardır.1927’de Bulgaristan’dan göç etmiş olan ve bölgeye yerleşen ilk göçmen grubuna tarım yapabilmeleri üzere tahsis edilmiş olan bölgede bağcılık yapılmış ve sağmal inekler yetiştirilmiş olduğundan bölge uzun yıllar Sağmalcılar adıyla bilinmiştir. 1954 yılında köy statüsüne getirilen Sağmalcılar, Rami Bucağı’na bağlıydı ve Maltepe Askeri Kışlası nedeniyle Kışla Arkası olarak da anılmaktaydı.1927’den itibaren gruplar halinde Bulgaristan ve Yugoslavya’dan gelen göçmenlere ilaveten 1955’de Vatan ve Millet Caddelerinde evleri istimlak edilmiş vatandaşların da bölgeye yerleşmesi, Sağmalcılar kasabasının nüfus artışına sebep olmuştur. Ayrıca 1950 yılından sonra bölgede kurulan fabrikalar, ilçeyi sanayi bölgesi haline getirmiş ve 1960 yılında da Sağmalcılar’ın belediye statüsüne gelmesine neden olmuştur.Günümüzde Bayrampaşa genelinde, yeni nesillerle birlikte yaklaşık 70 bin civarında Boşnak kökenli vatandaşın yaşadığı tahmin edilmektedir.
Mahallenin özelliklerine baktığımızda özellikle Ekşi Sözlük’te şu ifadeleri görürüz:

“Türkiye’nin Boşnak nufusunun en yoğun olduğu, insan ilişkilerinin gayet samimi ve içten olduğu yazları dügün ve eğlencelerinin bol olduğu Boşnak mahallesi.
“Burada yaşayanların çok büyük bir bölümü Boşnaktır.Genelde her apartman bir aileye aittir; girişte küçük amca, üst katta hala, en üst katta büyük amca. e tabi böyle olunca da insan başka bir yere yerleşmek istemiyor, her yer tanıdık, ev kirası da yok. yıldırımlılara sorsanız mahallelerini ne Etiler’e ne de Tarabya’ya değişirler.Oldukça zengin aileler bulunur fakat çok gösterişli yaşam sevilmez. kadın erkek fark etmeksizin dedikodu oldukça yaygındır. İstanbul’un en farklı en eğlenceli mahallelerinden bir tanesidir.”
“3 kuşaktır birbirini tanıyan aileler artık komşuluktan öte kardeş,can ciğer kuzu sarması olmuşlardır… Türkiye’ye geldikten sonra olmanın verdiği sıkıntı ve zorluklar birlikte atlatılmıştır.”
Mahallede doğmuş büyümüş biri olarak ben de şunu diyebilirim ki 13 yaşına kadar yaşadığım mahallede eski Boşnak tadı vardı.Müziğinden yemeğine ,akşam oturmalarından kılık kıyafetine bayramlaşmalarından cenaze törenlerine kadar …

Bayrampaşa’ya ilk Boşnak yerleşimi 1880 ‘li yıllarda yapılsa da o dönemden gelen hiçbir aileye denk gelmedim.Mahalle daha çok 1950’den itibaren yerleşen Boşnaklar ile iskan edilmiştir.Mahallede Büyük bir kısmının kökenleri Karadağ Cumhuriyeti’nin Rožaje şehrinden (Rojaye). olmak üzere, Berane, Bijole Polje (Akdağ). şehirlerinden; Sırbistan Cumhuriyeti’nin Tutin ve Novi Pazar (Yeni Pazar). bölgelerinden; Bosna
Hersek Federasyonu’nun ise Mostar ve Zenica (Zenitsa). şehirlerinden gelmişler.Yıldırım Mahallesinin nüfusunun yaklaşık 40 binini Boşnak göçmenler oluşturur.
Boşnakların Yıldırım Mahallesi’ne Yerleşmesi
Bayrampaşa ilçesi ve özellikle Yıldırım Mahallesi Yugoslavya ve Türkiye’nin birçok farklı bölgesinden göç alarak oluşmuş/gelişmiştir.Yıldırım Mahallesinde Boşnakların yanı sıra Arnavutluk, Bulgaristan ve Makedonya’dan gelen birçok göçmen yaşamaktadır. İlçede bulunan mahalleler arasında Yıldırım Mahallesinin nüfusu diğer mahallere oranla daha yüksektir.
Türkiye ve Yugoslavya arasında 1953 Anlaşması olarak bilinen Centilmenlik Anlaşması Boşnakların Türkiye’ye göç etmesinde etkili olmuştur.. Bu süreçte anlaşmayla birlikte; Yugoslavya’dan, 1950-1958 yılları arasında 104.372 ( 1946-1960 yılları arasında 152.000, 1961-1970 yılları arasında ise 30.502 kişi olmak üzere 1946-1970 yılları arasında toplam 182.505 kişi gelmiştir. İşte Yıldırım Mahallesine Boşnakların gelmesi bu tarihlere denk gelir..
Bazı mahalle sakinleri buraya Balkan Savaşları sırasında kaçan Boşnakların olduğunu dolayısıyla 100 yıllık geçmişi olduğunu anlatsalar da halen daha bırada yerleşik bulunan Boşnaklardan hiçkimse ve hiçbir aile Balkan Savaşlarında gelenler arasında değiller.
Ağırlıklı olarak dağılmış olan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyet’nin günümüzde Sırbistan ve Karadağ Cumhuriyetleri sınırları arasında bulunan Sancak bölgesinden ve kısmen de Bosna-Hersek topraklarından Türkiye’ye göç etmiş olan Bayrampaşalı Boşnakların büyük bir kısmı 1953 yılında imzalanmış olan Serbest Göç Anlaşması ile Makedonya üzerinden, ancak orada belli bir süre ikamet ederek yahut büyük meblağlarda para ödeyerek edindikleri Makedonya’da ikamet ettiklerini gösterir sahte evraklar kullanmak suretiyle Türkiye’ye göç izni elde edebilmişlerdir.Makedonya’da ikamet edildiğine dair alınması gereken evraklar; ciddi miktarda rüşvet ödenmek suretiyle elde edilebilmekteydi. Müslüman Boşnaklar hem mallarını, tarlalarını ve hayvanlarını çok düşük fiyatlarla elden çıkarmak durumunda kalıyor, hem de elde ettikleri bu gelirleri de Yugoslavya devletine, evrak alabilmek için ödemek zorunda kalıyorlardı.
Yıldırım mahallesine ilk gelen Boşnaklardan bazıları Sancak’a döner..Sebebi de bölge şehir merkezinden uzak ve belediye hizmetleri yeterince yoktur.O dönem için yolların asfaltsız, içme suyu şebekesinin yetersiz olduğu, kanalizasyon altyapısının olmaması nedeniyle ilçede salgın hastalıkların ortaya çıkar ve özellikle Yıldırım Mahallesi’nin belli bir kısmının bu durumdan rahatsız olarak bazı Boşnaklar Sancak’a geri döner.1967 kolera salgının sebebi de altyapının yeterli olmamasıdır ve günümüzde Pişman mahallesi olarak anılan bölgenin bu isme sahip olma nedeni de budur işte.
Zincirleme etki ile Küçükköy, Taşlıtarla ve Yıldırım mahallesi çevresine yerleşmiş olanlar yalnızca Boşnaklar değildir. Bulgaristan göçmenlerinin ve Arnavutların bölgeye gelmesiyle bir yerleşim yerine dönüşen bu bölge önceleri çiftliklerin bulunduğu kırsal bir alan durumundayken, Balkanlar’dan gelenlerin devlet eliyle buralara yerleştirilmesi ve hemen sonraki yıllarda Boşnaklar’ın da yerleşmek için yine bu çevreyi tercih etmesiyle yavaş yavaş nüfus yoğunluğu da artmaya başlamıştır.
Yıldırım Mahallesine gelen Boşnakların daha evvel Fatih,Eyüp,Taşlıtarla gibi yerlere yerleşmiş akrabaları olmuştur.Bu da onların yerleşmesini kolaylaştırmıştır.Zira vesika denilen izin belgesini alabilmek için Türkiye’deki akrabalar ya da tanıdıklar aracılığıyla gerekli evrakların almış olması şarttır. Ayrıca Türkiye’ye ayak bastıklarında bir süreliğine bu öncü göçmenlerin evlerinde misafir olma durumu da söz konusudur.
Göçler genellikle yalnız yapılmamış, birkaç yakın aile birlikte ya da komşularla beraber göç edilmiştir. Büyük bir bölümü 10 ile 40 kişi arasında değişen göç kafileleri halinde trenlerle, 1930’da Türkiye’ye gelmiş olan Zahit Bey’in ailesi ise 800 kişilik bir grupla Selanik limanı üzerinden gemiyle Türkiye’ye gelmişlerdir. Bunun dışında az sayıda da olsa yalnız gelen aileler vardır. Örneğin, Türkiye’de doğmuş olan Halis Bey’in annesinin ailesi Sırbistan bölgesinden, babasının ailesi ise Karadağ bölgesinden Türkiye’ye gelmiştir.
Halalar, amcalar ve kuzenlerden oluşan 40 kişilik geniş bir göç kafilesinin en genç bireyi olan babası, yalnız olarak Türkiye’ye göç etmiş Boşnak bir ailenin iki kızından biri olan annesiyle burada tanışmış ve evlenmişler.
Türkiye’ye ulaşan Boşnakların yarısından fazlası ilk olarak vardıkları Sirkeci tren garından öncelikli olarak Türkiye’ye kendilerinden önce göç etmiş olan İstanbul’da Gaziosmanpaşa, Küçükköy, Bayrampaşa, Fatih’te yaşayan akrabalarının yanına gitmişler ve kalacak bir yer ayarlayana kadar da onların yanında misafir olmuşlardır. Bir kısmı ise İstanbul’a gelmeden önce Çorlu, Kırklareli, Bursa, Sakarya gibi çevre illerdeki akrabalarının yanlarına gitmişlerdir ilk olarak. Ancak İstanbul’a gidenleri burada bir sürpriz beklemektedir çünkü bakanlığın almış olduğu karar neticesinde İstanbul’a gelen göçmenler nüfusa kaydedilmemektedir ve İstanbul’a gidenler nüfusa kayıt olabilmek amacıyla çevre illerdeki akrabalarının yanlarına giderler. Çoğunun halen nüfusları bu illerdedir. Ancak nüfusa kayıt yaptırdıktan sonra, Kırklareli’ne giden iki aile dışında o illerde kalan pek olmaz ve İstanbul’a geri dönerler.İstanbul’a geldiklerinde barınacak bir yerleri olmadığından, Boşnak göçmenler akrabası olanlar akrabalarının yanına, tanıdıkları ve dostları olanlar ise onların yanında bir süre misafir olurlar. O dönem için, İstanbulda yaşayan Boşnak toplumunun genel olarak yoksul olduğu ve kendilerine dahi ancak yetecek sayıda odası bulanan küçük apartman dairelerinde yaşadıkları anlatılıyor. Fakat şartlar ne olursa olsun akrabalarını, soydaşlarını konuk etmişler evlerinde ta ki kendilerine kalacak bir yer buluncaya kadar.
“Gidip otelde kalma imkanımız yoktu ekonomik olarak. Dolayısıyla önceden gelen akrabalarımızın yanına misafir olduk, kendi düzenimizi kurana kadar. Zaten Türkçe de bilmiyoruz. Onlara dayanarak buraya alışmaya çalıştık. Kaldığımız evin 2 odası vardı. Odanın birinde 7 kişi onlar kalıyordu, diğer odada ise biz tam 8 kişiydik.” cümleleriyle aktarıyor Salih Erden ilk geldikleri dönemde yaşadıklarını. Muhammet Sancaktar ise, “Ekonomik açıdan yardım etmeleri mümkün değil kimsenin öyle rahat bir durumu yok o dönem zaten. Ama göç sırasında evrak işlemlerinde, ilk geldiğimiz dönemde de misafir ederek barınma açısından ve iş bulma konusunda yardımcı oldular bize.” diyerek özetliyor Boşnakların birbirlerine destek olabildikleri konuları.
Mesela benim ailem de normalde Erzincan’a iskan edilmek üzere yola çıkmış fakat Kırklareli garında -ki şu an tren yolu yok orda- daha evvel gelen akrabalar ile buluşmuşlar ve onların devlete güvence vermeleri ve kefil olduklarına dair kağıt imzalamaları ile bir süre Trulya (Demirköyün Hamdibeyköyü’nde ) köyünde durduktan sonra Gaziosmanpaşada yaşayan akrabaların yanında kaldık ve onların aldığı Koç soyadını aldık.Daha sonra ise Yıldırım mahallesine taşındık.
Yıldırıma gelen Boşnaklar serbest göç anlaşmasından faydalandıkları için devletten herhangi bir yardım almadılar.Kendi imkanları ile ayakta kaldılar.Zaten bu yazımızda onlara değindik.r. Onlara göre devletin en büyük yardımı, Boşnaklara vatandaşlık hakkı tanıyıp, ülkeye kabul etmesi olarak görülüyor. Hiç kimsenin devlet niye bize yardım etmedi diye bir derdi de yok aslında.1960’lı yıllarda gelenlerin büyük bir kısmı bazı eşyalarını getirmişler yanlarında. Getirdikleri eşyalar da buzdolabı, radyo, televizyon ve halı gibi o dönem için gerçekten lüks sayılabilecek eşyalar. Bunları burada satarak evyapacak bir arazi satın almışlar genellikle. Çalışıp para kazandıkça da imece usulü elinden iş gelenler inşaat yapımında hep birlikte çalışmışlar. Bazıları hayvanlarını dahi getirip, bir süre Bayrampaşa’da da hayvancılık yapmaya çalışmışlar ama çok uzun sürmemiş genelde, hayvanlarını satmışlar ve ellerine geçen parayı da başka işlerde kullanmak üzere sermaye olarak değerlendirmişler.
Yıldırım Mahallesi, Yugoslavya ve Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen göçmenlerle birlikte sınırlarını genişletmiştir. Bu süreçte göçmenler arasında evliliklerin yaşanması aile yapılarının gelişmesini sağlarken mekânsal üretimin hızlanmasında da etkili olmuştur.Yıldırım Mahallesi’ne yerleşen Boşnaklar; Bayrampaşa, Aksaray, Unkapanı ve Topkapı gibi üretim ve tüketimin yoğun olduğu ve emek açığının bulunduğu alanlarda çalışmaya başlamıştır. Ayrıca, ip ve şişe fabrikası olmak üzere hâl, inşaat, tekstil gibi birçok alanda emek piyasasına dâhil olmuşlardır.Bu dönemde gelen Boşnaklar Türkçe bilmemelerine rağmen fabrikalarda çalışa çalışa Türkçelerini geliştirir.Fazla çalışma az para bu dönemi anlatacak herhalde en iyi cümledir.Bu dönemde devletin Bayrampaşa civarına fabrikalar açması Boşnaklar için bir fursat olmuş ve kolayca iş bulmalarını sağlamıştır.Denebilir ki buraya gelen ilk kuşak tamamen fabrika halkıdır.Ondan sonraki kuşakta ise zamanla Laleli ve diğer sektörlere yönelmişlerdir.Zamanla ise avukat,doktor,sporcu ,öğretmen gibi meslek sahibi olmuşlardır.Anlatılana göre, Türkiye’ye yeni gelmiş olan Boşnaklar kendileri zorlukla anlaşıp işe girseler bile, dil bilmedikleri için çalışmaya başladıkları işyerlerinde uzun süre duramıyorlar, işten çıkarılıyorlar.

Genellikle göçmen kökenli işadamlarının sahip ya da ortak olduğu fabrikalarda çalışmaya başlıyorlar akrabalarının yönlendirmeleri . Çocuklar da dahil olmak üzere Pancar Motor, Sancak Tül, Tat Konserve gibi büyük fabrikaların yanı sıra tekstil ve iplik atölyelerinde çalışıyorlar çalışabilecek durumdaki tüm aile fertleri. Bir kısmı da Kapalıçarşı’daki kuyumculuk, deri, tekstil ve hediyelik eşya satan işyerlerinde çırak olarak başlıyorlar.
Bayrampaşa’ya yerleşmiş olan Boşnak göçmenlerden kimileri ise getirmiş oldukları değerli eşyalarını ve hayvanlarını satarak, küçük ölçekte de olsa kendi işlerini kurmuşlar. Fazla sermaye gerektirmeyen terzilik, trikotaj-örme işi, avize kristali üretimi ve marangozluk gibi işleri yapmışlar. Bunların dışında Boşnaklararasında çok yaygın olmamakla birlikte, inşaat işlerinde kalfa ve usta olarak çalışanlar da olmuş.
Yugoslavya ile imzalanmış olan Serbest Göç Anlaşması sonrasında göç ederek , İstanbul Bayrampaşa’ya yerleşmiş olan Boşnaklar tekstil, kimya, avize kristali üretimi yapan bölgedeki fabrika ve atölyelerin başlıca insan kaynağını oluşturmaktadır.
Günümüzde işveren Boşnaklar işçi olarak daha çok Boşnak işçi ve eleman temin etmektedirler.Bunda hem tanıdık ve güvenilir isilmer olacağına inanılması hem de dayanışmadır.Ancak sadece Boşnak değil diğer illerden de çalışanları vardır elbette.
“Özellikle Boşnak olsun işçilerimiz diye uğraşmıyoruz ama öyle oluyor. Genelde çevremizden güvenebileceğimiz insanlar arıyoruz işçi lazım olunca. Çevremizde de Boşnaklar çok olduğu için… Onlar da tercih ediyorlar Boşnak bir patronla çalışmayı herhalde.”, “Boşnak çalışanlar da var, Diyarbakırlı, Sivaslı, Mardinli, Erzurumlu da… Özellikle Boşnak olsun diye bir tercihim yok. Çalışanları vasıflarına göre tercih ediyorum” demektdir bir Boşnak işveren.Boşnak işçilerin büyük bir kısmı da işverenlerin akrabalarından oluşmaktadır.
İşyerleri Bayrampaşa’da olan Boşnak girişimciler bu lokasyonu seçme nedeni olarak birincisi bu bölgede daha rahat müşteri edinebilecek olma potansiyelidir ki çoğu bu potansiyeli kullanabildiklerini yani Boşnak müşterilerinin çoğunlukta olduğunu ifade etmektedirler. İkinci neden ise hem kendilerinin ve hem de çalışanlarının ikametlerinin genellikle bu bölgede olmasıdır.
Boşnakların özellikle bazı sektörlerde yoğunlaşmış olması da tesadüfi değildir. Etnik uzmanlaşma olarak nitelendirilen bu durum iki sebepten ileri gelmektedir. Bunlardan ilki göç öncesinde taşıdıkları özelliklerdir. Bosna ve Sancak’ta da ücretli çalışmayla değil kendi hesaplarına tarım ve hayvancılık yapmak suretiyle elde etmiş oldukları ürünlerin ticaretini yaparak geçimlerini sağlayan bu insanlar, bugün Türkiye’de de çoğunlukla ticaret yapmaktadırlar.
Türkiye’ye geldikleri ilk dönemde sermayeleri bulunmadığından ticaret yapamamışlar fakat önlerine çıkan fırsatları da değerlendirerek kendi hesaplarına çalışmaya ve ticarete yönelmişlerdir.
Bayrampaşa ve Yıldırım Mahallesi açısından değerlendirildiğinde, Boşnakların etnik adacık oluşturduğunu söylemek çok kolay olmayacaktır. Özellikle Yıldırım Mahallesi, Boşnak göçmenlerle birlikte ortaya çıkan bir yerleşim yeridir. Dolayısıyla, işyerleri ve sosyal çevresi de bu muhitte olduğundan, bölge dışına çok fazla çıkmayan etnik bir müşteri kitlesi bulunmaktadır. Benzer şekilde etnik işgücü de bölgedeki etnik işyerlerinde çalışmayı tercih etmektedir. Ancak bu işyerlerinde yalnızca Boşnaklar çalışmamaktadır. Boşnak işverenler, Boşnak işçi çalıştırmalarını kendi etnisitelerinden olanlara duydukları güven ve BoşnakSlav dili konuşan müşterilerle olumlu etkileşim nedenini açıklamaktaıdr.
Boşnakların Yıldırım Mahallesine Göç Etme Nedenlerinin Hikayeleri
Yıldırım Mahallesi’nin bu özelliklerine rağmen Boşnaklar tarafından tercih edilmesini genel olarak üç temel faktör vardır aslında:
1-Kendilerinden evvel Boşnakların buraya yerleşmiş olması.Böylece hem tanıdık hem de hemşerilerinin yanında yaşamak
2-Mahalle şehir merkezinden uzak olduğu için arsalar uygun fiyatlı ve kendilerine hem ev hem de yatırım yapmalarını kolaylaştırması
3-Bayrampaşa ve Topkapı çevresinde istihdam imkanları olduğunu öğrenmeleridir. O yıllarda Boşnakların çalıştığı belli başlı iş alanları ve sınırlı sayıda fabrika vardır. Boşnak işçilerin, bu fabrika ve atölyelerdeki çalışma arkadaşları da genellikle Boşnaklar’dan oluşmaktadır.
Yıldırım’a gelen Boşnakların göç etme nedenleri çoktur:
Bunlardan ilki Sancak bölgesinden Yugoslav hükümetinin Sırpların bulunduğu yerlere yatırım yapmaları ve Boşnakları geri bırakmalarıdır.Topraklarına el konulan Müslümanların, ticari faaliyetleri de devlet eliyle kısıtlanmıştır. Ancak ekonomik faktörlerden çok daha mühim olan durum, Müslümanların dinlerinin gerektirdiği gibi yaşayabilme hürriyetlerinin ellerinden alınmış olması ve çocuklarına kendi değerlerini ve kültürlerini aktarabilecekleri bir eğitim imkanının da tanınmamış olmasıdır.Adaletsizlik ve ekonomik kaygılar, göç nedenleri arasında kimlikten sonra gelmektedir.
Diğer bir etken de Çetniklerin Boşnaklara yönelik yağma ve şiddettir.Bundan ötürü göçlerin başlamasıyla Boşnaklar Sancakte bulundukları yerlerde hızla nüfusları azalmıştır.azınlık durumuna gerileyen Müslümanlar, evlenme çağına gelmiş olan çocuklarına eş dahi bulamaz hale gelmişlerdir.
Göç nedenlerinden biri de sosyo-ekonomiktir.Türkiye’ye göç edenlerin daha rahat yaşadıkları ,kolay para kazandıkları Sancak Boşnaklarının kulağına gelmesidir.Bunun üzerine bazı Boşnaklar göç kararı alır.
Belki de en büyük göç nedenleri kimliktir.Çünkü Müslümanlık hem dini inanç hem de bir kimliktir Boşnakları için.Hatta Yugoslavyada Boşnak diye bir millet tanınmazdı.M harfi küçük olarak yazılan bu insanlar 1970 lere kadar asla” Boşnak “kimliği ile tanınmamışlardır.1970 lerden sonra ise küçük harfle “m”üslüman olarak etnik kimlikleri tanınmış yine Boşnak kelimesi ile tanınmamışlardır.Bundan ötürü Boşnaklar da hem dini hem de etnik olarak tanınacakları topraklara gelmişlerdir.Her ne kadar bir müddet yerli halk tarafından gavur zannedilseler de..

Boşnakların mülk edinmesini kolaylaştıran unsurlardan biri de arsaların büyük bir kısmını elinde bulunduran Ermeni bir aile olmuştur.Kaynak olarak faydalandığımız Sibel Çetinkaya ve Burvu Gökozkut’un çalışmasında yer alan görüşmede bunu anlatır:
“5 kuruş paramız yoktu. Akrabalarımızın yanına yerleştik. Ertesi gün tanıdıklar aracılığıyla işe başladık. Ben ve 4 erkek kardeşim okuldan sonra çalışırdık. Simit satardık, hamallık yapardık, halde çalışırdık. Anne ve babalarımız iplik fabrikasında çalışıyorlardı. Bu bölgede yaşayan bir Ermeni: ‘burası sizin olsun her ay bana ödemesini yaparsınız’ diyerek bize elindeki arsaları sattı. Senet imzalamadık deftere yazardı. Biz Boşnaklar borçlarına sadık insanlarızdır, borçlarımızı ödedik. Aldığımız her yeri önce aile apartmanı yaptık. Ailecek bir binada yaşıyorduk. Gecekondu tarzı yapılar oluşturmadık. Yani kaçak tarzda yapılar oluşturmadık. Tabi o şekilde ev yapanlar da olmuştur (Erkek, 68)”
Yerleştikten Sonra Tutunma Çabaları
Boşnaklar biraz da azınlık pskolojisi ile birbirlerine destek çıkarlar.Birarada yaşam alanı oluştururlar.Birbirlerine yardım ederler ve ev sahibi olurlar.Suriçi İstanbulu pahalı olduğu için yerleştikleri yerlerden kazandıkları paralarla ev alır veya yaptırırlar.
Mahalleye yerleşen Boşnaklar, çeşitli iş alanlarında çalışarak sermaye birikiminde bulunmuşlardır. Alınan arsalarda geniş ailelerin yaşayacağı şekilde çok katlı konutlar yapılmıştır. Boşnakların bir arada yaşaması, gündelik hayat içerisinde yardımlaşmalarını ve dayanışmalarını güçlendirerek kültürün sürdürülmesinde etkili olmuştur.Boşnakların, ekonomik sermayelerinin yanı sıra sosyal sermayeleri, Yıldırım Mahallesi’ne yerleşmelerinde yardımcı olmuştur. Bunun yanı sıra, farklı bölgelerde yaşayan Boşnakların birçoğu, Yıldırım Mahallesi’ne Boşnakça konuşulduğunu duydukları için yerleşmeye karar vermişlerdir.Bu durum Boşnakların bir araya gelerek yardımlaşmalarını, sorunlar karşısında ortak çözüm yolları bulmalarını, güven ve aidiyet duygularıyla yeni yaşamlarına tutunmalarına aracılık etmiştir. Bununla birlikte, farklı şehirlere veya aynı şehirde farklı ilçelere yerleştirilen Boşnaklar, yaşadıkları yerlerden dil problemi ve toplumsal dışlanma sorunları nedeniyle taşınmak zorunda kalmışlardır.Kulaktan kulağa duyumlar eşliğinde mahallenin keşfi, birçok Boşnak’ın mahalleye göç etmesini sağlamıştır.Göç sonrası yaşanılan sorunlar karşısında Yıldırım Mahallesi, hafızasını yaşatmak isteyen Boşnakların sığınağı olmuştur. Boşnakçanın, Yıldırım Mahallesi’ne Boşnakları çekmesi ise yadsınamaz bir gerçektir.
Boşnakların Kültürlerini Koruma Çabaları
Yıldırım Boşnakları kendilerini ilgilendiren Srebrenica Soykırımı gibi anma etkinlikleri, göç ve kimlikleri hakkında seminerler, eğlence ve kültür günleri düzenlerler.Günlük yaşamlarında hem Boşnakça hem de Türkçe konuşurlar, iki ülkenin haberlerini okurlar, müziklerini dinlerler ve yemek kültürlerini sürdürürler. Özel günlerinde Boşnak şalvarlarını giyerler. Bunlar artık Boşnakların gündelik yaşamlarının bir bileşeni haline gelmiştir ve Boşnakların gündelik yaşamı iki toplumun kültürü ile şekillenmektedir.
Boşnakların, ekonomik sermayeleri gelişmesiyle birlikte Yıldırım Mahallesi, Bosna ve Sancak arasında hareketlilik artmıştır. Bu hareketlilik, mahallede seyahat acentelerinin açılmasıyla birlikte ivme kazanmıştır. Bu sayede, köken bölgeye günlük seyahatler düzenlenmeye başlamıştır. Yıldırım Mahallesi’nde yaşayan Boşnaklar tarafından başlasa da zamanla karşılıklı bir ilişki gelişmiş, Bosna ve Sancak bölgesinde yaşayan bireyler Yıldırım Mahallesi’ni ziyaret etmeye başlamıştır. Acenteler, farklı mekânlarda yaşayan yerleşik bireyler için hareketli bir yaşamı başlatarak yön vermiştir. Bununla birlikte bu hareketlilik; birinci nesil Boşnaklar için aidiyetliğin sürdürülmesini sağlarken, ikinci ve üçüncü nesilde aidiyetlik ilişkilerini oluşturmaktadır.Seyahatler ziyaret etmeyi kolaylaştırdığı gibi kültürel ürünlerin Yıldırım Mahallesi’ne taşınmasında etkili olmuştur. Bosna ya da Sancak Bölgesinde yaşayanlar Yıldırım Mahallesi’ndeki akrabalarına kendi kültürel ürünleri göndermektedir. Bazı restoranlar, yöresel yemeklerin yapımında kullanılan malzemeleri yine menşe bölgeden getirerek mahallede işletmelerinde sunmaktadırlar.
Boşnak kimliğinin korunduğunu en açık şekilde ortaya koyan unsurlardan biri de dildir.Günlük konuşmalarda Boşnakça -her ne kadar bazen Türkçe Boşnakça karışık olarak kullanılsa da- konuşulur.Gençlerin kendileri kadar akıcı konuşamasa bile kesinlikle Boşnakça eğitimi aldıkları ya da aile içinde de Boşnakça konuşulmasından dolayı genellikle de yaşlı aile fertlerlerinin de olduğu durumlarda daha iyi Boşnakça bilgisine sahip oldukları söylenmektedir.Ayrıca bazı kişilerin evlenirken Bosna veya Sancak’tan gelin almaları da ailede Boşnakçanın kullanılmasını kolaylaştırmıştır.
Boşnakçada Türkçe kelimelerin çokluğu dini inanç ve kültür kaynaşması ile açıklanabilir.Mesela yorgana yorgan,yastıka yastuk ,şekere de şeçer der Boşnaklar.Türkiye’ye ve Türk toplumuna kolaylıkla entegre olduklarını ve ayak uydurduklarını vurgulayan Boşnaklar, en az iki nesil önce göç etmiş olmalarına rağmen örf ve adetlerinden kopmadıklarını ve “düğün, doğum, cenaze, bayram geleneklerini ve mutfak kültürlerini muhafaza etmeye gayret etmeye devam etmektedirler.
İlk Yerleştiklerinde Toplumun Bakışı
Boşnaklar mahalleye taşındıklarında farklı dilde konuşmaları gavur olarak zannedilmelerine yol açmış ve her ötekilik ve gâvur damgasına karşı Boşnaklar dışarıya karşı kendilerini iyice kapatmış, aralarına farklı kimlikten bireyleri almamışlardır.
Konuyla ilgili bir Yıldırımlı Boşnak şunu anlatıyor : “Bizlere Tito‘nun askerleri, komünistler derlerdi. Türkçe bilmediğimiz için gâvur deniliyordu. Bakıyorlardı biz farklı bir dilde konuşuyoruz, anlamıyorlardı. Boşnakça konuşurduk, hala Boşnakça konuşuyoruz. Camilere girip çıktıkça Müslüman olduğumuzu anladılar. O dönem Türkiye çok cahildi. Cahil kesim bize gâvur derdi. Türkçe bilmesek de anlıyorduk. Biz biliyoruz anlıyorduk bizde de gâvur gâvurdur. Daha sonra 1992 Bosna Savaşı ve Sırpların yaptığı katliamların sadece Müslüman olduğumuz için yapıldığını öğrenince bize artık öyle davranmadılar”
Kültürlerini Her Şekilde Koruma Çabaları
Yıldırım’a yerleşen Boşnakların kendi öz kimliğini korumada neden olan diğer bir etken Türkiye’ye geldikleri zaman isimlerinin ve soy isimlerinin değiştirilmesidir. İstedikleri isimlerin verilmemesi ve soy isimlerinde yapılan değişiklikler Boşnaklar için kimlik sorunlarına yol açmıştır. Boşnaklar da bu duruma karşı sosyal medya hesaplarında, Türkiye’de verilen soy isimlerinin yanı sıra eski soy isimlerini kullanmaya başlamıştır. Bu durum, Boşnak kimliğinin yeni nesilde de farklı kulvarlarda gelişerek korunduğunu bir sonraki nesilde unutulmaya karşı sosyal medya belleğinden yararlanıldığını göstermektedir.Bu süreçte -viç ile biten soyadlar komünizmi çağrıştırdığı için değiştirilmiş,buna karşı çıkılsa da birşey değişmeyince bu kez “Sancaklı,Karadağ,Bayraktar vb” soyadlarını tercih etmişlerdir.

Yıldırım Mahallesi Boşnaklarının Boşnakça konuşuyor olmaları mahallede Türkçe konuşan bireyler ile aralarında kimlik krizi yaşamalarına sebep olmuştur. Boşnakların gidebildikleri en son nokta ise kimlikleri olmuştur. Boşnaklar, her bölgede farklı kimlikler altında ötekileştirilmişlerdir. Bu durum sonucunda tarihlerine, kültürlerine ve dillerine sarılan Boşnaklar gündelik yaşam pratiklerinde her alanda kimliklerini kullanarak, kolektif eylemlerle kimlik bilinci oluşturmuştur.
Yıldırım Mahallesi, farklı yerelliklerin sergilendiği bir mekândır. Bu mekân, Boşnak kimliği ile özdeşleşerek Boşnak Mahallesi olarak anılmaktadır.Boşnakların açtıkları işyerlerine baktığımızda hep Bosna veya Sancak ismi veya oralara ait kavramlar veyahut da Boşnakça isimler konulduğunu görürüz.Bu onların kültürlerine olan bağlılığını gösterir.”Mekânların isimlerinin böyle olmasının nedeni de bu. Ben de sizdenim. Ben de bir Boşnağım. Siz, bir işletme sahibi ile konuşmadan nereden geldiğini ve kim olduğunu işletmelerin isimleri ile öğrenebilirsiniz”
Bunun yanında mahallede yer alan üst geçidin Mostar Köprüsü şeklinde olması ,kurdukları dernekte 3 yer ismi olması “ Türkiye Bosna Sancak” her 3 yere aidiyete sahip olduklarını ve devam ettireceklerini de göstermektedir.
Boşnakların emek piyasasına dâhil olmasını ve mahallede mülk edinmesini kolaylaştırmıştır. Ayrıca, yerel piyasadan elde edilen sermayelerin yanı sıra yurtdışında çalışan göçmenlerin gönderdiği dövizler/para havaleleri mahallede mülk edinilmesinde etkili olmuştur. Bu süreçte, beşerî sermayeleri gelişen Boşnakların toplum içerisinde statüleri yükselmiş, farklı alanlarda girişimcilik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Ekonomik sermayelerinin gelişmesi ve mahallede turizm acentelerinin kurulması ile birlikte menşe bölgeye ziyaretler artmıştır. Akrabalarını ziyaret eden Boşnaklar, kültürel ürünlerini Yıldırım Mahallesi’ne taşımışlardır. Ayrıca, Türkiye Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin kurulmasıyla birlikte Boşnakların hem ev sahibi toplumda hem de Bosna ve Sancak bölgesinde görünürlüğü artmıştır.
Birinci nesil Boşnakların mahalleye yerleşmeleri; İzmir, Samsun, Giresun, Ordu, Çanakkale, Tekirdağ, Bursa, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Kırklareli, Sivas illerinde yaşayan Boşnakları da mahalleye çekmiştir. Günümüzde Yıldırım Mahallesi’ne Türkiye başta olmak üzere Sancak ve Bosna’nın birçok bölgesinden Boşnaklar gelmektedir. Menşe bölgede yaşayanlar için, Yıldırım Mahallesi, Türkiye’deki Sancak ve Bosna olarak bilinmektedir. Türkiye’de yaşayan Boşnaklar için Müslümanlığını ve Boşnak kimliğini rahatça yaşayabildikleri Sancak ve Bosna olarak ifade edilmektedir.
Bir de bahsetmeden geçmek olmaz.Geçmişte en çok göç alan ‘Pişman Mahallesi’ denilen ve Adapark’a bakan bölge eskiden bahçeli, küçük, şirin evlerdi. Birçoğu halen bu konumunu koruyor. Zaten Yıldırım Mahallesi’nin ilk göç alan yerlerinden birisi de o alandır. Pişman Mahallesi denilmesinin nedeni de vatan, ezan, müslümanlık için göç eden bir iki aile, elektrik, su ve diğer alanlarda sıkıntı çekince pişman olup Balkan ve Rumeli coğrafyasına geri dönünce bu bölge ‘Pişman Mahallesi’ olarak bilindi. Ancak günümüzde çok güzel bir bölgededir.
Yıldırım mahallesi, Kocatepe,Kartaltepe,Küçükköyde yaşayan Boşnak sülaleleri
Aşağıdaki sülale isimleri sadece Yıldırım Mahallesi değil Kartaltepe,Kocatepe Mahalleleri ile Boşnakların yaşadığı G.O.Paşa ilçesine bağlı Hürriyet ve Şemsipaşa Mahallesinde yaşayan Boşnak sülaleridir.
BOŞNAK SÜLALELERİ
1-Davutoviç
2-Muşiç
3-Reçkoviç
4-Grliç
5-Buliç
6-Çoroviç
7-Liçina
8-Şkrijel
9-Koşuta
10-Boroştiçan
11-Dzigal
12-Bibiç
13-Kuçeviç( Benim mensubu olmaktan şeref duyduğum sülale)
14-Hot
15-Tahiroviç
16-Kurtanoviç
17-Murteziç
18-Fazlagiç
19-Ukiç
20-Kurpejovic
21-Demiç
22-Muriç
23-Dacic
24-Demiroviç
25-Balota,
26-Dzerekarac
27-Çelebic
28-Agoviç
29-Džekovic
30-Hadzic
31-Mujovic
32-Redzepovic
33-Pajic
34-Sijaric
35-Rastoder
36-Trtovac
37-Hajradinovic
38-Hadzifejzovic
39-Čolovic
40-Gegic,
41-Alomeroviç
42-İbrahimovic
43-Dzudzevic,
44-Kuç
45-Hasiç
46-Pepic
47-Ramovic
48-Ramicevic,
49-Kaçar,
50-Tmušic
51-Rebronja
52-Kolic
53-Osmanovic
54-Karišik
55-Darman
56-İslamovic
57-Lekic
58-Bakic
59-Batkic
60-Bulevic
61-Kekic
62-Durmic
63-Honic
64-Eleskovic
65-Ganovic
66-Martinovic
67-Ćatović
68-Krnčević
69-Zukovic
70-Nezirovic
71-Nurkovic
72-Mujovic
73-Šabanović
74-Kurtović
75-Prasovic
76-İbrovic
77-Salkovic
78-Şalic
79-Čalakovic
80-Ledinic
81-Suljic
82-Djerljek
83-Hamidovic
84-Redžovic
85-Muriškic
86-Zekic
87-Nokic
88-Ragipovic
89-Memiç
90-Kalac
91-Muslimovic
92-Mašić
93-Dudic
94-Šarić
95-Rahmanovic
96-Çauševic
97-Višnic
98-Rizvanovic
99-Smailagic
100-Kardovic
101-Adrovic
102-Hadrovic
103-Begic
104-Fejzic
105-Hasanovic
106-Zejnelovic
107-Mehovic
108-Mavric
109-Bajraktarevic
110-Nuhovic
111-Brdjanin
112-Muslic
113-Vrbljanin
114-Fakiç
115-Bogucanin
116-Ljajić
117-Redžić
118-Šehović
119-Šutkovic
120-Crnovarsanin
121-Tutiç
122-Dervovic
123-Pešković
124-Camiç
125-Paucinas
126-Husovic
127-Drustinac
128-Adilović
129-Rasljanin
130-Seferović
131-Alič
132-Sirčani
133-Malidobravči
134-Haydarpašici
135-Zekovic
136-Korićanin
137-Bajrović
138-Dolovac
139-Dupljak
140-Krusevljan
141-Kaçapor
142-Peşterac
143-Mulic
144-Kajevic
145-Alibasic
ALİBEYKÖYLÜ BOŞNAKLAR

Alibeyköy,İstanbul ilinin Eyüp Sultan ilçesi sınırları içindeki bir semttir. Tarihinde mısır tarlaları ile bilindiğinden günümüzde aynı tarlalardan eser olmamasına karşın semtin girişindeki dev mısır heykelinde de görülebileceği gibi semtin sembolü olarak seçilmiştir.
Alibeyköy nüfusunun çoğunluğunu, 1950-1960 yılları arası o dönem Yugoslavya Federasyonu olan şimdi ise Sancak,Bosna, Makedonya ve Kosova’dan gelen Türk göçmenler oluşturmaktadır. Alibeyköy göçmenleri genellikle, kuyumculuk ve tatlıcılık işleri ile uğraşmaktadır. Bunun yanı sıra komşu mahalleler olan Çırçır ve Karadolap mahallelerinin yerlileri de Yugoslavya Türk göçmenidir.
Tarihçe
Alibeyköy’e adını veren Ali Bey, Karesi Beyliği Emirlerinden Gazi Evrenos Bey oğlu Ali Bey’dir. Orhan Beyin beyliği ele geçirmesinden sonra Karesi Beyliği Osmanlı Devleti hizmetine girmiş ve Evrenos Gazi Rumeli’deki fetih hareketlerinde Orhan Bey’i desteklemiştir. Hizmetlerinden ötürü Orhan Bey, Evrenos Bey’e vakıf için İstanbul’da istediği yerleri bağışlamıştır.
Evrenos Gazi’nin oğlu Ali Bey de zamanının Osmanlı sultanlarından olan II.Mehmed’i fetihlerinde desteklemiş ve o da babası gibi Fatih Sultan Mehmet tarafından iltifat görmüş ve günümüzdeki Alibeyköy semti sınırları içindeki bir çiftliği kendisine mülk olarak vermiştir. Semtin adı da onun işte sözü geçen Ali Bey’den ötürü Alibeyköy olmuştur. Ali Bey 1485 yılında ölmüş ve Yenice-Vardar’daki türbesine gömülmüştür.
Bizans İmparatorluğu döneminde bir yerleşim yeri olmayan semt Osmanlı’nın kenti fethinden sonra da hızla yerleşime açılmamış hatta 1498 tarihli Osmanlı kayıtlarında semtin nüfusu içinde Ali Bey’in çiftliğindeki çalışanların çoğunluğu oluşturduğu 46 kişi olarak gösterilmiştir.
Osmanlı’nın son döneminde semt 790.000 dönümlük meralarıyla sarayın ve Osmanlı ordusunun et ihtiyacını karşılamak için yetiştirilen kasaplık koyunların beslendiği bir yer haline gelmiş, Cumhuriyet döneminde ise semtin topraklarının miri ve vakıf arazileri halka dağıtılmıştır.
2024 nufusu 13.392’dir.
Alibeyköy’de yaşayan Boşnaklar genelde Novipazar,Sjenica,Tutin,Karadağ,Prijepolje,Bosna ve Makedonyadan gelip yerleşmiştir.
Mevcut Boşnak ailelerden bazıları şunlardır;Hasiçler( Sjenica),Liçinalar,Jusoviçler (Prujlanlar),Grişeviçler,Bişevaçlar,Melunoviç (Prijepoljeden) gelmişlerdir ve kalabalıktırlar.Bunların yanında Karamürselden gelip göç etmiş aileler de mevcuttur.Hatta Sivastan gelip yerleşenler de mevcuttur.Yugoslavya’daki etnik gerilimler, II. Dünya Savaşı sonrası komünist rejim ve Balkanlar’daki siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle Türkiye’ye göç eden Boşnak aileler, İstanbul’un çeşitli semtlerine dağılmış, Alibeyköy ise bunlardan biri olmuştur.
1950’ler ve 1960’lar, Yugoslavya’dan Türkiye’ye kitlesel göçün yaşandığı yıllardır. Türkiye-Yugoslavya arasındaki protokoller (örneğin 1953 Göç Anlaşması) sayesinde binlerce Boşnak ve diğer Balkan Türkü Türkiye’ye kabul edilmiştir. Bu dönemde yaklaşık 150.000’den fazla kişi göç etmiş, bunların önemli bir bölümü İstanbul’a yerleşmiştir. Alibeyköy, Haliç’e yakınlığı, uygun arazi fiyatları ve toplu taşıma imkanları ,ve sanayi bölgelerine erişim kolaylığı nedeniyle tercih edilmiştir.Boşnaklar, Alibeyköy’de genellikle tarım arazilerinin bulunduğu, o dönemde daha az gelişmiş alanlara yerleşmişlerdir. Gecekondu mahallelerinin oluşumuyla birlikte, semtin kuzey ve doğu kesimlerinde Boşnak aileler yoğunlaşmıştır. Bu aileler, tarım ve küçük çaplı ticaretle geçimlerini sağlamış, zamanla sanayi ve esnaflıkta etkili olmuşlardır.
Alibeyköy’de genellikle semtin kuzey ve doğu kesimlerinde, o dönemde daha az gelişmiş ve tarıma elverişli alanlarda yerleşmiştir. 1950’lerde başlayan gecekondu oluşumları, bu ailelerin Alibeyköy’ü tercih etmesinde etkili olmuştur
Sanayi bölgesi olması hasebiyle Alibeyköy Boşnakların ilk yerleştiği yerlerden biri olmuştur zira o dönem ülkenizi bırakıp gurbete geliyorsunuz,devletten de destek yok ve geçiminizi sağlamak zorundasınız.Bundna ötürü fabrikalar bölgesi cazip olmuştuır.Daha sonra ise buradan Pendik ve Bayrampaşa’ya gidip yerleşenler olmuştur.
1958 -1969 arası Boşnak göçlerine sahne olan Alibeyköy bu dönemde Bursa ve Adapazarından da Boşnak göçü almaya başlamıştır.Haliç boyunca fabrikaları olan sanayisi gelişmiş bir Alibeyköyde Boşnak işçi nüfusu artmıştır.Bu da bu bölgeye göç için çekici bir neden olmuştur.
Boşnak kökenli aileler semtin kültürel dokusunu belirgin şekilde etkilemiştir. Bu nüfus, semtin “göçmen mahallesi” kimliğini güçlendirmiştir.Boşnak göçmenler, Alibeyköy’e kendi geleneklerini taşıyarak semtin sosyo-kültürel yapısını zenginleştirmiştir.Göçmenler genellikle kuyumculuk ve tatlıcılık (özellikle baklava ve lokum gibi Balkan tatlıları) işleriyle uğraşır. Semtteki esnafın büyük kısmı bu sektörlerde faaliyet gösterir; örneğin, geleneksel Boşnak tatlıcıları ve kuyumcuları yaygındır.Boşnak mutfağı (ćevapi, burek, baklava varyasyonları) semt lokantalarında hâkimdir.Alibeyköy’ün sanayi bölgelerine yakınlığı, Boşnakların küçük ölçekli atölyeler ve fabrikalarda çalışmasını sağlamıştır. Tekstil, deri ve mobilya gibi sektörlerde Boşnak aileler aktif rol oynamıştır.Boşnak kökenli aileler, semtin toplam nüfusunun önemli bir yüzdesini oluşturur, ancak tam oran bilinmemektedir.
Son yıllarda semt, kentsel dönüşüm projeleriyle (örneğin TOKİ’nin Gecekondu Önleme Bölgesi çalışmaları) modernleşmiş, ancak Boşnak kökenli nüfusun etkisi azalmamıştır. Alibeyköy Cep Otogarı ve T5 Eminönü-Alibeyköy Tramvay Hattı gibi altyapı yatırımları, semti daha erişilebilir kılmıştır.Boşnak nüfus, bu dönüşüm sürecinde semtteki varlığını sürdürmüş, ancak yeni nesillerin şehir merkezine ya da başka bölgelere taşınmasıyla topluluk biraz daha dağınık hale gelmiştir.
ÜMRANİYE BOŞNAKLARI
Günümüzde Ümraniye Boşnakları Merkez,Atatürk Mahallesi,İnkılap Mahallesi,az da olsa Tantavi ve Çakmak civarında yaşamaktadır.Ortalama 3000 Boşnak olduğu tahmin edilmektedir.Sancak kökenli Boşnaklar ağırlıklıdır.
ÇATALCA BİNKILIÇ BOŞNAKLARI
Çatalca ilçemizde bulunan Binkılıç Boşnakları 1914 Sancak Prijepolje bölgesinden gelen Boşnaklardan oluşur.Köyde Boşnakça neredeyse unutulmaktadır.Yemekler de bilinmesine rağmen adet ve gelenekler pek bilinmemekte.Köyde Pomaklar ve Boşnaklar ve diğer Balkan göçmenleri yaşar.
Bunun haricinde Silivri Büyükçavuşlu,Değirmenköy ve Seymen köylerinde Boşnaklar vardır.Değirmenköydekiler Mostar’dan gelen Boşnaklar vardır.
Kaynaklar:
wikipedi
nufusune.com
https://istanbultarihi.ist/96-fetihten-cumhuriyete-istanbula-yonelik-gocler
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı Sonrası Beykozda Muhacirler İçin İskan Yeri Çalışmaları, Yrd. Doç. Dr.,Ayşe PUL,Journal of History School (JOHS) ,Eylül 2013
Dr.Fahriye Emgili,Boşnakların Türkiye’ye Göçleri,Doktora Tezi
Abdullah KALIN
ceyhangöçmenblogspot.com
ramikutuphanesi.gov.tr/tarihce/
wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=118971&start=70
www.eyupsultan.gov.tr/ilceharitasi2
www.milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-uras/rami-esnafi-parayla-mal-alamiyor-5292357
www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/04/12/kentsel-donusum-ve-koftelik-kiyma
www.facebook.com/EskiZamanlardaIstanbulunEnGuzelFotograflari/photos/a.149817385101930/27787794588723www.bulurum.com/details/d13ad_0j2j605dca4kbgb5627b2i_62163/?type=3
Abbas Eskin
Ekşi Sözlük
Uludağ Sözlük
www.bulurum.com/details/d13ad_0j2j605dca4kbgb5627b2i_621
bosnasancak.net forum
Türkiyenin Sadık Vatandaşları Boşnaklar ,Sait Kaçapor
Turkcebilgi.com
https://nisanyanmap.com/?yer=17280&haritasi=yenik%C3%B6
İstanbul Şile İlçesine Bağlı Köylerde Folklor Araştırmaları,Elif Şendur,İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi,2019
www.nufusune.com
www.evrensel.net/haber/170463/pendik-te-bir-bosnak-mahallesi
Muhtar İsmail Güngör
Pendik Rehberi
Facebooktaki profil arkadaşlarımın desteği
Ekşi Sözlük
Ulusötesi Bir Mekânın Boşnak Kolektif Belleği ile Yaratım Süreci ve Kimliğin Mekânsal Sunumu: İstanbul-Yıldırım Mahallesi-Sibel Can Çetinkaya*,Burcu Göközkut-Coğrafi Bilimler Dergisi/ Turkish Journal of Geographical Sciences, 19
https://www.pasavizyon.com/ek-isim-degil-tek-isim-muhtarlik
Zikri Özdemir Hot
bosnakhaber.com/yildirim-mahallesi-ve-civarinda-yasayan-bosnak-sulaleleri-tespit-edebildiklerimiz/
Göç ve Etnik Ekonomi: İstanbul Bayrampaşada Boşnak Göçmenler,Yüksek Lisans Tezi,Emre Tekinkaya
Metin Sancak
“Sosyal Medyada Katkıda Bulunan tüm Takipçilerimize teşekkür ederiz”