Tahtalı Köyü Boşnakların Tanıyalım » Boşnak HaberBoşnak Haber

20 Temmuz 2026 - 20:02

Tahtalı Köyü Boşnakların Tanıyalım

Tahtalı Köyü Boşnakların Tanıyalım
Son Güncelleme :

05 Haziran 2024 - 22:50

                                  TAHTALI BOŞNAKLARI

Kara yolu ile Karamürsel’e 28, Kocaeli merkezine 60km mesafede olan Tahtalı , rakımı 653m dir. 4000 dekar tarım, 5440 dekar orman alanı vardır.2025 nüfusu 53’tür.Köyün çevresindeki köyler; Kadriye, Fulacık, Akçat, Avcıköy’dür.Köyde iki küçük mahalle vardır. Bunlar: Köy İçi ve Çayırlar Mahallesi’dir. Köyde çıkmaz sokak yoktur.

Boşnakların Köye Yerleşmesi

93 Harbi olarak bilinen, (Hicri: 1293 – Miladi: 1877-1878) Osmanlı-Rus harbinden sonra yapılan Berlin Antlaşmasına göre Bosna-Hersek yönetiminin Avusturya Macaristana verilmesi üzerine, Anadolu’ya 1879 da başlayan göç 1912 yılına kadar kafileler halinde sürdü.

1895’te Bosna’dan göç eden Boşnaklar tarafından kurulan köylerden biridir. Diğerleri Oluklu, Kara Pınar, İhsâniye, Hayriyeye iskân edildiler, kalan 21 hâne ise Manav köyleri olan İnebeyli ile Dere Köye iskân edildi

Köydeki yazıtta ise 1901 yılında kırk hane olarak gelen kafileye köy kurmaları maksadıyla bu bölge tahsis edildiğine dair bilgi vardır. Köyün bulunduğu mevki daha önceleri Tahtalı Hamam Mevkii/Tahtalı Mevkii diye adlandırılmaktaydı. Köy kurulduktan sonra köyün adı Tahtalı Köyü olarak kullanıldı. 2014 yılından itibaren büyükşehirlerin sorumluluk alanlarının genişletilmesiyle mahalle statüsü kapsamında Tahtalı Mahallesi oldu.

1901 Yılında Boşnaklar’ın iskan edildiği Tahtalı Köyü’nde Boşnakların talebi ile cami ve okul yapımına devlet destek vermiştir.

1901 tarihli bir belgede Karamürsel kazasına dâhilinde bulunan Tahtalıkale adlı mahalde iskan edilen 28 hanede 114 nüfus Bosna muhacirleri henüz ürün elde edememeleri nedeniyle geçimlerini sağlayabilmek için hasat mevsimine yani ürün elde edene kadar yardım talebinde bulunmuşlardır. İzmit Mutasarrıflığı bu muhacirler için 28.500 kuruşun sarfına gerek göründüğünü bildirmesi üzerine Sadaret, Maliye Nezaretine bu meblağın bir an önce havale edilmesi gereğini bildirmiştir.

Karamürsel’e tabi 400 den fazla haneden oluşan Fuğlacık Rum köyü civarında Tahtalı (Pilavtepe yakınında) mevkiinde 1901 yılında iskan edilmiş 30 hane Boşnak muhacirinin Fuğlacık köyü ahalisinin arazisine müdahalelerinden dolayı kavga yaşanmıştır. İzmit Mutasarrıfı Kazım bu hadiseyi Mabeyn-i Hümayun Başkitabetine gönderdiği 21 Şubat 1902 tarihli telgrafta aktarırken kavgada Boşnaklardan bir kişinin balta ile öldürüldüğünü, biri hafif diğeri ağır iki kişinin yarandığını Hıristiyanlardan ise bir kişinin yaralanmış olduğunu bildirir. Kazım Bey her iki tarafın da merkeze çağrılarak gerekli ve etkili nasihatlerde bulunulduğunu, bu hadisenin tekrarına bir daha meydan vermemek ve Boşnaklarla Rumları barıştırmak için önemli tedbirler alındığını gibi bu olaya cüret edenlerin tamamının tutuklandığını belirtir.

Muhacirlere kişi başı ne kadar yardım parası verildiğine dair Karamürsel‟e bağlı Tahtalı köyünde akrabaları yanında iskan edilen 9 yetişkin ve 6 çocuk toplam 15 nüfus Bosna muhacirlerine yapılan yardım gösterilebilir. Bu muhacirlerin yetişkinlerine günlük 40 para (1 kuruş) ve çocuklarına 20 para olmak üzere üç aylık 1350 kuruş ödeme yapılmasına izin verilmiştir (1902 ).

Ağırlıklı olarak Hersek Bölgesi’ndeki Stolac (Stolas) kasabası Ljubinje (Lyubinye) köyünden oluşan kafilede, Trebinje (Trebinye) ilinin Lastva, Zupa (Jupa) köylerinden ve Bileća kasabasından katılanlarda vardı.

Kuruluşundan sonra geri dönenler olduğu gibi, bazı aileler tahsis edilen yerlerini satarak başka yerlere göç ettiler. İlk gelen başlıca aileler şöyledir: Akbabiçi, Aliyin Cafer, Babiçi, Bayramoviçi, Berkoviçi, Biyediçi, Bizoviçi, Brutusi, Brzine, Bureci, Çokljati, Çekre, Dandiçi, Fazliçi, Huskoviçi, Husniçi, Mıroviçi, Mulaçi, Piriçi, Rebiçi, Şotra, Zeniçi.

Günümüzde ise Akbabic,Burek,Burutus,Muallacic,Şotra aileleri yaşamaktadır.

18 Ağustos 1902 tarihli, Muhacirin Komisyonuna, Çokljat Hasan (Çok) tarafından verilen dilekçede taş ve kereste gibi malzemelerin yanısıra işçiliğinin de kendileri tarafından karşılanmak üzere bir cami ve mektep için ihtiyaç duyulan üç bin kuruş talep edilmektedir.

Kurumlar arası yazışmalardan sonra, 6 Kasım 1902 tarihinde Maliye Nazırlığı tarafından üç bin kuruşun gönderildiği arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır. İlk cami, çeşmenin kuzeyine doğru karşı tarafında Çokljat Hasan Usta’nın önderliğinde köylüler tarafından yapıldı. 1942 yılında toprak kayması nedeniyle hasar gören cami, aynı malzemeler kullanılarak, daha sağlam zemin olduğu düşünülen bugünkü yerine yapıldı. 17 Ağustos 1999 depreminde hasar gören cami, aynı parsele betonarme olarak yeniden yapıldı.

Köy çeşmesi 1901 yılında köylüler tarafından yapıldı. Üzerindeki kitabeden de anlaşıldığı gibi, 1942 ve 1970 yıllarında onarım gördü. 1999 depreminden sonra yapılan istinat duvarı çeşme ve köy meydanına farklı bir görünüm kazandırdı.

Gürgenlikteki piknik alanı önünde yer alan çeşme Süleyman Can, bu çeşmenin köy istikametinde 100m uzağındaki çeşme Ömer Kabataş hayratıdır. Gürgenliğin içlerindeki çeşme 1950’lere kadar ağaç oyma yalak ve oluklu iken, Haydar Aksu tarafından taş ve betondan yapılmıştır. Gürgenliğin alt tarafındaki çeşme ise Sarıalan Köyü’nden bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır. Köy mezarlığının alt tarafındaki çeşme Feride Kabataş hayratıdır.

Köy meydanındaki çınar ağacı Halil Can, kara dut ağacı Hasan Akbaba, ıhlamur ağacı Süleyman Can tarafından dikilmiştir.

Köyde Boşnak Kültürünün Durumu

Köyde geçmişte yerel etnografik ögelerin (eski sandıklar, manda derisi çarıklar vb.) sergilendiği özel müze-ev girişimleri olmuş, Boşnak gelenekleri ve dil kültürü yaşlı kuşaklar aracılığıyla uzun süre korunmuştur. Karamürsel genelindeki diğer Boşnak köyleriyle (Oluklu, Karapınar, İhsaniye, Hayriye) birlikte bölgedeki Balkan-Boşnak kültürünün önemli bir parçasıdır.

Köyün kendine ait yöresel oyunları yoktur. En çok Boşnakça halaylar çekilir. Özel günlerde de Boşnak oyunları oynanır. Halaylar çekilir. Genç nesil artık devam ettirmiyor.Köyde düğünler 3 gün sürerdi. Çarşamba günü başlar Cuma günü biterdi. Perşembe günü kız evine gidilir geline

kına yakılır eğlenceler yapılırdı. Kızlar gelinin evine toplanır eğlenirlerdi.Uzun kış gecelerinde köyde bir komşunun evinde toplanarak Sohbet ve ikram yapılarak gece geçirdi.

 

Günlük yaşamda aşırı kızılınca Boşnaklar beddua ederler.”bogte ubiyo” (Allah seni vursun)” bogli  belaydava”(Allah belanı versin)ifadeleri kullanılır.Yemin bazen edilir. Hatta sıklıkla kullanılır.”bogomi, yes”, “bogomi, niye” şeklindedir.

 

Tahtalı Köyü’nde Boşnak dillerinde farklı şarkılar oluyordu hem mana ile şarkı söylüyordu ona farklı oluyordu. Örneğin;

 

-Puhni Mi Puhni Mi Ladane (Es Es Serinlik Olsun Diye )

Dohci Mi Dohcimi Diragane (Gel Yârim Gel )

Potmenu Ruj Umenu (Gül Pembenin Altında )

 

Tahtalı’daki geleneksel Boşnak evlerinde dış kapıdan içeri girildiğinde kısa bir hol (hayat/koridor) bulunur; sağda ve solda odalar sıralanır. Salon olarak kullanılan odalarda, duvar boyunca uzanan ve odayı çevreleyen sedirler (sedire) yer alır.

Tahtalı, Karamürsel’de tek başına bir ada değildir. Bölgede 93 Harbi ve sonrasındaki dalgalarla kurulan diğer Boşnak köyleriyle köklü akrabalık ve kültür bağları vardır:

İhsaniye, Karapınar, Oluklu ve Hayriye köyleri Tahtalı’nın en yakın kültürel paydaşlarıdır. Örneğin İhsaniye Köyü, 1878’de Hacı Ömer Bizović ve ailesi tarafından kurulurken; Tahtalı daha geç bir tarihte (1901) gelen grubu ağırlamıştır. Bu köyler arasında kız alıp verme, bayramlaşma ve geleneksel Boşnak yemeklerinin (pita, börek türleri, kuru et vb.) yaşatılması noktasında çok sıkı bir bağ vardır.Köyde genellikle Boşnak Böreği, Kaçamak, (Mısır Unu İle) İjlevak (Un, Su karışımı yapılıp sac üstünde pişirilir) yapılmaktadır.

Bosna’dan Kocaeli sancağına gelen muhacirlerin bölge ekonomisine en büyük katkılarından biri, Anadolu’da o dönem pek bilinmeyen bazı meyve türlerini ve tarım tekniklerini getirmeleri olmuştur (örneğin bölge genelinde Boşnakların getirdiği özel erik türleri bilinir). Tahtalı’da da yüksek rakımın verdiği avantajla gürgenlik ormanlarının kıyısında hem hayvancılık hem de kendine has tarım gelenekleri uzun yıllar sürdürülmüştür.

Köyden Kurtuluş Savaşı’na katılanlar vardı. Muharrem Çavuş (Terzi) derlerdi. Cafer AKSU, Hüseyin , İbrahim ve Selim  gibi.

 

Köyde Sofraya beraber oturulur ve beraber kalkılırdı. Büyüklere saygı vardı. Sofraya birlikte oturup birlikte yemek yenirdi. Günde 3 öğün düzenli yemek yenirdi.Yer sofrasında yemek yenirdi. Ortada tek tabak olurdu o kaptan herkes yerdi. Misafir geldiğinde çocuklar sofraya

oturmazdı. Ayrı yerlerdi.

 

Köyde genellikle ekonomik durumdan dolayı göç olmaktadır.Eskiden aile tarımları vardı herkes kendi bahçesine tarımına uğraşırdı. Sonrasında insanlar ekonomik sebeplerden dolayı göç vermiştir.İşlerin olduğu yerlere göç edilmektedir. Genellikle Karamürsel ve İstanbul’a göç edilmektedir.Köyler 50 yılından beri göç vermiştir.

 

İBRAHİM AKBABA’NIN KÖY ARAŞTIRMASINDAN….

 

Tahtalı sakinlerinin yaşam biçimleri, diğer Bosna Hersek göçmenlerinin karakteristik özelliklerini taşır. Örneğin, “Pita” diye adlandırdıkları Boşnak böreği, Kalburabastı’ya benzeyen Hurmasiça tatlıları, Jlevak diye adlandırılan hamur işi yemek kültüründeki benzerliklerdir.

 

Düğün gibi eğlencelerinde eskiden beri, akordeon veya davul zurna eşliğinde çiftetelli, hora gibi oyunlar oynarlar. Eskiden, doğum için göz aydına gidildiğinde, “babine” (baba: ebe) dedikleri tatlılar hazırlanıp götürülürdü. Değişen ortam koşullarının, yaşam şartlarının ve ekonomik düzeyin, yaşam kültürünü burada da etkilediği gözlenmektedir.

 

Eskiden “stan” dedikleri kilim dokuma tezgâhlarından birkaç kişide vardı. Her orman köyünde olduğu gibi burada da balta köylünün en önemli el aletidir. Kerestesi için kullanılacak ağaç balta ile kesildikten sonra, bulunduğu yerde, dallarından balta yardımı ayıklanır, yine balta ile kabukları tıraşlanıp kabaca tesviye edilirdi. Tercihen biraz meyilli bir yer seçilir. Hazırlanan tomruğun bir ucu üçayaklı bir çatala yükseltilir, iki kişiden biri tomruğun üstünde, diğeri tomruğun altında durarak büyük testere ile boydan boya keser, tahta veya kalas çıkarırlardı. Bu metotla kalas biçmek, kesiciler sık sık değiştirilip dinlendirilse de yorucu ve zahmetli bir işti. Geçmişte tomrukları ormandan çıkartmak için öküzler kullanılırken, günümüzde traktör kullanılmakta, baltanın yerine artık daha çok yakıtla çalışan el motorları kullanılmaktadır.

 

1970 yılından sonra mutfaklarımıza, lokantalarımıza, kahvehanelerimize giren ve gün geçtikçe yaygınlaşan “Likit Petrol Gazı ” (LPG) kullanılmadan önce, odun ve odun kömürü kullanılmaktaydı. Çok geniş bir tüketim alanına sahip odun ve odun kömürü üretim sahalarından biri de 1901 yılından itibaren Tahtalı Köyü oldu. Burada üretilen yakacak odun ve odun kömürü, atlarla, katırlarla, Karamürsel’e indirilir, sadece bu sektörde faaliyet gösteren tüccarlara satılırdı. Çoğunlukla alışveriş işini köye gelerek yapan tüccarlar, odun ve odun kömürünün bir kısmını Karamürsel’de pazarlarken, önemli bir kısmını mavnalarla İstanbul’a sevk ederdi. 1970 yılından sonra LPG’nin yaygınlaşması ile odun kömürü üretimi yapılmaz oldu.

 

Yakacak odun üretimi 2005 yılına kadar sadece Karamürsel’de pazarlanmak üzere yapıldı. 2005 yılından sonra Karamürsel’e doğal gazın gelmesiyle odun üretim işi yok denecek kadar azaldı. Bazı yıllar Orman İşletmesi’nin izniyle başka bölgelerden sezonluk gelen ekipler tarafından yakacak odun ve odun kömürü kesimi yapılıyor. Ancak böyle bir sektörün zayıflaması, köyün önemini yitirmesine sebep oldu. Bu yüzden nüfusu oldukça düştü.

 

1928’de yapılan harf devriminden önce köy imamı, köy çocuklarına dini eğitim yanı sıra Arap alfabesi ile okuma yazma öğretirdi. Latin alfabesinin kullanılmaya başlanması ile eğitim konusunda boşluk doğdu. Köye, ilk defa 1966 yılında öğretmen geldi. Bir süre köy evinde eğitim verdi. 1978 yılında okul ve öğretmen lojmanı yapıldı. Aynı yıl köy elektriğe kavuştu.1997-1998 eğitim öğretim döneminden itibaren taşımalı sistem nedeniyle okul kapatıldı. Öğrenciler, Yalakdere İlk Okulu’na gidiyor.

 

Çoklyat Hasan (Çok)

 

1870 yılında Bosna Hersek Ljubinje’de (Lyubinye) doğdu. 1901 yılında Tahtalı’yı kuran kafiledeydi. İyi bir taş yapı ustasıydı. Söylendiğine göre, çeşme, cami, köprü ve ev gibi yüze yakın yapıtı vardır. Tahtalı Camii, günümüzdeki Valide Köprü, İznik Mecidiye Köyü zenginlerinden Ali Ağa’nın kesme taştan yaptırdığı ev Hasan Usta’nın eseridir.

 

Mecidiye Köyü’ndeki evin, tarihi yapı olarak muhafaza edildiği anlatıldı. Çoklyat Hasan Usta 1932 yılında Tahtalı Köyü’nde vefat etti. Vasiyeti üzerine Tahtalı Köyü ile Kadriye Köyü yolu üzerinde bir tarla kenarına defnedildi. Ne yazık ki yıllar sonra yapılan yol genişletme çalışması sırasında, güzergâhın da kaydırılmasıyla mezarı tarla içerisinde kaldı ve bozuldu. ,

 

1930 yılında Tahtalı’da yaşanan bir vakıa:

 

Tahtalı Köyü yaşlılarının anlattığına göre, Yalova İlyasköylü gariban bir adam, İznik Sarıalan Köyü’nde çobanlık yapıyormuş. Evli olan çoban, onbeş günde bir, ayda bir izinli olarak köyüne gelir, yıkanıp paklanır, ailesiyle, annesiyle, babasıyla hasret giderirmiş. Ancak çoban, yokluğunda karısının kendisini aldattığının farkında değilmiş.

 

Çobanın karısı ve aşığı bu durumun böyle süremeyeceğini düşünmüşler. Bu yüzden ilişkilerinde engel olarak gördükleri çobanı ortadan kaldırmaya karar vermişler. Yaptıkları plan doğrultusunda, kadının sevgilisi, çobanın çalıştığı Sarıalan Köyü’ne gelip çobanı bulmuş. Karısının hasta olduğunu, köye gelmesi gerektiğini anlatmış.

 

Ağadan izin alıp birlikte yola çıkmışlar. Tahtalı’ya yakın bir yerde, biraz arkada kalan adam, silahını çekip çobanı sırtından vurmuş. Çobanın cesedini çalılar arasında bırakıp yoluna devam etmiş. Aradan günler geçmiş. Tahtalı Köyü’nden birileri, kokmaya başlayan cesedi tesadüfen bulmuşlar. Savcılığa, jandarmaya haber verilmiş. Ertesi gün savcı, jandarma gelmiş ve birtakım tetkikler yapılmış. Ceset bozulduğu için, tanıyan olmadığı gibi, bir yere nakletmeye uygun olmadığı gerekçesiyle, savcının kararıyla bulunduğu yere defnedilmiş

.

Savcılığın yaptığı soruşturma üzerine olay bir süre sonra çözülmüş. Çobanın annesi, babası, akrabaları Tahtalı’ya gelmişler. Tahtalı sakinleri, onları mezara götürmüşler. Feryat, figan gözyaşı döken anneyi, babayı teselli etmeye çalışmışlar. Tahtalı sakinleri, günlerce, haftalarca gündemlerini meşgul eden bu olaydan çok etkilenmişler. Ölümüne yakın, Çoklyat Hasan Usta’da çobanın yanına gömülmeyi vasiyet etmiş. Bu psikolojiyi anlamak çok zor.

 

Ancak 1932 yılında vefat ettiğinde, yakınları vasiyetini yerine getirdi ve yol kenarındaki çobanın mezarı yanına defnedildi. Ne yazık ki, yıllar sonra yapılan yol genişletme çalışması sırasında, güzergâhında kaydırılmasıyla mezarı tarla içerisinde kaldı ve bozuldu.

 

İsmail Can ve Ali İhsan Can’ın atalarından öğrendikleri gibi seslendirdikleri Tahtalı’da söylenen Boşnakça bir türkü.

 

Şto ono sedro rano zatvorano

Bol bolije rane Sederoviç Ahmo i umrije rano

Zalosna mu majka svako jutro rano

Majka na mezaru

A moj sine Ahmo, jeli ti teşka crna zemlja

Ali ti je simsir tahta teşka

Nije meni majko crna zemlja teşka

Niti mi je şimşir tahta teşkaNek je meni majko djevojaçka kletva teşka

Selamçes mi majko moji jem jaranima

Şta gledaju neka ne varaju

Kad zakune i nebuse çuje

Kad zaplaçe i Bogu je zavo

Nedir bu ……………erkenden kapalı

Yaraları sancılı Sederoviç Ahmo erken öldü.

Acılı annesi her sabah erken

Annesi mezarında

A benim oğlum Ahmo, kara toprak sana ağırmıdır?

Yoksa şimşir tahta mı sana ağırdır?

Bana ağır değildir kara toprak annem

Ne de şimşir tahta ağırdır.

Bir tek bana annem, kızların ahı ağırdır

Selam söyle annem benim yarenlerime

Ne bakıyorlarsa (hangi kızla aşıklık ediyorlarsa) kandırmasınlar

Beddua ettiklerinde gökte duyulur

Ağladıklarında Tanrı da acır.

İbrahim AKBABA

 

KAYNAKLAR

-bosnakhaber.com

-https://www.koylerim.com/karamursel-tahtali-koyu-315058h.htm

-karamursel.gov.tr

 

YORUM YAP