Kolaşin ve Kolaşin Boşnakları Tarihi

Kolaşin, 1651 yılında Ali Beg Çengiç tarafından kurulmuştur.
Taşlıca (Pljevlja) yakınlarındaki Kutsal Üçlü Manastırı’nda saklanan Vrhbreznica Kroniği’nin kilise kitabında şöyle yazılmıştır:
“Ali Paşa, Kolaşinović üzerine bir şehir kurdu.”
Kolaşin bölgesi, 1373 yılından beri Bosna Ortaçağ devletinin bir parçası ve Kolaşin şehri de kuruluşundan beri Hersek Sancakları’nın bir parçası olmuştur.
Araştırmacı Theodor İphen, Sancak şehirlerini tanımlamış ve Kolaşinlilerden (Kolašinci) bir Bosna kabilesi olarak bahsetmiştir.
Salih Gaşeviç ise bu bölgenin dilinin adı hakkında şu sözlerle bize bir tanıklık bırakmıştır:
“Bana Kolaşin şivesi ile bize Boşnakça bir mevlit yazar mısın diye rica ettiler.”
Bu şehir, Boşnak Müslüman yerleşimi olarak kurulmuş ve 300 yıldan fazla bir süre varlığını sürdürmüştür. 1718-1739 dönemine ait verilere göre, Kolaşin’de çoğunluğu Müslüman olan 150 ev bulunmaktaydı. 1736 yılında Kolaşin’de şehir merkezinde bir mektep ve bir camiden bahsedilmiştir. 19. yüzyılın başlarında Kolaşin’de 916’sı Müslüman ve 634’ü Ortodoks olmak üzere 1550 ev bulunmaktaydı; çevredeki 16 köy ise yalnızca Müslümanlar tarafından iskan ediliyordu.
Şehir, Vinića Tepesi’ndeki Indži, Bablja Greda’daki Učundži ve Bašenj Tepesi’ndeki Birindži kaleleriyle korunmaktaydı.
Şehir, Nikšić’te olduğu gibi, Muşoviç kaptanları tarafından yönetilen bir müstahkem kaptanlık tarafından yönetiliyordu. Bu durum bir halk şarkısında da kaydedilmiştir:
“Kolaşin şehrinden baktım Muşoviç Beyin onu nasıl yönettığini”
Žarko Šćepanović, “Türk Kolaşin”i anlatırken “kanlı sınır bölgesi”nden bahseder ve Kolaşin Müslümanlarının “kanlı bir ortamda ortaya çıktığını, egemen sınıfın bir temsilcisi olduğunu, Müslüman halk şarkılarıyla beslendiğini – günlük hayatın bir parçası olduğunu, uzun Ramazan akşamlarında çevresindeki ve dışındaki savaşları dinleyerek, genç yaşından itibaren savaşın, cesur bir sınır askeri için layık tek meslek olduğu fikrine alıştığını” söyler.
Karadağ destanı “Morača Savaşı” da “kanlı Kolašin şehri”nden bahseder.
Bosna’dayken Büyük Boşnak Düşmanı Ömer Paşa Latas Boşnakları terörize (Boşnak beylerini tek tek yok ederken) ederken, Karadağlılar bundan faydalanarak 1852’de Kolaşin’e saldırdılar.
Karadağlılarla birlikte Arnavut Katolikler de bu bölgeye saldırdı !!!
Birçok girişim ve ağır yenilgiden sonra, Karadağlılar nihayet 1858’de Ilindan’daki şehri ele geçirdiler, şehri yerle bir ettiler ve kitlesel bir zorla Müslümanları Hristiyan yapmaya başladılar.
Avusturya kaynaklarına göre, 26 Temmuz 1858’den itibaren Yukarı (Gornji) Kolaşin’de, Vasojević dükü Miljan Vukov Vešović ve Novića Cerović önderliğindeki Karadağlılar 1000’den fazla Boşnakı öldürdüler.
Şehir korkunç bir şekilde tahrip edildi, kelimenin tam anlamıyla tüm evler ve binalar yakıldı. Şehirdeki evlerde yüzlerce insan diri diri yakıldı.
Karadağlı kadınların da Kolašin’in yakılmasına katıldığı, “kuleleri yakmak için saman ve ot getirdikleri” kaydedilmiştir. Vuk Karadžić ise bunun iki katı sayıdan bahsetmektedir. Şöyle yazmıştır: “Ve birçoğu, canlı teslim olmak istemeyenlerden, 1000’inin evlerinde yakıldığı, 1000’inin esir alındığı ve aynı sayıda kişinin de öldürüldüğü söyleniyor.”
Rajko Vešović, yüzyıllardır süregelen nefretin Kolaşinli Turçinlere (Boşnaklar) korkunç bir şekilde yansıdığını yazmaktadır.Kolaşin halkının kafaları kesilerek, Karadağlı eşkiyalar tarafından ganimet olarak evlerine götürülmüştür.
Žarko Šćepanović, Polimlje i Potarje adlı kitabında, 12.000’den fazla büyükbaş hayvanın yağmalandığını, ardından Boşnakların tüm evlerinin yağmalanıp yakıldığını ve Gornji Kolaşin’in yakıldığını belirtmektedir.
Ünlü eseri “Adaletsizler Diyarı (Adaketsiz Ülke)”nda Milovan Đilas şöyle yazıyor:“Kolaşin bölgesindeki toprakların neredeyse tamamı Müslümanlardan gasp edildi ve Karadağlılar bu toprakları ele geçirdikten hemen sonra Müslümanlar öldürüldü veya evlerinden sürüldü.Mezarlıkları da yok edildi, böylece orada hiç var olmadıkları bilinmesin diye …
Müslüman topraklarının ele geçirilmesi bir ödül olarak da görüldü…yağma ve cinayetler durmadı.”
Jezera, Lijeva, Rijeka, Vasojevići, Rovaci ve Morača’dan 287 Karadağlı aile, Polje’den göçürülen ve öldürülen Müslümanların arazilerine yerleştirildi.
Marko Miljanov, Miljan Vukov hakkında, sadece Vasojevićleri Türklerden kurtarmakla kalmayıp, aynı zamanda “Şabanagići nahiyesinden en güzel Sırp bahçesini yarattığını” söylemiştir.
Karadağlılar ayrıca Kolaşin’de vaftiz ayinini de gerçekleştirmişlerdir. Karadağ İçişleri ve Maliye Bakanı Dük Mašo Vrbica, Kral Nikola’ya şöyle yazmıştır:
“Kolaşin Müslümanları topraklarından ve ocaklarından ayrılmakta isteksizdirler, ancak konu dine gelince seve seve giderler.”
Müslüman nüfus 1864’te kısa bir süreliğine Kolaşin’e geri dönmüş ve yıkılan yerleşimi yeniden inşa etmiştir; ancak 1878’deki Berlin Kongresi’nden sonra Kolaşin resmen Karadağ’ın bir parçası olmuştur. Kolaşin ve çevresindeki Müslümanların tamamen göçü, Eylül 1879’un sonunda Gornji Kolašin’den tamamlanmıştır.
1886 yılının baharında Karadağ ordusu sınırı Tara’ya kadar genişletti, Aşağı (Donji) Kolaşin’i işgal etti ve Temmuz ayında burayı boşalttı.Terk edilmiş Müslüman mülklerinin yağmalanması, dağa sonra Karadağ Kralı olarak ilan edilen Prens Nikola tarafından bizzat yönetildi.
Eylül 1885’te, “Türklerin (Boşnaklar, Müslümanlar)” topraklarının ve evlerinin askerlere ve yerleşimcilere nasıl dağıtılacağına dair yazılı talimatlar verdi.
Müslüman topraklarının her türlü satın alımını geçersiz ilan etti. Düklerinin, emirle Türklerden toprak satın alanların hem paralarını hem de topraklarını kaybedip kaybetmediklerini sorması üzerine Prens, kaybettiklerini söyledi ve diğer hususların yanı sıra şunları belirten bir kararname yayınladı:
“Şimdiye kadar, Türklerin (Boşnakların) gizlice toprak satın alan herkes onu kaybeder ve toprak devlete kalır.”
Yönergeler ve yerleşimler yayınladı. Miro Pavić ve Dragiša Perkov’un ortak mektubunda şöyle yazdı:
“Efendimiz Prens Hazretlerinin en yüksek emriyle, 1880’den beri Kolaşin’de 400’den fazla Rovac-Moraçlı halkının evine yerleşim sağladık.”
Kaynak: Nusret SANCAKLI Facebook Sayfası