BALIKESİR BOŞNAKLARI
Balıkesir ili Marmara ve Ege Bölgesinde toprakları olan geniş bir ildir.Balıkesir, Türkiye’nin bir ilidir. Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara Bölümü’nde, topraklarının bir kısmı ise Ege Bölgesi’nde yer alan ilin hem Marmara hem de Ege Denizi’ne kıyısı bulunur. Türkiye genelinde ise iki deniz ile komşu olan sadece 6 il vardır. İl, Kuzeybatı Anadolu’da bulunmaktadır. Doğusunda Bursa ve Kütahya illeri, güneyinde Manisa ve İzmir illeri ve batısında ise Çanakkale ili vardır. Ayvalık ilçesinden de Yunanistan’ın Midilli Adası’na komşudur.
2023 yılı verilerine göre nüfusu 1.273.519′dur.Bu nüfusuyla Marmara Bölgesinin İstanbul, Bursa ve Kocaeli’den sonraki dördüncü büyük ilidir. İlin yüzölçümü 14.583 m²’dir. İlde km²’ye 82 kişi düşmektedir. Yoğunluğun en fazla olduğu ilçe, 254 kişi ile Karesi’dir. İlin denizden yüksekliği 145 metredir. 2016 yılında TÜİK verilerine göre 20 ilçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 1129 mahalle bulunmaktadır.
Boşnakların Yerleşmesi
Günümüzde Boşnaklar Ayvalık,Küçükköy,Sarımsaklı,Erdek,Susurluk,Gömeç ve Burhaniye ilçelerinde yaşamaktadırlar.Balkan Savaşı esnasında Sırpların zulmünden kaçan Kalaçina Boşnakları; Balya, Havran, Edremit, Burhaniye ve Ayvalık (Sarımsaklı)’a yerleştirilmişlerdir.Balkanlar’dan gelen muhacirler, halk tarafından Padişahın emaneti olarak görülmüş; 1912 Balkan Savaşı muhacirlerinin çocuklarına-torunlarına Gömeç çevresinde halk, “Padişah Muhâcırı Boşnaklar” adını vermiştir.Birinci Dünya Savaşı öncesinde göç etmek üzere olan 250 hane kadar Boşnak muhacirin yerleştirilmesi ve mümkün ise sahil yerlerden iskân yeri bulunması için İskân-ı Aşâir ve Muhacirin Müdüriyeti çeşitli vilayetler ile yazışmıştır. Örneğin, İskân-ı Aşâir ve Muhacirin Müdiriyeti tarafından, R. 28 Nisan 1330/M. 11 Mayıs 1914 tarihide Karesi mutasarrıflığına gönderilen yazıda “Açıkda kalan muhacirlerin Edremid ve Burhaniye’de Bulgarlar tarafından terk edilen köylere yerleştirilmesi” istenmiş ve bu iş için gerekli olan elli bin kuruşluk havalenin postaya verildiği belirtilmiştir. Bari Limanı’ndan hareket eden 250 hanede toplam 2.250 kadar Boşnak muhacir, uygun yer bulunmasından sonra Karesi’ye yerleştirilmişlerdir. Bu aileler, Ayvalık-Küçükköy, Gömeç, Burhaniye ve Güre’ye yerleştirildiler. Bu yerleştirmede Talat Paşa’nın gönderdiği bir telgrafta Arnavut ve Boşnakların Türklerin arasına yüzde on (% 10) oranında yerleştirilmesini istemesi etkili olmuştur.
Muhacirlere Yapılan Yardımlar
Balıkesir’de gerek muhacirler ve gerekse bir kısım yerli halk arasında zamanla geçim sıkıntısı yaşanmıştır. Özellikle kış mevsiminde soğuk havalardan dolayı muhacirler oldukça etkilenmişlerdir. Bunun üzerine ihtiyaç sahiplerine hiç değilse bir sıcak yemek temin etmenin yolları aranmaya başlanmıştır. Bu iş için İt’am-i Fukara Komisyonu oluşturulmuş, zamanla şehrin üç yerinde olmak üzere, 9 Mart 1917 Cuma gününden itibaren sıcak yemek dağıtımı gerçekleştirilmiştir. Hayır sahiplerinin katkılarıyla verilen bu yemeklerde sayı zamanla 3.000–3.500 kişiyi bulmuştur. Balıkesir merkezde her gün sıcak yemek verilen 3.500 nüfusu mütecaviz fukara için Burhaniye Kazası Meclis-ii İdare Azası’ndan ve Pelid karyesi eşrafından Mehmed Bey de tahminen yüz elli kiyelik bir fıçı zeytinyağı bağışlamıştır.
Göçlerin Bölgeye Etkisi
Göçler, Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine kadar oluşmuş toplum dinamiğinde, sosyal, demografik, ekonomik ve kültürel anlamda önemli etkiler yaratmıştır. 93 Muhacirleri, Balkan Muhacirleri, İstiklal Savaşı mağdurları ve ardından gelen mübadele göçmenlerinin yarattığı sosyal ve kültürel sorun, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni karşılaştığı ekonomik sorunlardan daha çok sarsmıştı
Balıkesir ve çevresine, topraklarının verimli olmasından, vakıf ve padişah veya hanedan mensuplarına ait çiftliklerin çok olmasından dolayı çok büyük miktarda muhacir kabul edilmiştir. Bu miktar normali çok aştığı, üstelik bir takım suistimallerle bazı büyük toprakların bir takım güçlü kişilerin eline geçmesi nedeniyle muhacirlerle bu toprak sahipleri arasında büyük sürtüşmeler yaşanmıştır. Başka yerlerde iskân edilmiş olan bazı muhacirlerin, ya akrabalarına yakın olmak, ya da daha verimli topraklara sahip olmak amacıyla buralara yerleşmek istemesi, yeni sıkıntılara, sürtüşmelere ve davalara neden olmuştur
İkinci kuşak Balkan Savaşı muhaciri olan Münir Başkurt, ailesinin Taylıeli Köyü’nde yaşadığı bir olayı şöyle anlatmıştır: “… Mesela Taylıeli’nde babamlar gibi daha üç-beş tane Boşnak aile varmış, oradakilerle bir gergin durum olmuş, orada muhtar niteliğinde sözü geçen bir adam bunları sürdürttürüyor, babamlar o zaman Burhaniye’ye geliyor, kimisi Bigadiç’e gidiyor. Kimisi bilmem nereye gidiyor. Bilahare onların isimleri Bigadiçli, Sındırgılı olarak kaldı. Konu Atatürk’e intikal edince “Atatürk derhal herkes yerine gidecek, kimse mani olamayacak, onlara kimse laf söyleyemez.” Ondan sonra bazıları geri dönmüş, bazıları da gittikleri yerlerde kalmışlar. Böyle bir sürtüşme olmuş.
Burhaniye’ye gelen muhacirlerle yerli halk arasında din, gelenek farkları olmadığı veya az olduğu için yerli halk ile kaynaşmaları kolay olmuştur. Göçler, sosyo-ekonomik değişimi hızlandırdığı için yeni bir toplum oluşturmuştur
Muhacirler, bir yandan kendi geldikleri ülkenin kültürünü ve değerlerini korumaya çalışırken, diğer yandan gittikleri ülkenin kültürü ve değer yargılarıyla yaşamak zorunda kalmışlardır.Bu da muhacirlerin kimlik sorunu yaşamasına neden olmuştur. Ancak daha çok göç eden birinci kuşak bu sorunu yaşarken, daha sonraki kuşaklar göç edilen toplumun kültürel özelliklerini daha kolay benimsemişlerdir. Bu nedenle ilk kuşakta Boşnak, Arnavut, Çerkes, Adalı ya da muhacir kimliği ön plana çıkarken; ikinci kuşak kimlik arayışı içine girmiştir. Daha sonraki kuşaklar ise kendilerini, “Boşnak kökenli Türk vatandaşı”, ya da “Türk” kimliği ile tanımlamışlardır. Ailesinin Türkiye’yi ikinci bir vatan olmasına rağmen öz vatan kadar sevip değer verdiğini ve kabullendiğini belirten Kadir Göktürk, ailesi ile ilgili : “Türklüğü en iyi şekilde benimsediler, Müslümanlığı en iyi şekilde uyguladılar. Türk ve Müslüman inançlarına sahip çıktılar.
Muhacirlerin ilk dönemlerde kendi aralarında evlendikleri ve zamanla kuşak değiştikçe evlilik biçimlerinin değiştiği görülmüştür. Özellikle Boşnakların, diğer muhacir gruplarından ve yerli halktan farklı olarak akraba evliliğine kesinlikle karşı çıktıkları görülmektedir. Gerek göçlerin yaşandığı dönemde, gerekse günümüzde Boşnaklar arasında akraba evliliği görülmez
Boşnaklar, muhacirlik süreçlerinde yeni yurtlarında bir araya gelerek birbirleri ile dayanışma duygularını arttırmak ve memleketlerine duydukları özlemi gidermek için bir tür dinlenme ve eğlenme etkinliği olan teferiç (teferrüç-kır gezmesi) etkinlikleri düzenlemişlerdir. Günümüzde devam ettirilen ve açık havada yapılan bu etkinliklerde Boşnak müziği eşliğinde Boşnak folklorundan örnekler sunulur, hep beraber “kolo”, “rijetko”, “pajduşka”, “şote” gibi oyunlar oynanır
Boşnaklar, Boşnak kültürünün bir parçası olarak Anadolu’ya geldikleri ilk yıllarda Boşnak kahvesini devam ettirmişlerdir. Gün içerisinde sabah, öğle ve akşam içtikleri bu kahveyle, Osmanlı’da var olan cezve ve zarf usulü ile sunum, Bosna’da hâlâ devam etmektedir. Boşnak geleneğinde, sohbet esnasında mangal, cezve, kahve ve lokum eşliğinde sohbetler yapılır. Boşnaklar daha çok “Bosanska Kahva” olarak adlandırdıkları kahve ile gelinen yer ile bağlarını devam ettirmek istemişlerdir
Şimdi Balıkesirde yaşayan Boşnakların yaşadığı yerleri gezmeye başlayalım..
KÖRFEZ BÖLGESİ BOŞNAKLARI ( KÜÇÜKKÖY-AYVALIK-SARIMSAKLI)

Birbirine yakın mahaller olduğu için bu bölgeyi bir arada anlatmayı tercih ettik.
Küçükköy veya Yeniçarohori (Boşnakça karşılığı: Novičarohori), Ayvalık ilçesine bağlı bir köyken 1970 yılında belde yapılmıştır. Aynı zamanda halk arasında Sarımsaklı olarak bilinen bölgedir. Belde, 2013 yılında çıkan Büyükşehir Belediyesi yasası ile aynı adla tek mahalleye dönüşmüş ve Ayvalık Belediyesi’nin mahallesi olmuştur.2025 verilerine göre 11.803 kişi yaşıyor.Küçükköy, Ayvalık ilçesine bağlı bir köyken 1970 yılında belde yapılmıştır. Üç mahallesi vardır, bunlar; Küçükköy, İlkurşun, Kahramanlar mahalleleridir. İlkurşun ve Kahramanlar mahalleleri aynı zamanda halk arasında Sarımsaklı olarak bilinen bölgedir.
Yeniçarohori, aslında Küçükköy’ün eski adı. Yeniçerilerin yeri anlamına gelen Yeniçarohori de Osmanlı Dönemi’nde Midilli adasının alınması sonrası 1400’lerde çıkan isyanları bastırmak için yeniçerilerin geçici bir süreyle buraya yerleştirilmesi sonucu Rumlar tarafından koyulmuş bir isim. Zamanla Rumların yaşamaya başladığı Yeniçarohori, mübadele zamanı yapılan değişimle bir Boşnak köyüne dönüşmüş; ancak bir süre sonra Boşnaklar çeşitli sebeplerle bu köyü terk edip bazıları Ayvalık’ın çeşitli yerlerine gitmiş, bazıları da memleketlerine geri dönmüş. Terk edilen köy de bomboş, ipsiz sapsız ne kadar insan varsa onların bulunduğu yitik bir bölgeye dönüşmüş.
Küçükköy’ de şimdi çoğunluğu “Boşnak” dediğimiz, Yugoslavya’dan gelen Türkler, biraz “Adalı” diye tabir edilen Midilli’den gelenler, biraz da Serezli’ler var.1970’te belde olan Yeniçarohori, Balıkesir’in ilçesi Ayvalık’a 7 km mesafede yer alıyor. Araç ile Ayvalık merkezinden 10 dakikada, Gömeç’ten 20 dakikada, Cunda Adası’ndan yarım saatte, Burhaniye’den 40 dakikada, Edremit’ten 50 dakikada ulaşılabiliyor.1980’lere kadar burada yaşayan halkın büyük bir kısmı geçim kaygısıyla oldukça yakında bulunan sahil kasabası Sarımsaklı’ya taşınmışlar. 1920’lerden 1980’lere kadar burada yaşayan Boşnaklar da daha sonra maddi sebeplerden ötürü evlerini terk edip, 1 kilometre uzaklıktaki sayfiye kasabası Sarımsaklı’ya taşınmaya başlamışlar.Köy eskiden bir Rum köyü olduğundan köydeki tüm evler tipik Rum mimarisi özelliklerini taşıyor.Sarımsaklı Plajlarına sadece 2 km . Yani 5 dakika da köydesiniz.
Küçükköy 2019 yılı itibari ile Ayvalık ilçesine bağlı bir mahalle olup, Ayvalık merkez, Alibey Adası, Şeytan Sofrası ve Sarımsaklı Plajı gibi turistik çekim merkezlerine oldukça yakın mesafededir. Kiliseden dönüştürülen Merkez Cami ve Küçükköy Kent Müzesi en fazla ziyaretçi çeken kültürel varlıklar arasındadır. Müzede, Balkanlar’dan göç eden Boşnakların göç sırasında getirdikleri giysiler, dokümanlar, mutfak eşyaları, dikiş makinaları ve daha çok sayıda eşya sergilenmektedir. Müzenin kuruluş amacı gelecek nesillerin tarih bilincini geliştirmektir. Son yıllarda köyün turistik çekiciliğinin artmasıyla birlikte, köy sanat galerisi, heykeltraş, ressam ve minyatürsanatı gibi sanatçı girişimciler için cazibe haline gelmiş bulunmaktadır. Bu sanatçıların bir kısmı Boşnak kültürünü yansıtan çalışmalar yapmakla birlikte, çoğunluğu sanatın evrenselliği ilkesi ile faaliyet yürütmektedirler. Boşnak Köyü kimliği ile tanınan Küçükköy, son yıllarda çeşitli dallarda eserler sunan değerli sanatçıların da ilgi odağı haline geldi. Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen sanatçılar burada atölyeler kurmaya, galeriler açmaya başlamış. Şu anda daha çok bir sanat köyü olarak öne çıksa da hedefler arasında aynı zamanda bir bilim köyü olmak da var. Küçükköy (Yeniçarohori), sadece tarihi ve kültürel açıdan değil, aynı zamanda Smart Village (Akıllı Köy) olma yolunda da adımlar atıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak planlanan köy, insanların iyi eğitim alma ve sağlık hakkına erişebildiği, temiz suya ve doğal gıdalara ulaşabildiği bir yaşam alanı olarak tasarlanıyor.
Bu açıdan da, köyün tarihi ve kültürel zenginliği yanı sıra, akıllı bir yaşam alanı olarak gelecekte de önemini koruyacak gibi görünüyor.

SARIMSAKLI
Sarımsaklı ise Ayvalık bölgesinde Küçükköy mahallesinin bir kısmını oluşturan yerleşim yeridir. Ayvalık ilçe merkezine 8 km uzaklıktadır.İlkurşun ve Kahramanlar mahalleleri Sarımsaklı’yı oluşturur.Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Ege’nin en uzun kumsallarından birine sahip olması ile öne çıkan Sarımsaklı; tertemiz denizi, tarihi evleri, canlı gece hayatı ve nefis Ege lezzetleri ile tatilcilerin beğenisini kazanan yerlerden biridir. Sarımsaklı Plajları: Ayvalık’ın Küçükköy beldesinde bulunan Ege Denizi kıyısındaki plajlardır.
AYVALIK
Ayvalık, Balıkesir il sınırında bulunan, Ege sahillerinin kıyısında, küçük bir ilçedir. Küçük olmasına karşın turizm bakımından oldukça tercih edilen, gezilip görülecek yerleri, plajları ve doğası ile yerli ve yabancı turistlerin tercih ettiği bir bölgedir.Ayvalık, Antik Çağ’da bir tür yabani ayva anlamına gelen Kidonia olarak anılıyordu. Bölgeye ilk yerleşenlerinin Midilli’nin Kydona köyünden ya da Girit’in Kydonies bölgesinden gelmiş olabilecekleri düşünülmektedir. Bazı görüşler de Ayvalık’ın (Eolya’nın) bozulmuş şekli olduğudur.İlçe karayolu ile İzmir’e 155, Bursa’ya 277, Susurluk’a 170 km, Çanakkale’ye 167, Ankara’ya 657, Bergama’ya 45, Truva’ya 154, Behramkale’ye 155, Efes’e 239, Alibey Adası’na 8 kilometre mesafededir.
Ayvalık nüfusu 2024 yılına göre 75.126.’dır.Belediye Başkanı Boşnak kökenli Mesut ERGİN’dir.Ayvalık ilçesine bağlı irili ufaklı 22 kadar ada vardır. Bu adaların en büyüğü Alibey Adası ya da diğer ismi ile Cunda Adası olup 1964 yılında bir köprü ile Lale Adası’na oradan da ilçe merkezine bağlanmıştır.[Bu köprülerden biri aynı zamanda Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olma özelliğini taşır. Alibey Adası dışındaki tüm Ayvalık Adaları 1995 yılında millî park ilan edilmiş ve yerleşim yasaklanmıştır.
BOŞNAKLARIN BÖLGEYE YERLEŞMESİ
Elde ettiğimiz kaynaklara göre Boşnaklar ilk kez 1893 yılında gelmeye başlamış ve 1913 yılında Balkan Savaşları sonrası Karadağ yöresinden gelenler olmuştur.1927 yılına kadar da sürmüştür. Sancak Bölgesinin Karadağ işgali altında yani günümüzdeki ifadesi ile Güney Sancaklı Boşnaklar iskan edilmiştir.. Sultan II. Abdülhamid, göçmenlerin nakil, geçici barınma ve iskânları gibi tüm konularla ilgilenmek üzere hükümete bağlı çalışan “İdare-i Umumiyye-i Muhâcirin Komisyonu” kurdurmuştur. Muhacir yerleştirilen vilayetlerde oluşturulmuş olan İskân-i Muhacirin Memurluğu söz konusu komisyonlarla da irtibatlı çalışılması sağlanmıştır. Boşnak muhacirin yerleştirilmesi ve mümkünse sahil yerlerden iskan yeri bulunması için İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyetinin çeşitli vilayetler ile yaptığı yazışmalar sonucunda Bari Limanı’ndan hareket eden 2000 kadar Boşnak muhacirin Karesi’ye (Balıkesir) yerleştirilmeleri uygun görülmüştür.Osmanlı Devlet tarafından organize edilmeye çalışılan bu göçlerle Anadolu nüfusunun Türkleştirilmesine yardımcı olunması, sağlayacakları iş gücü ile Anadolu’da boş arazilerin ekonomiye kazandırılmasına da katkıda bulunması da amaçlanılmıştır . Başkumandanlık’tan gelen talepler üzerine Sadaret, Gelibolu yarımadası, Ayvalık, Edremit gibi Rum nüfusunun yoğun olarak yaşadığı yerlerde dengenin Müslümanlar lehine sağlanması için Rumeli’den gelecek muhacirlerin öncelikli olarak bu yerlerde iskan edilmesine de karar vermiş olduğundan, Boşnak muhacirlerin bir bölümü de Ayvalık’a yerleştirilmişlerdir
Deniz yoluyla ilk olarak Karaburun’a indirildiklerini belirten buradaki dört beş aylık süreden sonra bir bölümünün daha içerlere doğru göç ettikleri bir bölüm muhacirinde önce Ayvalık’a sonra da Küçükköy’e geçtiği belirtilmektedir. Boşnak muhacirler, mülakatlarda da belirtildiği üzere yoğun olarak Müslüman nüfusun yaşadığı belirtilen Karadağ’ın Taşlıca (Pljevlja), Akova (Bijelo Polje) şehirlerinden gelmişlerdir.Karaburun’da dört beş ay kalan Boşnak Muhacirlerin geldikleri dönem itibariyle yaklaşık 2000 Rum nüfusun ikamet ettiği bir yerleşime gönderilmeleri yukarıda değinilen iskân politikasının sonucu olarak değerlendirilmelidir.
Bazı kayıtlara göre 1914 yılı Haziran ve Temmuz aylarında bu iki bölgeden 1.500 nüfusu içeren 128 hane Türkiye’ye göç etmiştir. Yine Taşlıca yöresinden 340 aile, Şahoviçi yöresinden 453 kişi göç etmiştir. Gerçekleştirilen göçlerle yüzyıllardır yarımadada varlığını devam ettiren Müslüman topluluklar tasfiye edilmiştir
BOŞNAKLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR
Osmanlı Devleti’nin Boşnakları Ayvalık ve çevresine iskân ettirmesi yukarıda bahsedilen “Rumların ağırlıklı olarak yaşadığı yerlerde nüfusu Müslümanlar lehine çevirme” politikasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Fakat bu uygulama, hem Küçükköy’de yaşayan Rumlar hem de yerleşime gelen Boşnak Muhacirler için çok zor bir sürecin başlamasına neden olmuştur. Özellikle uyum konusunda ise büyük sorunlar yaşanmıştır. Çünkü din, din birlikteliğinin olmadığı, etnik ve kültürel açıdan çok farklı iki toplumun birbirlerine güvenmelerinin, iletişim kurabilmelerinin zor olduğu muhakkaktır. Bunun yanı sıra yerleşimdeki toplumlardan birinin yıllardır yerleşik düzende olup “yerli” kimliği ile diğer grubun topraklarındaki kendilerine yönelik soykırımdan dolayı Osmanlı topraklarındaki daha güvenli bir yere gönderilmeleriyle “göçmen” kimliğinde bulunmalarının ortaya çıkardığı eşitlik ve aidiyetsorunları da oluşmuştur. Bu noktada Küçükköy gibi belli yerleşimler için iskân politikasının istenilen hedeflere ulaşılamadığı ve muhacirlerin yaşadığı mağduriyetleri arttırdığı belirtilebilir. 1. Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden Ayvalık işgaline kadar olan geçen dönemde yaklaşık 7-8 yıl beraber yaşayan Rumlar ve Boşnakların bu dönemine ilişkin çok az bilgiye sahibiz. Dışarıdan gelen ve kendilerinden çok farklı bir grubu kabul etmeyen Rumların, ilk zamanlarda bu durumla ilgili bir tepki ortaya koydukları, Boşnakları kabul etmedikleri belirtilmektedir. Bu durumda bazı muhacirlerin ise köy dışında civar yerleşimlere gittiği ya da Küçükköy’ün Sarımsaklı ve Badavut mevkiinde baraka tarzı barınma alanları kurup zor şartlarda yaşadıkları belirtilmektedir. Ayrıca köyde kalmaya çalışan muhacir grupların ise yerleşimde göçmen kimliğinde olmalarından dolayı, buraya ait sayılmadıkları 1914’de gerçekleştirilen nüfus sayım sonuçlarında daha net ortaya çıkmaktadır. Çünkü 1914 yılına ait yerleşim tarihi ile ilgili bilgilerde köyün bir mahallesi ve 3000 nüfusu olduğu bilgisi aktarılmaktadır (Psarros, 2004, s.6). Bu nüfus bilgilerinde Boşnak ya da Müslüman nüfus ile ilgili bir açıklama verilmemesi büyük ihtimalle muhacir kimliğinin ile geçici bir nüfus olarak değerlendirilmesiyle ilişkili olabilir. Ayrıca gerçekleştirilen görüşmelerde birlikte yaşam deneyimi sürecinin başlangıcında, Boşnak Muhacirlerin barınma, geçinme, sağlık, dil, din gibi başlıklarda nasıl sorunlar yaşamış olabileceği ile ilgilidir.
Boşnaklar ilk yerleştirildiklerinde kendilerine ait mahallelerde değil Rumlarla karışık oturmuşlardır.Köyde barınamayan diğer bir grup ise köy dışında Sarımsaklı-Badavut mevkiinde geçici barınaklarda bir süre yaşamak zorunda kalmışladır.
Boşnaklar geldikleri yerlerde ağırlıklı olarak hayvancılık yaptıkları için yeni yerlerinde tarım ağırlıklı geçim kaynağı gördüler ancak tarım ürünlerine çok yabancılardı.Öyle ki zeytini erik sanmışlardır.Birçoğunun geçinmek için Dikili ve Bergama’ya kadar çiftliklerde, bahçelerde çalışmaya gitmiş olmaları da Küçükköy Boşnaklarının bölgedeki geçim kaynaklarıyla bir ekonomi ortaya koyabilmeleri sürecinin de zor olduğunun göstergeleridir.
Yaşanan diğer bir sorun ise göç edilen coğrafya ile yerleşilen coğrafyanın yeryüzü şekilleri ve iklim gibi özelliklerinin farklılığı; barınma ve yerleşik hayatın sunduğu imkânların ve beslenme, temizlik gibi ihtiyaçların kısıtlı olmasından dolayı, çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkmış ve özellikle salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm gerçekleşmiştir.
Dil birliği olmayan iki toplumun Rumlar ve Boşnakların iletişim kurmalarında ilk dönem için çok sorunlar yaşandığı sonraki süreçte özellikle Boşnakların Rumcayı Türkçe’den daha önce öğr enmek zorunda kaldıkları belirtilmektedir.
Müslüman oldukları için baskı ve zulüm gören ve bu yüzden göç etmek zorunda kalan Boşnak Muhacirler, göç coğrafyasının yeni yeri olarak yerleştikleri Küçükköy’de de sorunla karşılaşmışladır. Çünkü nüfusu tamamen Ortodoks inancına sahip Rumlardan oluşan Küçükköy’de ibadetlerini gerçekleştirecekleri bir camii ya da mescit yapısı inşa edilmemiştir. Ortak dönem için bir cami yapısı olmaması inançlarını ve ibadetlerini yaşayabilme adına bir sorun olarak değerlendirilebilir. İbadet alanına sahip olamayan bir toplumun ancak mübadele sonrası merkezdeki kilisenin camiye çevrilmesi ile bir ibadet mekânına sahip oldukları görülmektedir. Bu konudaki diğer bir sıkıntı da mezarlıklar konusudur. Rumların ve Boşnakların, “farklılıkları” biri yerleşik diğeri de göçmen sıfatıyla yerleşimdeki mevcudiyetleri, mezarlıkların konumu ve içeriği ile de ortaya çıkmaktadır. Yaşam alanın bir parçası olarak Rum Mezarlığı yerleşim alanına yakın bir alanda içinde Şapelin bulunduğu yerde ve mezar taşları (yakın bir zamana kadar durduğu belirtilmektedir) ile sınırlanmış bir mezarlık görüntüsünde olduğudur. Boşnaklara ait ilk mezarlığın yerleşimin oldukça uzağında, yer olarak tam belirtilemese de Çeşmelik/Değirmenlik Altı mevkileri gibi yerleşimden uzak olduğu söylenen yerlerde ve mezar taşları bile konulmadan oluşturulmuş bir alan olduğu belirtilir.
Balkan Savaşları sonrasında Sırp ve Karadağ zulmünden kaçan Boşnaklardan bazıları Balya,Havran, Edremit .Burhaniye ve Ayvalık’a yerleştirilir.Ayvalıka yerleşen Boşnaklara düşman gözüyle bakıldı ve Sarımsaklı beldesindeki Boşnaklar ile Küçükköylü Rumlar arasında çatışmalar şiddetlenmiştir.
Boşnak muhacirler, Rumlarla birlikte yaşanan döneme ilişkin anılarını aktarırken Rumların ilk sarsıntıları atlattıktan sonra onlara iyi davrandıklarını, temiz ve çalışkan olmaları gibi genelde olumlu görüşlere sahip oldukları görülmektedir.
1920’lerden 1980’lere kadar burada yaşayan Boşnaklar da daha sonra maddi sebeplerden ötürü evlerini terk edip, 1 kilometre uzaklıktaki sayfiye kasabası Sarımsaklı’ya taşınmaya başlamışlar
YENİDEN GÖÇ…
Boşnaklar 1. Dünya savaşının çıkması ile yerleşimde yine dengelerin değişeceği yeniden büyük sıkıntılar yaşayacakları bir ortamın içinde kalmışlardır. Ayvalık ve çevresinde I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında yaşanan siyasi karmaşalar Küçükköy Boşnaklarının tarihlerine yeni bir göç dalgası daha eklemiştir. Mondros Ateşkes Anlaşması ve sonrasında 1919’da Ayvalık’ın Yunanlılar tarafından işgalinin gerçeklemesi sürecinde, çevredeki diğer Müslümanlar gibi Boşnaklar da can ve mal güvenlikleri olmadıkları gerekçesiyle göç etmek zorunda kalmışladır . Mülakatlarda sık sık gündeme getirilen bu süreçte gelen emirlerle birlikte bazı muhacir gruplarının Balıkesir, Bursa, Karacabey, Ankara Sungurlu gibi şehirlerdeki diğer muhacirlerin yanlarına göç ettikleri belirtilmektedir. Tarih, Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını gösterdiğinde ise yakın çevrede bulunan Boşnakların büyük çoğunluğu Batı Anadolu’da” Kuvâ-yi Milliye” hareketine katılmışlar, yeni yurt olarak benimsedikleri Anadolu topraklarının savunmasında önemli rol üstlenmişlerdir.
KUVAYI MİLLİYECİ BOŞNAKLAR
Burhaniye, Gömeç ve Küçükköy Boşnakları, vatanseverliklerini Ayvalık’ta da göstermişler ve bölge kumandanı Yarbay Ali Bey’in (Çetinkaya) emrindeki 172. Alayla birlikte Yunanlılara karşı savaşarak ve 15 Eylül 1922 günü Ayvalık’ın düşman işgalinden kurtarılmasında rol oynamışlardır. 15 Eylül 1922 tarihine kadar işgal altında olan Ayvalık bu tarihlere kadar kademeli olarak Rumların terk ettiği yer olmuş, en son aşamada da Rumlar tamamen hem Küçükköy’den hem de Ayvalık’tan ayrılmışladır. Köye geri gelen ya da yakın civarda olan Boşnaklar boşalmış olan köye yerleşmişlerdir

1922’DEN GÜNÜMÜZE KÜÇÜKKÖY
Küçükköy’e 1922’den itibaren tekrar yerleşen Boşnak Muhacirler dışında yerleşime 1927’ye kadar Balkanlar’dan da muhacir göçü devam etmiştir. Boşnakların köye tekrar geldiklerinde, köyün tamamen boş olduğu evlerde kimse kalmadığı hatta zeytinlerinin bile yapılı kaldığı belirtilmektedir. Bu tarihten itibaren Küçükköy Boşnakları, 1900’lü yılların başından beri süregelen “Göç” gerçeği ile yaşamak zorunda oldukları zorluklarla dolu trajik sayılabilecek bir dönemi kapatmışlardır. Güvende oldukları bu yeni ortamda ve yerleşik hayatın sunduğu yaşam olanaklarına sahip olmaya başladıkları yeni bir hayata başlamışlardır. Ayrıca uğruna savaştıkları bu yeni vatanlarında aidiyet duyguları oluşmuş ve vatansever kimlikleriyle bu yeni vatan topraklarına sıkı sıkıya bağlanmışlardır.
Cumhuriyet’in kurulması ile muhacir hakkı hane başına birer ev ve kişi başına yirmişer ağaç zeytin ve 4 dönüm tarla verilmiştir. Üretim faaliyetlerine başladıkları, zeytinciliği yavaş yavaş öğrenmelerine karşılık bağcılık yapamadıklarını, pamuk, tütün gibi bahçe işine gittiklerini hayvancılık ve tarıma dayalı bir ekonomi kurmaya çalıştıkları belirtilmektedir. Bu dönem için de ekonomik açıdan şartların çok kolay olmadığını aktaran birçok mübadil, köyde iş olmadığı zamanlarda da yine Bergama, Dikili gibi yakın yerlerdeki çiftliklerde çalıştıklarını ifade etmişlerdir.
Küçüköy’de nüfus açısından en kalabalık grubu oluşturan Boşnak muhacirler Cumhuriyet’in kurulmasından sonra kendilerine verilen muhacir hakkı ile birlikte başlıca geçim kaynakları, havyacılığın yanı sıra, zeytincilik, pamuk, tütün gibi tarım ürünleri olmuştur. 1945’te çıkarılan Çiftçi Topraklandırma Kanunu muhacirler için yeni bir dönemi başlatmıştır. 11.06.1945 tarihinde kabul edilen ve Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun kamulaştırılan arazinin öncelikle kimlere verileceği ilgili bölümün 34/d bendinde “Göçebeler ve göçmenler ve göçürülenlerden çiftçi olanlar” ile ilgili maddenin olmasıyla Küçükköy’e göçmen statüsüyle gelmiş Boşnakları da kapsamıştır. Kanun kapsamında devlet arazileri ihya edilerek Boşnaklar, Sarımsaklı’daki bataklıkları kurutmuşlar, toprağı bereketli hale getirip bu bölgeyi tarım arazisine dönüştürmüşlerdir. Bu yasa ile birlikte özellikle Sarmsaklı’daki arazilerin işlenmesiyle önemli bir ekonomik kaynak yaratılmış, sebze ve meyve üretimiyle tarım faaliyetleri genişlemiştir Kadın erkek tüm Boşnak Muhacirlerin çalıştığı 70’ye yakın olduğu belirtilen bu bahçelerden elde edilen ürünlerin tüm körfezde hatta Marmara Bölgesi’ne kadar bir geniş bir alanda pazar bulduğu belirtilmektedir. Bu bahçelerin yanı sıra zeytinyağı, un, pamuk (çırçır) üretimleri ile hayvancılığın da artması ve 1970’de Küçüköy Belediyesinin de kurulması ile köy 1980’lere kadar ekonomik ve sosyal yapı anlamında iyi bir noktaya geldiği belirtilmektedir.
Küçükköy’de daha çok nüfusa sahip Boşnakların, Türkçe’ye tam hâkim olamadıkları birçoğunun okula gidene kadar Türkçe öğrenmedikleri aktarılmıştır.

YERLEŞİM VE MEKAN KULLANIMI
Boşnak muhacirlerin Rumların köyü terk etmelerinin ardından yerleşime geldikleri, köydeki evlerin boş olduğu, istedikleri evlere girdikleri geçici/kalıcı sonradan çıkarılan iskân hakkı ile yerleşmelerin resmi bir şekilde gerçekleştiği aktarılmıştır. Bu yüzden yerleşimde daha geniş bir alana yerleşen ve daha büyük evlere sahip toplumun Boşnaklar olduğu, sonradan gelen mübadillerin “Yukarı /Serezli/Adalı” mahallesi adlarıyla anılan alanda Boşnakların mahalleleriyle ayrı bir şekilde yaşamışlardır. Küçükköy’de bu grubun mahalleleri dışında kahvehanelerin de zaman zaman ayrıldığı belirtilmektedir. İki grup arasında evlilikler genelde pek hoş karşılanmamış, Boşnaklardan kız alınıp, Boşnaklara kız vermeme olayı sık sık dile getirilmiştir. Serezli ve Adalıların kendi aralarındaki evlilikleri daha yaygın olmuştur. Bunun altında mal bölüşümü olmasın ve mallar dışarıya gitmesin kaygısı yatıyor olabileceği düşünülmektedir. Fakat komşuluk ilişkilerinin oldukça iyi olduğu belirtilmektedir.
KÜÇÜKKÖYLÜ KİMLİĞİNİN OLUŞMASI VE BOŞNAK KÜLTÜRÜ
Küçükköy yerleşiminde egemen kültür bir anlamda Boşnak kültürü olmuş ve diğer mübadil gruplarda bu kültüre entegre olmalarıyla ortaya bir “Küçükköylü” olma kimliğinin çıktığı görülmektedir. Bu açıdan Küçüköy’deki düğün bayram, asker uğurlama, doğum, cenaze gibi gelenekler bir anlamda kültürün yaşatıldığı alanlar olmuşladır. Bu kültürün en önemli öğelerinden biri Boşnak mutfağıdır. Geldikleri topraklardaki yeme-içme alışkanlıklarını devam ettirerek hayvancılığa da ağırlık vermeleriyle, et ve hamur işleri üzerine kurulu bir mutfağı sürdürmüşlerdir. Boşnak mutfağında balık ve sebze yemekleri çok tercih edilmemiştir. Adalı ve Serezlilerin yemek kültüründe sebze ve ot ağırlıklı olsa da onlarda zaman içerisinde Boşnak mutfağına kaydıklarını belirtmektedirler. Katılımcılar köyün tarihinde düğün, bayram, cenaze, şennitza 6 gibi toplumsal olayların çok önemli olduğunu ve bu etkinliklerde yardımlaşmanın ve dayanışma duygusunun çok önemli olduğu için yapıldıklarını belirtmişlerdir. Aynı zamanda tarihleri boyunca milliyetçi ve vatansever olduklarını dile getiren ve tarihleri boyunca devletine büyük bir sadakatle bağlı olan Boşnakların, yerleşimdeki asker uğurlamaları ve son yıllara kadar 15 Eylül’de Ayvalık’ın kurtuluşu kutlamalarında verdikleri önemle ortaya koymaktadırlar. 1980’lerde kadar çok belirgin kültürel öğeler durumundaki bu etkinlikler, Küçükköy yerlilerinin Sarımsaklıya taşınmaları ve köyün boşalmaya başlamasıyla eski önemlerini kaybetmeye başlamış oldukları söylenebilir. 1980’lerin başından itibaren Sarımsaklı’nın imara açılmasıyla turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ile köydeki nüfus yavaş yavaş Sarımsaklıya yönelmiştir. Mevkideki tarlalar satılmaya başlamış, apartman ve otel inşası başlamıştır. Turizmin ekonomik anlamda daha kazançlı bir sektör haline gelmesiyle tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiş, nüfusun azalmasıyla fabrikalar, dükkanlar ve kahvehanelerin çoğu kapanmıştır. Yaşlı nüfusun mesken tuttuğu Küçükköy, yakın zamana kadar sadece Cuma namazları, cenaze, asker uğurlama ve bayram gibi zamanlarda Boşnakların buluştuğu bir yerleşim haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Boşnakların kendi aralarında akrabacılık/sülalecilik gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlı olmaları, tarihlerinin bir parçası olan göçün yarattığı yok olmama ve toplumunu kaybetmeme kaygısı ile büyük ilişki içindedir. Bu yüzden büyük bir çoğunluğu Ayvalık’a bile yerleşmeyip köyde yaşamaya devam etmiş olmaları köyden çıkmayıp kendi kimliklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı tercih ettikleri görülmektedir. Ancak 1980’den sonra yine kendi toprakları sayılabilecek Sarımsaklı’ya yerleşmelere başlamışlar bu süreçte bile sülaler aynı mevkiler içinde yaşamışladır. Fakat 1990’lardan itibaren Sarımsaklı’nın çok belirgin hale gelen turizm kimliği Boşnakların bu ekonomiye bağlanmalarına sebep olması gitgide köyden uzaklaşmalarına dolayısıyla bu Boşnak Kültürü ve bu kültürün en önemli parçası olan dilin kaybolmaya başlamasına neden olmuştur. Pek çoğu için bu kimlik ikinci planda kalmaya başladığı “Önce Türk sonra Boşnak olduklarını” ifade ettikleri bir tarihi yaşamaya başlamışladır.
Körfez denince; Altınoluk’tan Altınova’ya kadar uzanan kıyı çizgisinde,içinde Edremit,Havran,Burhaniye ,Gömeç ve Ayvalık ilçeleri ile bu ilçelere bağlı köyleri(mahalleri)saymak gerekir.
Boşnakların nüfusa göre en fazla olduğu yerleşimler Gömeç ilçesi ile Ayvalık’a bağlı Küçükköy kasabası.Ayvalık,Altınova ve Karaağaç kasabasında az da olsa Boşnak var.Geldiklerin yerin kültür izlerini hala taşıyan bu insanlar misafirperver,sıcak kanlı,açık sözlü.Çoğu tarımla,bağ bahçe ve hayvancılık işleri ile uğraşıyor.Genel de uzun boylu,sporu seven,sarşın kumral karışımı,çalışkanlar insanlar.
BOŞNAK SÜLALELERİ
Küçükköy Boşnakları,Karadağ Sancak kökenli” Kolaşin” diye tanımlanıyor.Köydeki sülaleler:Martinoviç,Sadıkoviç,Curceviç,Hot,Podborovas,Cihiç,Cidiç,Musliç,Derdemez,Briskoviç,Rapoviç,Banbur,Bahor,Boşkoviç,İsmailoviç,Megiç, Baboviç,Memiş,Taranin,Berenaç gibi isimlerle anılıyor.
Boşnaklar büyüklerine karşı çok saygılıdırlar, bayramlarda büyükler ziyaret edilir,eller öpülür,hal hatır sorulur. Gönülleri gibi sofraları da zengin olan Boşnaklar,ziyarete gelen misafirleri ağırlamadan bırakmazlar.
BOŞNAK YEMEKLERİ
Yemek kültürlerinin çok zengin olan Boşnaklarda et,yoğurt,peynir ve hamur işi sofralardan eksik olmaz.Potoplika, Ribisa,Sispara,Papara,Masanisa,Püryan,Potmeta gibi yemek ve çorbaların yanısıra hamurlu yemeklerde olduğu gibi yufkası elle açılan Boşnak böreği,kıymalı,peynirli,patlıcanlı,kabaklı,ısırganlı ve pırasalı olarak yapılır.Boşnak yemeklerine doyum olmaz.
Zengin mutfakları olan Boşnaklarda,bir de soka denilen peynir ile yapılan turşu ile şekerpare denilen insana parmak yalatan bir tatlıları var.
BOŞNAK OYUNLARI
En ünlü oyunları,Karadenizlilerin Horon dedikleri oyuna benzer “Hora” denilen oyundur.El ele tutanarak veya kollar yan yana birbirinin omzuna atılarak oynanan bu oyunda,ayaklar seri hareketlerle üç bitişik adımla sola(bazı yörelerde sağa)doğru,önce ağır hareketlerle başlayan oyun gittikçe hızlanır.
Boşnakların geldikleri yerde atalarının müzik aletleri “Gusla”denilen iki diz arasında kemençe gibi çalınan sazın yanısıra,tambur,kemençe gibi çalınan sazın yanısıra,tambur,kemençe ve nefesli sazlardan genelde çift borulu “Ney”vardı.Boşnaklar,Küçükköy’e geldikten sonra bu çalgıların yerini önceleri davul,klarnet şimdi ise org denilen elektronik alet aldı.
BOŞNAK ADETLERİ
Boşnaklar; Gelen misafiri yedirip içirmeden göndermezler.Hatta uğurlarken bir de çantalarına evde yiyecek içecek türü ne varsa doldurulur öyle yolcu ederler.
Misafir ağırlamak onlar için zevktir.Misafirleri kendi namusları gibi korurlar. Boşnaklardaki bu ahlaki kural,ülkemize gelen yerli ve yabancı turistler için de geçerlidir,onları da kendilerinden biri sayarak korurlar.Küçükköy Sarımsaklı’ya gelen turist,kendini evinde gibi hisseder.Kumsal da sere serpe güneşlenir,denize girer,sabahın karanlığında yürüyüşünü yapar.Onlara kimse dönüp bakmaz,tam tersi zarar gelmesin diye kol kanat gererler.
Boşnaklar da,bu sıkı ahlaka kurala,geldikleri Bosna ve Karadağ’da rastlıyoruz.10 ve 15 nci yüzyıllar arası,Balkanlarda yaygın olan,Fatih’in 20 Mayıs 1463 Bosna kuşatması ile son bulan “Tanrı Dostu”anlamındaki “Bogomilcilik” bunu gözlüyorsunuz.
İşte bu ahlaki kural,o günden bugüne geldi. Türkiye’nin neresine giderseniz gidin,Boşnaklarda bu kural geçerlidir.
Geçmiş yıllarda yaşanan göç nedeniyle nüfusu yarı yarıya azalan Küçükköy’de Ayvalık Belediye Başkan Ergin’in girişimleriyle başlatılan çalışmalar doğrultusunda geri göç ile birlikte Küçükköy yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.
113 YILLIK ÇEŞME
Başkan Ergin, Küçükköy kentsel sit alanı içerisinde 12 adet birinci grup korunması gerekli kültür varlığının tescillendiğini söyledi. Birinci grup yapılar içerisinde çeşmelerin de bulunduğunu hatırlatan Ergin, “İki çeşmemizin alınlıkları üzerinde yapıldığı tarihler yer alıyor. Bir çeşmede ise 1907 tarihli kitabe levhası bulunuyor. Bir diğer çeşmenin üzerinde yer alan kitabede de 1933 yılında yapıldığı yazılı. 69 adet konut ise ikinci grup yapı olarak tescillendi” dedi.
Küçükköy’de geçmiş yıllardan günümüze kadar gelebilen bir adet de zeytinyağı atölyesinin yer aldığını belirten Başkan Ergin, son yıllarda köyün gözde turizm merkezleri arasına girdiğini söyledi.
GELENEKLER YAŞATILIYOR
“Mübadele sonrasında hane başına 20 ağaç zeytin, altı veya dokuz dönümlük tarla verilmiş. Verimli toprakları, yumuşak iklimi sayesinde, dikilen tutar, boy veren ürün dökermiş. Çok eski yıllarda dağ tepe üzüm bağları ile dolu olduğundan dört şaraphanenin de bulunduğu rivayet edilir. Evler çok heybetli değil, binaların hemen hepsi sarımsak taşından yapılmış. Rumlardan kalma konut yapılarına bakıldığında bugüne kalmış özgün bir mimariden söz edilebilir. Küçükköy’de şimdilerde Balkanlar’dan gelen Boşnaklar, Adalı tabir edilen Midillililer, ayrıca Serezliler yaşıyor. Güzel olansa memleketinden gelenler, geleneklerini bıkmadan yaşatmışlar.”
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin Boşnak kökenli vatandaşların yoğunlukta yaşadığı Küçükköy Mahallesi’nde her yıl düzenlenen ve Balkan Türkleri’nin hıdırellezi olarak kabul edilen geleneklerin yaşatıldığı Teferiç Şenlikleri’ne pandemi nedeniyle ara verildi.
GÖMEÇLİ BOŞNAKLAR
Adını bal peteği manasından alan Gömeç,Balıkesir’in küçük ve şirin bir ilçesidir.Nüfusu 2023 verilerine göre 17556’dır.Çanakkale yolu üzerinde İzmir’e 170 km uzaklıkta ve Ayvalık ile Burhaniye’nin ortasındadır.Gömeç,1956 yılında Belediye statüsüne ulaşmış ancak 1991’de ilçe hüviyetini almıştır.İlçe daha önce 1913’te belediye teşkilatına kavuşmuş daha sonra ise 1928’de belediye hüviyeti kaldırılmıştır.
Gömeç ilçe merkezinde Boşnaklar,Bulgaristan ve Yunanistan göçmenleri ,Ege Adalarından göçenler,Girit Müslümanları,yerel Türkler ,çok az sayıda Çerkez ve Kürtler vardır.
Gömeç deyince Akla Atatürk silüetli kayalar gelir.Nitekim Gömeç Belediyesinin amblemini de bu silüet oluşturmatadır.Bu kayalar Gömeç’in en çok ziyaret edilen yeridir.
Gömeç halkının ana geçim kaynağı tarımdır.Toprakları o kadar verimli ki “ bu tarlalara adam eksen biter “ derler.Pamuk,Zeytin,Buğday en çok yetişen ürünlerdir.Hayvancılık ve balıkçılık da diğer geçim kaynaklarıdır.
Gömeçli Boşnaklara gelecek olursak ortalama 300 Boşnak kökenli aile yaşamaktadır..Genelde Pljevlja,Kolaşin,Sjenica ve Tutin ağırlıklı Sancaklı Boşnaklar oluşturmaktadır.Belediye başkanlarından son başkan dahil 6 tanesi Boşnaktır.Bunlar;
Nuri Bozyel ( Hadzibuliç)-Şefik Birdar ( Brodaverac)-Orhan Babayiğit ( Babaiç)-Naim Kocabıyık ( Derdemez) Ve Kazım Arslan( Podborovac)
Gömeç’te yer alan nüfusa baktığımızda %35’i Boşnak,geri kalanlar Bulgaristan,Yunanistan,Adalılar,Girit göçmenleri ve az sayıda Çerkez ve yerli nüfustan oluşmaktadır.Gömeçin yüzde 40’ı Boşnaktır.
Gömeç’e gelen Boşnaklar I.Balkan Harbi sırasında gemi ile Türkiye’ye gelerek önce Hakkari,Sivas,Kütahya gibi şehirlere yönlendirilir.Ancak sonra da Burhaniye tarafında Boşnakların olduğunu duyunca buralara yerleşirler.
Gömeç’te yer alan Boşnak sülalelerinden bazıları şunlardır:
Dautoviç-Hasanbegoviç-Derdemez-Hot-Nisiç-Aleomeroviç-Sadıkoviç-Drupljanin-Podgoriçanin
Duran-Preleviç-Şeniçak-Krijeştorac-Potborovac-Redzoviç-Mehonjiç-Akova-Sadıkoviç-Adiloviç-Dzinoviç-Ljuca-Niziç-Kaliç-Hadzibuliç-Babajiç-Dzukela-Ljaljevic
Gömeç’li tanınmış kişiler İzmir Bosna Sancak Derneği eski başkanı ve Bornova Meclis üyesi Şenay Biçer,Hüseyin Kansu (Anne tarafı),Prof.Dr.Fazlı Çoban,Futbolcular Cihat Arslan ( Redozvic) ve Osman Arslan ( Redzovic) Eski MHP milletvekili Ahmet Duran Bulut.
Kurtuluş Savaşında Yunanlılar’a karşı gösterilen Kuvayı Milliye direnişine Gömeçli Boşnaklar da katıldı.Ali Çetinkaya önderliğindeki direnişe katılan Boşnaklardan bazıları ;
Boşnak Arabacı Bele Abdullah- Boşnak Faik- Boşnak Nuşkaoğlu Bekir- Boşnak Derviş- Boşnak Recep Çavuş- Boşnak Nazif- Boşnak Habib- Boşnak Aziz Redzoviç – Boşnak Kocabıyık Muammer Boşnak Topal Ramazan – Boşnak İlyas -Boşnak Üzeyir
Ali Çetinkaya ,anılarında Ayvalık’ta silahlar patladığında Gömeçli Boşnakların da savunma adına ilk koşanlar olduğunu yazar.Bunların yanında Boşnak Elmas beyi de görüyoruz.Kendisi ve arkadaşları başarılı savunmaları ve kahramanlıklarına mukabil İstiklal Madalyaları ile taltif edilirler
Boşnak Kasım ve çetesini de unutmamalı.Göç ettikten sonra bugunki Hamdibey’e yerleşirler .Burada çetecilik yaparken Yunanın ilerlemesiyle Kuvayı Milliyecilere katılırlar.
Gömeçli Boşnaklar her ne kadar dil konusunda zayıflamış olsalar da kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar.Papara ,Kaçamak,Pita,Masinisa,Şeranik ve Uştipak gibi yemek kültürleri unutulmamıştır.
BURHANİYE BOŞNAKLARI
Balıkesir İlinin zeytin üretimi ile ilgili meşhur ilçesidir Burhaniye..İsmini Şehzade Büyük Mehmet Burhan Efendi’den alan ilçe,eski medeniyet kalınıtılarının bulunması ve deniz kenarı olması hasebiyle turistlerin ilgisini çeker.
Burhaniye’nin nüfusu 2024 yılı verilerine göre 65.790’dır. İlçenin Milli Mücadele’de ayrı ve özel bir yeri vardır. İlk kurşunu atma şerefini Burhaniyeliler taşımaktadır. İlçe, 29 Haziran 1920’de Yunan işgaline uğramış ve 8 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtulmuştur. Yunan geri çekilişi sırasında, ilçe merkezinin yıkalıp, yıkılmasını önlemek için Pelitköylü Borazan Çavuş, bir minareye çıkarak, düşman birliklerini gördüğünde hücüm borusu çalmaya başlar, düşman kuvvetleride ilçe merkezi Türkler’in eline geçmiş düşüncesiyle merkeze girmeden geri çekilmeye devam ederler.
Burhaniye’nin geçmiş dönem belediye başkanlarından Boşnak adaylar da seçilmiştir..Fikret Akova (2004-2014 arası kesintisiz 10 yıl belediye başkanlığı yapmıştır) ve Necdet Uysal kazanarak belediye başkanlığı koltuğuna oturmuştur.
Boşnakların İlçeye Yerleşmesi
Burhaniye ilçesine Boşnakların yerleşmesi genel itibarıyla 1912-1913 yıllarında cereyan eden Balkan Savaşları sonrası olmuştur.1912-1913 Balkan Savaşları sırasında Balkanlar’dan Anadolu’ya 117.350 muhacir gelmiştir . 1912-1915 yılları arasında ise Balkanlar’dan 297.737 Müslüman muhacir göç etmiş, bunlardan 10.689’u Karesi (Balıkesir) vilayetine iskân edilmiştir227. Balkan Savaşları sırasında ve sonrasında da çok sayıda Arnavut, Boşnak ve Türk, Balkanlar’dan Burhaniye’ye gelerek yerleşmiştir.Yunanistan’la imzalanan Mübadele Antlaşması sonrası Midilli Adası’ndan Burhaniye’ye 950 hane mübadil gelmiştir. Aydın Ayhan, Balıkesir’in Kimliği-2 adlı eserinde 10 Haziran 1924 yılında Zafer-i Millî Gazetesi’nde yayınlanan “Muhterem Mebusumuz Ali Şuuri Beyefendi ile Mülakat” adlı makaleye dayandırarak “Burhaniye’de 952 hânede 4081 nüfus iskân edilmiştir. Bu hanelerden 504’ü Boşnak, 5’i Arnavut, 4.123’ü Türk, 30’u Türkmen aşiretindendir. Bu Türkmenler de Midilli’den geldikleri halde kıyafet ve lisandan hiçbir şeyi zayi etmemişlerdir…” demektedir.
1923 yılında Türkiye’ye 14.432 Boşnak muhacir gelmiştir818. Türkiye nüfusunda meydana gelen artış, Burhaniye’ye de yansımıştır. Balıkesir Milletvekili Ali Şuuri Bey, 1924 yılında Ayvalığa geçerken uğradığı Burhaniye’ye yerleştirilen nüfus ile ilgili şu bilgileri vermektedir: 952 hanede 4.081 nüfus iskân etmiştir. Bu hanelerden 505’ü Boşnak, 5’i Arnavud, 413’ü Türk ve 30’u Türkmen aşiretindendir.
1950-1958 yılları arasında Yugoslavya’dan 104.372 Boşnak gelmiştir. Bunlardan 56.624’ü İstanbul’a yerleşirken, 47.748’i Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesi’ne yerleşmiştir. Bu dönemde gelen muhacirlerin bir kısmı, Balıkesir ve çevresi ile Burhaniye dolaylarına yerleşmiştir.
1946-1968 yılları arasında Sancak’tan Türkiye’ye 159.030 nüfuslu 41.950 aile göç etmiş, bunlardan bir kısmı Balıkesir, Ayvalık ve Burhaniye civarına yerleştirilmiştir
Balkanlar’dan Burhaniye’ye gelen muhacir nüfusun, Burhaniye merkeze ve köylere dağınık olarak yerleştirildikleri tespit edilmiştir. İkinci kuşak 93 Muhaciri Kadir Göktürk; “Çoruk’ta 5-6 aile Çerkes ve 15-20 aile Boşnak” 826 bulunduğunu söylerken; Balkan Savaşları döneminde gelen bir muhacir ailenin oğlu olan Münir Başkurt, Burhaniye’de Balkanlar’dan gelen muhacir nüfusun bulunduğu yerler hakkında: “Burhaniye’de Çoruk’ta var, Şarköy’de birkaç hane var. Çoruk’ta biraz fazla var. Burhaniye’nin diğer köylerinde varsa bir hane, iki hane…” demektedir.
Muhacirler, Burhaniye’nin folklorunu da etkilemişlerdir. Burhaniye’de hemen hemen her düğünde Ege müzik havalarını, Boşnak oyun havalarını görmek mümkündür. Muhacirler tarafından oynanan bazı oyun havaları da zamanla unutulmuştur
Muhacirler, yerleştikleri yerlere geldikleri yörenin türkülerini, manilerini, atasözlerini, bilmecelerini, söylencelerini, masal ve öykülerini de götürmüşlerdir. Boşnak muhacirler, Türk ve Boşnak müziklerinin karması olan Sevdalinka müziğini Türkiye’de yaşatmaya çalışmışlardır. Geleneksel Boşnak müziğinde göç ve göçü çağrıştıran, ayrılıktan bahseden birçok eserin bulunduğu Sevdalinka ve ilahiler önemli yer tutar. Muhacirlerde ağıt söyleme geleneği ise yok denecek kadar azdır. Mesela, Yugoslavya Muhaciri bir ailenin oğlu olan Hayrettin Türkoğlu, annesinin babasının Boşnakça türkü söylediklerini, orda söylenen türküleri ezberleyip burada da söylediklerini ifade etmiştir.
Münir Başkurt, Boşnakların Burhaniye yemek kültürüne katkılarını şöyle ifade etmiştir: “Mesela patuplaka dediğimiz bir şey vardı. Neydi bu? Saçta yufka pişirilir. Bilahare tepsinin içine konulur, kaynamış parça parça et, yufkanın üzerine bırakılır. Herkes oturur çevresine, eti yufkaya sararak yer. Besleyici bir yemek… Masaniça dediğimiz bir nevi börek vardı. Dört köşe dört köşe kesilir, üzerine sarımsaklı yoğurt konulur, yenilirdi. Bir de pita dediğimiz kol böreği vardı. Ayvalık’ta çok yaparlar onu. Ortasından yuvarlağı çıkarır, büyük bir tasa ayran konulur, herkes tahta kaşıkları alır eline, yarış başlar
Burhaniye Boşnaklarına baktığımızda genelde Sancak Boşnaklarının olduğunu görürüz.Sancak’ın Pljevlja,Kolaşin,Bijelo Polje,Prijepolje,Priboj,Nova Varoş ve Sjenica bölgelerinden gelen Boşnakların belli başlı sülaleleri şunlardır:
Martinoviç,Kaliç,Sinanoviç,Mehonjiç,Kajeviç,Alomeroviç,Crnovrşanin,Babaiç,Diznoviç,Podborovac,Djurdjeviç,Mekiç,Rapoviç,Beliçkoviç,Derdemez,Hasanbegoviç,Sadıkoviçve Tutiç’tir.Bunun dışında da Boşnak sülaleleri vardır.Burhaniye aynı zamanda Sancak’ın Bijelopolje şehri ile kardeş şehirdir.
Burhaniye’deki Boşnak sayısına baktığımızda Balıkesir,İzmir,Bursa,İstanbul ve Ankara’ya gidenler hariç 5.000 civarı denilebilir.
Buraya yerleşen Boşnaklar’a zeytin ağaçları verilmiş (1912-13’lü yıllar) ancak yeni gelenler biraz da dil bilmemenin getirmiş olduğu nedenden dolayı bu ağaçları söküp verimli tarlalara dönüştürmüşlerdir.
Daha sonra ise zeytincilik yapmaya başladıklarında ise ,tüccarlara zeytinleri götürdüklerinde uyanık tüccarlar düşük fiyatlar vermişlerdir.Böylece hemşehrilerimize büyük haksızlıklar yapmışlardır.Burhaniye ve Ayvalık’a yerleşen Boşnak muhacirleri hem iklimden hem de toprağın verimliliğinden dolayı zengin olmuşlardı.
Burhaniye’ye gelen muhacirlerin de ilk zamanlar yerli halk tarafından “pis muhacirler” denilerek, iş verilmeyerek dışlandıkları, bunun etkisiyle çok çalışarak veya eğitim görerek toplum içinde saygınlık kazanmaya çalıştıkları ve toplum içinde yükselen bu muhacirlerin, Türkiye’ye karşı büyük bağlılık gösterdikleri tespit edilmiştir . İkinci kuşak 93 Muhaciri olan Kadir Göktürk, Boşnakların vatan, Türkiye sevgisine dair şöyle bir olay anlatmıştır: “… Vatan sevgisi üzerine çok önemli bir olay yaşadım. İzmir’de daha sonra gelen annemin teyzesinin kızları ve damatları vardı. O enişteden şöyle bir olay dinledim. 1960’lı yıllarda oğlu Samsun’a asker olarak gitmişti. O sırada Kıbrıs olayları olmuştu. Oğlan bir mektubunda Kıbrıs’a gönderileceğini yazmış, babasına. Aradan bir – bir buçuk ay geçince bir mektup daha yazmış. Baba, diyor, beni Kıbrıs’a göndermiyorlar. Baba o sinirle hızla Samsun’a gitmiş. Çocuğun haberi yok. Birliğini bulmuş. Girmiş nizamiyeden bölük komutanını bulmuş, ben filan erin babasıyım, onu görmeye geldim. Bölük komutanı posta vasıtasıyla oğlunu çağırtmış, getirmiş. Oğlan içeri girince komutana dönmüş. Oğlum bana bir mektup yazdı. Kıbrıs’a gönderileceğinden bahsetti. İkinci bir mektupta da Kıbrıs’a gönderilmeyeceğini, vazgeçildiğini söyledi. Sebep de yazmadı, ben bu sebebi öğrenmeye geldim. Oğlum Kıbrıs’a niye gönderilmedi, bunu bana siz açıklayacaksınız, oğlum mektupta yazmamış. Ben bunu öğrenmeye geldim. Eğer biz Yugoslavya’dan geldik diye vatan sevgimizden şüphelenerek göndermediyseniz ki onlar 60’lı yılların başında gelmişlerdi, eğer, bu şüpheden dolayı göndermediyseniz, çıkarmış belinden silahı, şimdi vurayım ben bu oğlanı demiş. Komutan eline sarılıp gerekçesini anlatmış. Ben merak edip sormadım gerekçesini de “gerçekten vururmuydun enişte?” dediğimde, “yeminle vururdum” dedi. Ailemizde, Boşnaklarda vatan sevgisi, Türkiye sevgisi çok kuvvetliydi. Burhaniye’deki Boşnaklarda da vatan sevgisi çok güçlüydü. Bunun örneği olarak ikinci abim Şerafettin Göktürk yaşı gelmeden askere gönüllü gitmişti, jandarma olarak yaptı askerliğini.Muhacirler, yerleştikleri yerlerde sosyal çevreye adapte olmakta zorluk çekmişlerdir. Her ne kadar aynı dinî inanıştan, aynı etnik kökenden gelseler de, yüzyıllardan beri Balkanlar’da farklı kültürlerle yoğrulan bu insanların Anadolu insanıyla birden bire kaynaşması beklenemezdi. Üçüncü kuşak Selanik Mübadili olan Erkut Olgaç, ailesinin ilk zamanlar dışlandığını, evden çıkamadığını ve zamanla yerli halka uyum sağlamak zorunda kaldığını şöyle ifade etmiştir: “… Adaptasyonda, uyum sağlamakta zorlanmışlar. Ayvalık’ta pek sıkıntı çekmemişler ama Burhaniye’ye uyum sağlamakta zorlanmışlar. Sosyal olarak birbirlerine alışma dönemi denen bir dönem geçirmişler. Yerli halk ta acaba nasıl insanlar diye düşünmüş, büyükannemler de öyle düşünmüş. Ama zamanla önyargılar kırılmış.
1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı ve Balkan Savaşı sonrası Balkanlar’dan Burhaniye’ye gelen muhacirlerde kuşku, korku ve depresyon belirtileri görülmüştür
Kurtuluş Savaşı’nda Yunanlılara karşı ,bölgenin savunulması için oluşturulan Kuvay-ı Milliyelerde Boşnakları da görürüz.Mesela bunlardan biri Sülejman Martinoviç (Eruzun)’tir.Martinoviç,burada oluşturulan Kuvayı Milliyecilerdendir ve bölge savunmasını hakkıyla yerine getirdiği için savaş sonrası İstiklal Madalyası almaya hak kazanmıştır.
Muhacirler arasından Burhaniye’nin sosyo-ekonomik ve kültürel hayatında rol oynayan çok önemli şahsiyetlerin çıktığını görüyoruz. Yugoslavya muhaciri bir aileden gelen Münir Başkurt, Balkanlar’dan gelen muhacirlerden Burhaniye’nin ekonomik, sosyal ve siyasi tarihinde önemli rol oynamış isimler arasında Ali Kemal Deveciler (babası Adalı, annesi Boşnak), Fikret Akova (Boşnak), Orhan Müsait (Boşnak) ve eski belediye başkanlarından Arif Lim (Boşnak)’in bulunduğunu belirtmiştir
SÜLEYMAN ERUZUNLAR
Eruzunlar ya da diğer ismiyle Martinovicler’in hayat hikayesine bakacak olursak ; 1868 yılında eski adıyla Yugoslavya şimdiki adıyla Karadağ olan ve bu ülkenin Kolaşin bölgesinde dünyaya gelen Süleyman Eruzunlar oradaki soyismiyle “Martinoviç” 1912 yılında Türkiye’ye göç edip Bursa Karacabeyê beş kardeşi ile yerleşmiş olup, burda bir kardeşinin Yunanlılar tarafından öldürülmesi sonucu Burhaniye’ye göç etmişlerdir.
KADİR ERUZUNLAR
Burhaniye’de Naile Hanım ile yaptığı evlilikten sonra Ali ve Kadir isimlerinde iki oğlu olmuştur. Bu esnada Burhaniye çevresinde yunan işgalleri başlamıştır. Buna karşı Burhaniye’de ilk karşı koyma örgütü yani Boşnak milis kuvvetini oluşturmuştur ve örgütün adı daha sonra “Kuvayi Milliye” ismini almıştır. Bu mücadelenin sonunda Boşnak Süleyman Ağa istiklal madalyasıyla ödüllendirilmiştir. Bu süreçten sonra oğullarıyla birlikte tarımla uğraşmıştır. küçük oğlu Kadir Eruzunlar daha sonra sebze-meyve ticareti ile uğraşmış olup 2011 yılında Eruzunlar Petrol ün temellerini atmıştır. Daha sonra çocuklarına bayrağı devretmiştir. Gücünü geçmişten gelen Dürüstlük, Doğruluk, Saygı ve Çalışkanlık temelleri üzerine kuran 3. kuşak temsilcileri Eruzunlar adını daha yukarıya taşımak için var gücüyle çalışmaya devam etmektedir. Yaşadığı şehre bağlı geleceğine güvenen ve inanan bir düşünceyle daha fazla istihdam için daha fazla katma değer üretmek için üretmeye devam etmektedir.
İlçedeki diğer tanınmış Boşnaklar Kolaşinli markası ile Zeytincilik üzerine firma kuran Kolaşinlier vardır.1914 tarihinde Kolaşin Bölgesi’nden gelerek Burhaniye’ye yerleşmişlerdir.Burda Kolaşin’de olduğu gibi zeytincilik üzerinden çalışma yapmışlardır.2005 tarihinde de Kolaşinli markasını çıkarmışlardır.
Balıkesir ilinde yaşayan diğer Boşnaklar ise Erdek ve Susurluk ilçelerinde yaşamaktadırlar. Susurluk Alibey köyünde yörükler ile beraber yaşarken( 1893 yılında Boşnaklar köye yerleştirilmiştir.) Erdek’te (1924 Mübadillerinden sonra Boşnaklar yerleştirilmiştir ) ise Balıklı ( Girit ve boşnak muhacirleri ) ,Harmanlı , Ocaklar ,İlhanlar ( 1926 yılında Boşnaklar yerleştirildi ), Tatlısu ve Turanköyde ( 1927’de Bosna Bihke’den gelen Boşnak muhacirler ) yaşarlar. Bunun yanında da Edremitte de Boşnaklar vardır.
Kaynaklar:
-wikipedi
-Türkiye’nin Sadık Vatandaşları Boşnaklar-Sait Kaçapor
–http://www.eruzunlar.com/tarihce.aspx
-burhaniye.bel.tr
-https://www.bosnahersek.ba/bosnak-goclerine-karsi-devletin-uyguladigi-iskan-yerlestirme-politikasi/
-https://www.turkcebilgi.com/k%C3%BC%C3%A7%C3%BCkk%C3%B6y,_ayval%C4%B1k#post
-https://bosnakhaber.com/korfez-bolgesinde-gomec-ve-ayvalik-kucukkoy-bosnaklari/
-www.journavel.com/ayvalik-kucukkoy-gezi-rehberi-ve-yenicarohori-sanat-koyu
-www.nufusune.com
-tourmag.com.tr/ayvalikta-gorulesi-bir-yer-kucukkoy/
-huseyinbeykonagi.com
-turkcebilgi.com
-bosnakhaber.com/korfez-bolgesinde-gomec-ve-ayvalik-kucukkoy-bosnaklari/
-Etnik Kültürel Mirasın Turizmde Değerlendirilmesi: Küçükköy Boşnak Göçmenleri
Örneği** (Evaluation of Ethnic Cultural Heritage in Tourism: The Case of Küçükköy Bosnian
Immigrants)* Kudret GÜL , Melike GÜL
-www.ajansbakircay.com
-www.ayvaliktayasam.com
-BİR GÖÇ COĞRAFYASININ KENT DOKUSUNDAKİ İZLERİ: KÜÇÜKKÖY TARİHİNE YÖNELİK BAZI DEĞERLENDİRMELER Dr.Berrin Akın AKBÜBER,ULUSLARARASI NECATİBEY EĞİTİM VE SOSYAL BİLİMLER ARAŞTIRMALARI KONGRESİ (UNESAK 2018) 26-28 EKİM 2018, BALIKESİR TÜRKİYE