KÖRFEZ BÖLGESİ BOŞNAKLARI ( KÜÇÜKKÖY-AYVALIK-SARIMSAKLI)

Birbirine yakın mahaller olduğu için bu bölgeyi bir arada anlatmayı tercih ettik.
Küçükköy veya Yeniçarohori (Boşnakça karşılığı: Novičarohori), Ayvalık ilçesine bağlı bir köyken 1970 yılında belde yapılmıştır. Aynı zamanda halk arasında Sarımsaklı olarak bilinen bölgedir. Belde, 2013 yılında çıkan Büyükşehir Belediyesi yasası ile aynı adla tek mahalleye dönüşmüş ve Ayvalık Belediyesi’nin mahallesi olmuştur.2025 verilerine göre 11.803 kişi yaşıyor.Küçükköy, Ayvalık ilçesine bağlı bir köyken 1970 yılında belde yapılmıştır. Üç mahallesi vardır, bunlar; Küçükköy, İlkurşun, Kahramanlar mahalleleridir. İlkurşun ve Kahramanlar mahalleleri aynı zamanda halk arasında Sarımsaklı olarak bilinen bölgedir.
Yeniçarohori, aslında Küçükköy’ün eski adı. Yeniçerilerin yeri anlamına gelen Yeniçarohori de Osmanlı Dönemi’nde Midilli adasının alınması sonrası 1400’lerde çıkan isyanları bastırmak için yeniçerilerin geçici bir süreyle buraya yerleştirilmesi sonucu Rumlar tarafından koyulmuş bir isim. Zamanla Rumların yaşamaya başladığı Yeniçarohori, mübadele zamanı yapılan değişimle bir Boşnak köyüne dönüşmüş; ancak bir süre sonra Boşnaklar çeşitli sebeplerle bu köyü terk edip bazıları Ayvalık’ın çeşitli yerlerine gitmiş, bazıları da memleketlerine geri dönmüş. Terk edilen köy de bomboş, ipsiz sapsız ne kadar insan varsa onların bulunduğu yitik bir bölgeye dönüşmüş.

Küçükköy’ de şimdi çoğunluğu “Boşnak” dediğimiz, Yugoslavya’dan gelen Türkler, biraz “Adalı” diye tabir edilen Midilli’den gelenler, biraz da Serezli’ler var.1970’te belde olan Yeniçarohori, Balıkesir’in ilçesi Ayvalık’a 7 km mesafede yer alıyor. Araç ile Ayvalık merkezinden 10 dakikada, Gömeç’ten 20 dakikada, Cunda Adası’ndan yarım saatte, Burhaniye’den 40 dakikada, Edremit’ten 50 dakikada ulaşılabiliyor.1980’lere kadar burada yaşayan halkın büyük bir kısmı geçim kaygısıyla oldukça yakında bulunan sahil kasabası Sarımsaklı’ya taşınmışlar. 1920’lerden 1980’lere kadar burada yaşayan Boşnaklar da daha sonra maddi sebeplerden ötürü evlerini terk edip, 1 kilometre uzaklıktaki sayfiye kasabası Sarımsaklı’ya taşınmaya başlamışlar.Köy eskiden bir Rum köyü olduğundan köydeki tüm evler tipik Rum mimarisi özelliklerini taşıyor.Sarımsaklı Plajlarına sadece 2 km . Yani 5 dakika da Köydesiniz
Küçükköy 2019 yılı itibari ile Ayvalık ilçesine bağlı bir mahalle olup, Ayvalık merkez, Alibey Adası, Şeytan Sofrası ve Sarımsaklı Plajı gibi turistik çekim merkezlerine oldukça yakın mesafededir. Kiliseden dönüştürülen Merkez Cami ve Küçükköy Kent Müzesi en fazla ziyaretçi çeken kültürel varlıklar arasındadır. Müzede, Balkanlar’dan göç eden Boşnakların göç sırasında getirdikleri giysiler, dokümanlar, mutfak eşyaları, dikiş makinaları ve daha çok sayıda eşya sergilenmektedir. Müzenin kuruluş amacı gelecek nesillerin tarih bilincini geliştirmektir. Son yıllarda köyün turistik çekiciliğinin artmasıyla birlikte, köy sanat galerisi, heykeltraş, ressam ve minyatürsanatı gibi sanatçı girişimciler için cazibe haline gelmiş bulunmaktadır. Bu sanatçıların bir kısmı Boşnak kültürünü yansıtan çalışmalar yapmakla birlikte, çoğunluğu sanatın evrenselliği ilkesi ile faaliyet yürütmektedirler. Boşnak Köyü kimliği ile tanınan Küçükköy, son yıllarda çeşitli dallarda eserler sunan değerli sanatçıların da ilgi odağı haline geldi. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen sanatçılar burada atölyeler kurmaya, galeriler açmaya başlamış. Şu anda daha çok bir sanat köyü olarak öne çıksa da hedefler arasında aynı zamanda bir bilim köyü olmak da var. Küçükköy (Yeniçarohori), sadece tarihi ve kültürel açıdan değil, aynı zamanda Smart Village (Akıllı Köy) olma yolunda da adımlar atıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak planlanan köy, insanların iyi eğitim alma ve sağlık hakkına erişebildiği, temiz suya ve doğal gıdalara ulaşabildiği bir yaşam alanı olarak tasarlanıyor.
Bu açıdan da, köyün tarihi ve kültürel zenginliği yanı sıra, akıllı bir yaşam alanı olarak gelecekte de önemini koruyacak gibi görünüyor.
SARIMSAKLI
Sarımsaklı ise Ayvalık bölgesinde Küçükköy mahallesinin bir kısmını oluşturan yerleşim yeridir. Ayvalık ilçe merkezine 8 km uzaklıktadır.İlkurşun ve Kahramanlar mahalleleri Sarımsaklı‘yı oluşturur.Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Ege’nin en uzun kumsallarından birine sahip olması ile öne çıkan Sarımsaklı; tertemiz denizi, tarihi evleri, canlı gece hayatı ve nefis Ege lezzetleri ile tatilcilerin beğenisini kazanan yerlerden biridir. Sarımsaklı Plajları: Ayvalık’ın Küçükköy beldesinde bulunan Ege Denizi kıyısındaki plajlardır.

AYVALIK
Ayvalık, Balıkesir il sınırında bulunan, Ege sahillerinin kıyısında, küçük bir ilçedir. Küçük olmasına karşın turizm bakımından oldukça tercih edilen, gezilip görülecek yerleri, plajları ve doğası ile yerli ve yabancı turistlerin tercih ettiği bir bölgedir.Ayvalık, Antik Çağ’da bir tür yabani ayva anlamına gelen Kidonia olarak anılıyordu. Bölgeye ilk yerleşenlerinin Midilli’nin Kydona köyünden ya da Girit’in Kydonies bölgesinden gelmiş olabilecekleri düşünülmektedir. Bazı görüşler de Ayvalık’ın (Eolya’nın) bozulmuş şekli olduğudur.İlçe karayolu ile İzmir’e 155, Bursa’ya 277, Susurluk’a 170 km, Çanakkale’ye 167, Ankara’ya 657, Bergama’ya 45, Truva’ya 154, Behramkale’ye 155, Efes’e 239, Alibey Adası’na 8 kilometre mesafededir.
Ayvalık nüfusu 2024 yılına göre 75.126.’dır.Belediye Başkanı Boşnak kökenli Mesut ERGİN’dir.Ayvalık ilçesine bağlı irili ufaklı 22 kadar ada vardır. Bu adaların en büyüğü Alibey Adası ya da diğer ismi ile Cunda Adası olup 1964 yılında bir köprü ile Lale Adası’na oradan da ilçe merkezine bağlanmıştır.[Bu köprülerden biri aynı zamanda Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olma özelliğini taşır. Alibey Adası dışındaki tüm Ayvalık Adaları 1995 yılında millî park ilan edilmiş ve yerleşim yasaklanmıştır.
BOŞNAKLARIN BÖLGEYE YERLEŞMESİ
Elde ettiğimiz kaynaklara göre Boşnaklar ilk kez 1893 yılında gelmeye başlamış ve 1913 yılında Balkan Savaşları sonrası Karadağ yöresinden gelenler olmuştur.1927 yılına kadar da sürmüştür. Sancak Bölgesinin Karadağ işgali altında yani günümüzdeki ifadesi ile Güney Sancaklı Boşnaklar iskan edilmiştir.. Sultan II. Abdülhamid, göçmenlerin nakil, geçici barınma ve iskânları gibi tüm konularla ilgilenmek üzere hükümete bağlı çalışan “İdare-i Umumiyye-i Muhâcirin Komisyonu” kurdurmuştur. Muhacir yerleştirilen vilayetlerde oluşturulmuş olan İskân-i Muhacirin Memurluğu söz konusu komisyonlarla da irtibatlı çalışılması sağlanmıştır. Boşnak muhacirin yerleştirilmesi ve mümkünse sahil yerlerden iskan yeri bulunması için İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyetinin çeşitli vilayetler ile yaptığı yazışmalar sonucunda Bari Limanı’ndan hareket eden 2000 kadar Boşnak muhacirin Karesi’ye (Balıkesir) yerleştirilmeleri uygun görülmüştür.Osmanlı Devlet tarafından organize edilmeye çalışılan bu göçlerle Anadolu nüfusunun Türkleştirilmesine yardımcı olunması, sağlayacakları iş gücü ile Anadolu’da boş arazilerin ekonomiye kazandırılmasına da katkıda bulunması da amaçlanılmıştır . Başkumandanlık’tan gelen talepler üzerine Sadaret, Gelibolu yarımadası, Ayvalık, Edremit gibi Rum nüfusunun yoğun olarak yaşadığı yerlerde dengenin Müslümanlar lehine sağlanması için Rumeli’den gelecek muhacirlerin öncelikli olarak bu yerlerde iskan edilmesine de karar vermiş olduğundan, Boşnak muhacirlerin bir bölümü de Ayvalık’a yerleştirilmişlerdir
Deniz yoluyla ilk olarak Karaburun’a indirildiklerini belirten buradaki dört beş aylık süreden sonra bir bölümünün daha içerlere doğru göç ettikleri bir bölüm muhacirinde önce Ayvalık’a sonra da Küçükköy’e geçtiği belirtilmektedir. Boşnak muhacirler, mülakatlarda da belirtildiği üzere yoğun olarak Müslüman nüfusun yaşadığı belirtilen Karadağ’ın Taşlıca (Pljevlja), Akova (Bijelo Polje) şehirlerinden gelmişlerdir.Karaburun’da dört beş ay kalan Boşnak Muhacirlerin geldikleri dönem itibariyle yaklaşık 2000 Rum nüfusun ikamet ettiği bir yerleşime gönderilmeleri yukarıda değinilen iskân politikasının sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Bazı kayıtlara göre 1914 yılı Haziran ve Temmuz aylarında bu iki bölgeden 1.500 nüfusu içeren 128 hane Türkiye’ye göç etmiştir. Yine Taşlıca yöresinden 340 aile, Şahoviçi yöresinden 453 kişi göç etmiştir. Gerçekleştirilen göçlerle yüzyıllardır yarımadada varlığını devam ettiren Müslüman topluluklar tasfiye edilmiştir
BOŞNAKLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR
Osmanlı Devleti’nin Boşnakları Ayvalık ve çevresine iskân ettirmesi yukarıda bahsedilen “Rumların ağırlıklı olarak yaşadığı yerlerde nüfusu Müslümanlar lehine çevirme” politikasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Fakat bu uygulama, hem Küçükköy’de yaşayan Rumlar hem de yerleşime gelen Boşnak Muhacirler için çok zor bir sürecin başlamasına neden olmuştur. Özellikle uyum konusunda ise büyük sorunlar yaşanmıştır. Çünkü din, din birlikteliğinin olmadığı, etnik ve kültürel açıdan çok farklı iki toplumun birbirlerine güvenmelerinin, iletişim kurabilmelerinin zor olduğu muhakkaktır. Bunun yanı sıra yerleşimdeki toplumlardan birinin yıllardır yerleşik düzende olup “yerli” kimliği ile diğer grubun topraklarındaki kendilerine yönelik soykırımdan dolayı Osmanlı topraklarındaki daha güvenli bir yere gönderilmeleriyle “göçmen” kimliğinde bulunmalarının ortaya çıkardığı eşitlik ve aidiyetsorunları da oluşmuştur. Bu noktada Küçükköy gibi belli yerleşimler için iskân politikasının istenilen hedeflere ulaşılamadığı ve muhacirlerin yaşadığı mağduriyetleri arttırdığı belirtilebilir. 1. Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden Ayvalık işgaline kadar olan geçen dönemde yaklaşık 7-8 yıl beraber yaşayan Rumlar ve Boşnakların bu dönemine ilişkin çok az bilgiye sahibiz. Dışarıdan gelen ve kendilerinden çok farklı bir grubu kabul etmeyen Rumların, ilk zamanlarda bu durumla ilgili bir tepki ortaya koydukları, Boşnakları kabul etmedikleri belirtilmektedir. Bu durumda bazı muhacirlerin ise köy dışında civar yerleşimlere gittiği ya da Küçükköy’ün Sarımsaklı ve Badavut mevkiinde baraka tarzı barınma alanları kurup zor şartlarda yaşadıkları belirtilmektedir. Ayrıca köyde kalmaya çalışan muhacir grupların ise yerleşimde göçmen kimliğinde olmalarından dolayı, buraya ait sayılmadıkları 1914’de gerçekleştirilen nüfus sayım sonuçlarında daha net ortaya çıkmaktadır. Çünkü 1914 yılına ait yerleşim tarihi ile ilgili bilgilerde köyün bir mahallesi ve 3000 nüfusu olduğu bilgisi aktarılmaktadır (Psarros, 2004, s.6). Bu nüfus bilgilerinde Boşnak ya da Müslüman nüfus ile ilgili bir açıklama verilmemesi büyük ihtimalle muhacir kimliğinin ile geçici bir nüfus olarak değerlendirilmesiyle ilişkili olabilir. Ayrıca gerçekleştirilen görüşmelerde birlikte yaşam deneyimi sürecinin başlangıcında, Boşnak Muhacirlerin barınma, geçinme, sağlık, dil, din gibi başlıklarda nasıl sorunlar yaşamış olabileceği ile ilgilidir.
Boşnaklar ilk yerleştirildiklerinde kendilerine ait mahallelerde değil Rumlarla karışık oturmuşlardır.Köyde barınamayan diğer bir grup ise köy dışında Sarımsaklı-Badavut mevkiinde geçici barınaklarda bir süre yaşamak zorunda kalmışladır.
Boşnaklar geldikleri yerlerde ağırlıklı olarak hayvancılık yaptıkları için yeni yerlerinde tarım ağırlıklı geçim kaynağı gördüler ancak tarım ürünlerine çok yabancılardı.Öyle ki zeytini erik sanmışlardır.Birçoğunun geçinmek için Dikili ve Bergama’ya kadar çiftliklerde, bahçelerde çalışmaya gitmiş olmaları da Küçükköy Boşnaklarının bölgedeki geçim kaynaklarıyla bir ekonomi ortaya koyabilmeleri sürecinin de zor olduğunun göstergeleridir.
Yaşanan diğer bir sorun ise göç edilen coğrafya ile yerleşilen coğrafyanın yeryüzü şekilleri ve iklim gibi özelliklerinin farklılığı; barınma ve yerleşik hayatın sunduğu imkânların ve beslenme, temizlik gibi ihtiyaçların kısıtlı olmasından dolayı, çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkmış ve özellikle salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm gerçekleşmiştir.
Dil birliği olmayan iki toplumun Rumlar ve Boşnakların iletişim kurmalarında ilk dönem için çok sorunlar yaşandığı sonraki süreçte özellikle Boşnakların Rumcayı Türkçe’den daha önce öğr enmek zorunda kaldıkları belirtilmektedir.
Müslüman oldukları için baskı ve zulüm gören ve bu yüzden göç etmek zorunda kalan Boşnak Muhacirler, göç coğrafyasının yeni yeri olarak yerleştikleri Küçükköy’de de sorunla karşılaşmışladır. Çünkü nüfusu tamamen Ortodoks inancına sahip Rumlardan oluşan Küçükköy’de ibadetlerini gerçekleştirecekleri bir camii ya da mescit yapısı inşa edilmemiştir. Ortak dönem için bir cami yapısı olmaması inançlarını ve ibadetlerini yaşayabilme adına bir sorun olarak değerlendirilebilir. İbadet alanına sahip olamayan bir toplumun ancak mübadele sonrası merkezdeki kilisenin camiye çevrilmesi ile bir ibadet mekânına sahip oldukları görülmektedir. Bu konudaki diğer bir sıkıntı da mezarlıklar konusudur. Rumların ve Boşnakların, “farklılıkları” biri yerleşik diğeri de göçmen sıfatıyla yerleşimdeki mevcudiyetleri, mezarlıkların konumu ve içeriği ile de ortaya çıkmaktadır. Yaşam alanın bir parçası olarak Rum Mezarlığı yerleşim alanına yakın bir alanda içinde Şapelin bulunduğu yerde ve mezar taşları (yakın bir zamana kadar durduğu belirtilmektedir) ile sınırlanmış bir mezarlık görüntüsünde olduğudur. Boşnaklara ait ilk mezarlığın yerleşimin oldukça uzağında, yer olarak tam belirtilemese de Çeşmelik/Değirmenlik Altı mevkileri gibi yerleşimden uzak olduğu söylenen yerlerde ve mezar taşları bile konulmadan oluşturulmuş bir alan olduğu belirtilir.
Balkan Savaşları sonrasında Sırp ve Karadağ zulmünden kaçan Boşnaklardan bazıları Balya.Havran.Edremit .Burhaniye ve Ayvalıka yerleştirilir.Ayvalıka yerleşen Boşnaklara düşman gözüyle bakıldı ve Sarımsaklı beldesindeki Boşnaklar ile Küçükköylü Rumlar arasında çatışmalar şiddetlenmiştir.
Boşnak muhacirler, Rumlarla birlikte yaşanan döneme ilişkin anılarını aktarırken Rumların ilk sarsıntıları atlattıktan sonra onlara iyi davrandıklarını, temiz ve çalışkan olmaları gibi genelde olumlu görüşlere sahip oldukları görülmektedir.
1920’lerden 1980’lere kadar burada yaşayan Boşnaklar da daha sonra maddi sebeplerden ötürü evlerini terk edip, 1 kilometre uzaklıktaki sayfiye kasabası Sarımsaklı’ya taşınmaya başlamışlar
YENİDEN GÖÇ…
Boşnaklar 1. Dünya savaşının çıkması ile yerleşimde yine dengelerin değişeceği yeniden büyük sıkıntılar yaşayacakları bir ortamın içinde kalmışlardır. Ayvalık ve çevresinde I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan siyasi karmaşalar Küçükköy Boşnaklarının tarihlerine yeni bir göç dalgası daha eklemiştir. Mondros Ateşkes Anlaşması ve sonrasında 1919’da Ayvalık’ın Yunanlılar tarafından işgalinin gerçeklemesi sürecinde, çevredeki diğer Müslümanlar gibi Boşnaklar da can ve mal güvenlikleri olmadıkları gerekçesiyle göç etmek zorunda kalmışladır . Mülakatlarda sık sık gündeme getirilen bu süreçte gelen emirlerle birlikte bazı muhacir gruplarının Balıkesir, Bursa, Karacabey, Ankara Sungurlu gibi şehirlerdeki diğer muhacirlerin yanlarına göç ettikleri belirtilmektedir. Tarih, Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını gösterdiğinde ise yakın çevrede bulunan Boşnakların büyük çoğunluğu Batı Anadolu’da” Kuvâ-yi Milliye” hareketine katılmışlar, yeni yurt olarak benimsedikleri Anadolu topraklarının savunmasında önemli rol üstlenmişlerdir.
KUVAYI MİLLİYECİ BOŞNAKLAR
Burhaniye, Gömeç ve Küçükköy Boşnakları, vatanseverliklerini Ayvalık’ta da göstermişler ve bölge kumandanı Yarbay Ali Bey’in (Çetinkaya) emrindeki 172. Alayla birlikte Yunanlılara karşı savaşarak ve 15 Eylül 1922 günü Ayvalık’ın düşman işgalinden kurtarılmasında rol oynamışlardır. 15 Eylül 1922 tarihine kadar işgal altında olan Ayvalık bu tarihlere kadar kademeli olarak Rumların terk ettiği yer olmuş, en son aşamada da Rumlar tamamen hem Küçükköy’den hem de Ayvalık’tan ayrılmışladır. Köye geri gelen ya da yakın civarda olan Boşnaklar boşalmış olan köye yerleşmişlerdir
1922’DEN GÜNÜMÜZE KÜÇÜKKÖY
Küçükköy’e 1922’den itibaren tekrar yerleşen Boşnak Muhacirler dışında yerleşime 1927’ye kadar Balkanlar’dan da muhacir göçü devam etmiştir. Boşnakların köye tekrar geldiklerinde, köyün tamamen boş olduğu evlerde kimse kalmadığı hatta zeytinlerinin bile yapılı kaldığı belirtilmektedir. Bu tarihten itibaren Küçükköy Boşnakları, 1900’lü yılların başından beri süregelen “Göç” gerçeği ile yaşamak zorunda oldukları zorluklarla dolu trajik sayılabilecek bir dönemi kapatmışlardır. Güvende oldukları bu yeni ortamda ve yerleşik hayatın sunduğu yaşam olanaklarına sahip olmaya başladıkları yeni bir hayata başlamışlardır. Ayrıca uğruna savaştıkları bu yeni vatanlarında aidiyet duyguları oluşmuş ve vatansever kimlikleriyle bu yeni vatan topraklarına sıkı sıkıya bağlanmışlardır.
Cumhuriyet’in kurulması ile muhacir hakkı hane başına birer ev ve kişi başına yirmişer ağaç zeytin ve 4 dönüm tarla verilmiştir. Üretim faaliyetlerine başladıkları, zeytinciliği yavaş yavaş öğrenmelerine karşılık bağcılık yapamadıklarını, pamuk, tütün gibi bahçe işine gittiklerini hayvancılık ve tarıma dayalı bir ekonomi kurmaya çalıştıkları belirtilmektedir. Bu dönem için de ekonomik açıdan şartların çok kolay olmadığını aktaran birçok mübadil, köyde iş olmadığı zamanlarda da yine Bergama, Dikili gibi yakın yerlerdeki çiftliklerde çalıştıklarını ifade etmişlerdir.
Küçüköy’de nüfus açısından en kalabalık grubu oluşturan Boşnak muhacirler Cumhuriyet’in kurulmasından sonra kendilerine verilen muhacir hakkı ile birlikte başlıca geçim kaynakları, havyacılığın yanı sıra, zeytincilik, pamuk, tütün gibi tarım ürünleri olmuştur. 1945’te çıkarılan Çiftçi Topraklandırma Kanunu muhacirler için yeni bir dönemi başlatmıştır. 11.06.1945 tarihinde kabul edilen ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun kamulaştırılan arazinin öncelikle kimlere verileceği ilgili bölümün 34/d bendinde “Göçebeler ve göçmenler ve göçürülenlerden çiftçi olanlar” ile ilgili maddenin olmasıyla Küçükköy’e göçmen statüsüyle gelmiş Boşnakları da kapsamıştır. Kanun kapsamında devlet arazileri ihya edilerek Boşnaklar, Sarımsaklı’daki bataklıkları kurutmuşlar, toprağı bereketli hale getirip bu bölgeyi tarım arazisine dönüştürmüşlerdir. Bu yasa ile birlikte özellikle Sarmsaklı’daki arazilerin işlenmesiyle önemli bir ekonomik kaynak yaratılmış, sebze ve meyve üretimiyle tarım faaliyetleri genişlemiştir Kadın erkek tüm Boşnak Muhacirlerin çalıştığı 70’ye yakın olduğu belirtilen bu bahçelerden elde edilen ürünlerin tüm körfezde hatta Marmara Bölgesi’ne kadar bir geniş bir alanda pazar bulduğu belirtilmektedir. Bu bahçelerin yanı sıra zeytinyağı, un, pamuk (çırçır) üretimleri ile hayvancılığın da artması ve 1970’de Küçüköy Belediyesinin de kurulması ile köy 1980’lere kadar ekonomik ve sosyal yapı anlamında iyi bir noktaya geldiği belirtilmektedir.
Küçükköy’de daha çok nüfusa sahip Boşnakların, Türkçe’ye tam hâkim olamadıkları birçoğunun okula gidene kadar Türkçe öğrenmedikleri aktarılmıştır.
YERLEŞİM VE MEKAN KULLANIMI
Boşnak muhacirlerin Rumların köyü terk etmelerinin ardından yerleşime geldikleri, köydeki evlerin boş olduğu, istedikleri evlere girdikleri geçici/kalıcı sonradan çıkarılan iskân hakkı ile yerleşmelerin resmi bir şekilde gerçekleştiği aktarılmıştır. Bu yüzden yerleşimde daha geniş bir alana yerleşen ve daha büyük evlere sahip toplumun Boşnaklar olduğu, sonradan gelen mübadillerin “Yukarı /Serezli/Adalı” mahallesi adlarıyla anılan alanda Boşnakların mahalleleriyle ayrı bir şekilde yaşamışlardır. Küçükköy’de bu grubun mahalleleri dışında kahvehanelerin de zaman zaman ayrıldığı belirtilmektedir. İki grup arasında evlilikler genelde pek hoş karşılanmamış, Boşnaklardan kız alınıp, Boşnaklara kız vermeme olayı sık sık dile getirilmiştir. Serezli ve Adalıların kendi aralarındaki evlilikleri daha yaygın olmuştur. Bunun altında mal bölüşümü olmasın ve mallar dışarıya gitmesin kaygısı yatıyor olabileceği düşünülmektedir. Fakat komşuluk ilişkilerinin oldukça iyi olduğu belirtilmektedir.
KÜÇÜKKÖYLÜ KİMLİĞİNİN OLUŞMASI VE BOŞNAK KÜLTÜRÜ
Küçükköy yerleşiminde egemen kültür bir anlamda Boşnak kültürü olmuş ve diğer mübadil gruplarda bu kültüre entegre olmalarıyla ortaya bir “Küçükköylü” olma kimliğinin çıktığı görülmektedir. Bu açıdan Küçüköy’deki düğün bayram, asker uğurlama, doğum, cenaze gibi gelenekler bir anlamda kültürün yaşatıldığı alanlar olmuşladır. Bu kültürün en önemli öğelerinden biri Boşnak mutfağıdır. Geldikleri topraklardaki yeme-içme alışkanlıklarını devam ettirerek hayvancılığa da ağırlık vermeleriyle, et ve hamur işleri üzerine kurulu bir mutfağı sürdürmüşlerdir. Boşnak mutfağında balık ve sebze yemekleri çok tercih edilmemiştir. Adalı ve Serezlilerin yemek kültüründe sebze ve ot ağırlıklı olsa da onlarda zaman içerisinde Boşnak mutfağına kaydıklarını belirtmektedirler. Katılımcılar köyün tarihinde düğün, bayram, cenaze, şennitza 6 gibi toplumsal olayların çok önemli olduğunu ve bu etkinliklerde yardımlaşmanın ve dayanışma duygusunun çok önemli olduğu için yapıldıklarını belirtmişlerdir. Aynı zamanda tarihleri boyunca milliyetçi ve vatansever olduklarını dile getiren ve tarihleri boyunca devletine büyük bir sadakatle bağlı olan Boşnakların, yerleşimdeki asker uğurlamaları ve son yıllara kadar 15 Eylül’de Ayvalık’ın kurtuluşu kutlamalarında verdikleri önemle ortaya koymaktadırlar. 1980’lerde kadar çok belirgin kültürel öğeler durumundaki bu etkinlikler, Küçükköy yerlilerinin Sarımsaklıya taşınmaları ve köyün boşalmaya başlamasıyla eski önemlerini kaybetmeye başlamış oldukları söylenebilir. 1980’lerin başından itibaren Sarımsaklı’nın imara açılmasıyla turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ile köydeki nüfus yavaş yavaş Sarımsaklıya yönelmiştir. Mevkideki tarlalar satılmaya başlamış, apartman ve otel inşası başlamıştır. Turizmin ekonomik anlamda daha kazançlı bir sektör haline gelmesiyle tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiş, nüfusun azalmasıyla fabrikalar, dükkanlar ve kahvehanelerin çoğu kapanmıştır. Yaşlı nüfusun mesken tuttuğu Küçükköy, yakın zamana kadar sadece Cuma namazları, cenaze, asker uğurlama ve bayram gibi zamanlarda Boşnakların buluştuğu bir yerleşim haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Boşnakların kendi aralarında akrabacılık/sülalecilik gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlı olmaları, tarihlerinin bir parçası olan göçün yarattığı yok olmama ve toplumunu kaybetmeme kaygısı ile büyük ilişki içindedir. Bu yüzden büyük bir çoğunluğu Ayvalık’a bile yerleşmeyip köyde yaşamaya devam etmiş olmaları köyden çıkmayıp kendi kimliklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı tercih ettikleri görülmektedir. Ancak 1980’den sonra yine kendi toprakları sayılabilecek Sarımsaklı’ya yerleşmelere başlamışlar bu süreçte bile sülaler aynı mevkiler içinde yaşamışladır. Fakat 1990’lardan itibaren Sarımsaklı’nın çok belirgin hale gelen turizm kimliği Boşnakların bu ekonomiye bağlanmalarına sebep olması gitgide köyden uzaklaşmalarına dolayısıyla bu Boşnak Kültürü ve bu kültürün en önemli parçası olan dilin kaybolmaya başlamasına neden olmuştur. Pek çoğu için bu kimlik ikinci planda kalmaya başladığı “Önce Türk sonra Boşnak olduklarını” ifade ettikleri bir tarihi yaşamaya başlamışladır.
Körfez denince; Altınoluk’tan Altınova’ya kadar uzanan kıyı çizgisinde,içinde Edremit,Havran,Burhaniye ,Gömeç ve Ayvalık ilçeleri ile bu ilçelere bağlı köyleri(mahalleri)saymak gerekir.
Boşnakların nüfusa göre en fazla olduğu yerleşimler Gömeç ilçesi ile Ayvalık’a bağlı Küçükköy kasabası.Ayvalık,Altınova ve Karaağaç kasabasında az da olsa Boşnak var.Geldiklerin yerin kültür izlerini hala taşıyan bu insanlar misafirperver,sıcak kanlı,açık sözlü.Çoğu tarımla,bağ bahçe ve hayvancılık işleri ile uğraşıyor.Genel de uzun boylu,sporu seven,sarşın kumral karışımı,çalışkanlar insanlar.
BOŞNAK SÜLALELERİ
Küçükköy Boşnakları,Karadağ Sancak kökenli” Kolaşin” diye tanımlanıyor.Köydeki sülaleler:Martinoviç,Sadıkoviç,Curceviç,Hot,Podborovas,Cihiç,Cidiç,Musliç,Derdemez,Briskoviç,Rapoviç,Banbur,Bahor,Boşkoviç,İsmailoviç,Megiç, Baboviç,Memiş,Taranin,Berenaç gibi isimlerle anılıyor.
Boşnaklar büyüklerine karşı çok saygılıdırlar, bayramlarda büyükler ziyaret edilir,eller öpülür,hal hatır sorulur. Gönülleri gibi sofraları da zengin olan Boşnaklar,ziyarete gelen misafirleri ağırlamadan bırakmazlar.
BOŞNAK YEMEKLERİ
Yemek kültürlerinin çok zengin olan Boşnaklarda et,yoğurt,peynir ve hamur işi sofralardan eksik olmaz.Potoplika, Ribisa,Sispara,Papara,Masanisa,Püryan,Potmeta gibi yemek ve çorbaların yanısıra hamurlu yemeklerde olduğu gibi yufkası elle açılan Boşnak böreği,kıymalı,peynirli,patlıcanlı,kabaklı,ısırganlı ve pırasalı olarak yapılır.Boşnak yemeklerine doyum olmaz.
Zengin mutfakları olan Boşnaklarda,bir de soka denilen peynir ile yapılan turşu ile şekerpare denilen insana parmak yalatan bir tatlıları var.
BOŞNAK OYUNLARI
En ünlü oyunları,Karadenizlilerin Horon dedikleri oyuna benzer “Hora” denilen oyundur.El ele tutanarak veya kollar yan yana birbirinin omzuna atılarak oynanan bu oyunda,ayaklar seri hareketlerle üç bitişik adımla sola(bazı yörelerde sağa)doğru,önce ağır hareketlerle başlayan oyun gittikçe hızlanır.
Boşnakların geldikleri yerde atalarının müzik aletleri “Gusla”denilen iki diz arasında kemençe gibi çalınan sazın yanısıra,tambur,kemençe gibi çalınan sazın yanısıra,tambur,kemençe ve nefesli sazlardan genelde çift borulu “Ney”vardı.Boşnaklar,Küçükköy’e geldikten sonra bu çalgıların yerini önceleri davul,klarnet şimdi ise org denilen elektronik alet aldı.
BOŞNAK ADETLERİ
Boşnaklar; Gelen misafiri yedirip içirmeden göndermezler.Hatta uğurlarken bir de çantalarına evde yiyecek içecek türü ne varsa doldurulur öyle yolcu ederler.
Misafir ağırlamak onlar için zevktir.Misafirleri kendi namusları gibi korurlar. Boşnaklardaki bu ahlaki kural,ülkemize gelen yerli ve yabancı turistler için de geçerlidir,onları da kendilerinden biri sayarak korurlar.Küçükköy Sarımsaklı’ya gelen turist,kendini evinde gibi hisseder.Kumsal da sere serpe güneşlenir,denize girer,sabahın karanlığında yürüyüşünü yapar.Onlara kimse dönüp bakmaz,tam tersi zarar gelmesin diye kol kanat gererler.
Boşnaklar da,bu sıkı ahlaka kurala,geldikleri Bosna ve Karadağ’da rastlıyoruz.10 ve 15 nci yüzyıllar arası,Balkanlarda yaygın olan,Fatih’in 20 Mayıs 1463 Bosna kuşatması ile son bulan “Tanrı Dostu”anlamındaki “Bogomilcilik” bunu gözlüyorsunuz.
İşte bu ahlaki kural,o günden bugüne geldi. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin,Boşnaklarda bu kural geçerlidir.
Geçmiş yıllarda yaşanan göç nedeniyle nüfusu yarı yarıya azalan Küçükköy’de Ayvalık Belediye Başkan Ergin’in girişimleriyle başlatılan çalışmalar doğrultusunda geri göç ile birlikte Küçükköy yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.
113 YILLIK ÇEŞME
Başkan Ergin, Küçükköy kentsel sit alanı içerisinde 12 adet birinci grup korunması gerekli kültür varlığının tescillendiğini söyledi. Birinci grup yapılar içerisinde çeşmelerin de bulunduğunu hatırlatan Ergin, “İki çeşmemizin alınlıkları üzerinde yapıldığı tarihler yer alıyor. Bir çeşmede ise 1907 tarihli kitabe levhası bulunuyor. Bir diğer çeşmenin üzerinde yer alan kitabede de 1933 yılında yapıldığı yazılı. 69 adet konut ise ikinci grup yapı olarak tescillendi” dedi.
Küçükköy’de geçmiş yıllardan günümüze kadar gelebilen bir adet de zeytinyağı atölyesinin yer aldığını belirten Başkan Ergin, son yıllarda köyün gözde turizm merkezleri arasına girdiğini söyledi.
GELENEKLER YAŞATILIYOR
“Mübadele sonrasında hane başına 20 ağaç zeytin, altı veya dokuz dönümlük tarla verilmiş. Verimli toprakları, yumuşak iklimi sayesinde, dikilen tutar, boy veren ürün dökermiş. Çok eski yıllarda dağ tepe üzüm bağları ile dolu olduğundan dört şaraphanenin de bulunduğu rivayet edilir. Evler çok heybetli değil, binaların hemen hepsi sarımsak taşından yapılmış. Rumlardan kalma konut yapılarına bakıldığında bugüne kalmış özgün bir mimariden söz edilebilir. Küçükköy’de şimdilerde Balkanlar’dan gelen Boşnaklar, Adalı tabir edilen Midillililer, ayrıca Serezliler yaşıyor. Güzel olansa memleketinden gelenler, geleneklerini bıkmadan yaşatmışlar.”
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin Boşnak kökenli vatandaşların yoğunlukta yaşadığı Küçükköy Mahallesi’nde her yıl düzenlenen ve Balkan Türkleri’nin hıdırellezi olarak kabul edilen geleneklerin yaşatıldığı Teferiç Şenlikleri’ne pandemi nedeniyle ara verildi.
Kaynaklar:
–www.journavel.com/ayvalik-kucukkoy-gezi-rehberi-ve-yenicarohori-sanat-koyu
-www.nufusune.com
-tourmag.com.tr/ayvalikta-gorulesi-bir-yer-kucukkoy/
-huseyinbeykonagi.com
-turkcebilgi.com
-bosnakhaber.com/korfez-bolgesinde-gomec-ve-ayvalik-kucukkoy-bosnaklari/
-Etnik Kültürel Mirasın Turizmde Değerlendirilmesi: Küçükköy Boşnak Göçmenleri
Örneği** (Evaluation of Ethnic Cultural Heritage in Tourism: The Case of Küçükköy Bosnian
Immigrants)* Kudret GÜL , Melike GÜL
-www.ajansbakircay.com
-www.ayvaliktayasam.com
-BİR GÖÇ COĞRAFYASININ KENT DOKUSUNDAKİ İZLERİ: KÜÇÜKKÖY TARİHİNE YÖNELİK BAZI DEĞERLENDİRMELER Dr.Berrin Akın AKBÜBER,ULUSLARARASI NECATİBEY EĞİTİM VE SOSYAL BİLİMLER ARAŞTIRMALARI KONGRESİ (UNESAK 2018) 26-28 EKİM 2018, BALIKESİR TÜRKİYE