Alija İzetbegoviç'i "Avrupanın Ortasında Bir İslam Devleti Kurmak İstiyordu" Diyerek İftira Atanlara Cevap » Boşnak HaberBoşnak Haber

28 Şubat 2024 - 11:44

Alija İzetbegoviç’i “Avrupanın Ortasında Bir İslam Devleti Kurmak İstiyordu” Diyerek İftira Atanlara Cevap

Alija İzetbegoviç’i “Avrupanın Ortasında Bir İslam Devleti Kurmak İstiyordu” Diyerek İftira Atanlara Cevap
Son Güncelleme :

26 Şubat 2023 - 22:34

1993 sonbaharında Demokratik Hareket Partisi’nin (SDA) liderleri, Yugoslavya topraklarında bir Boşnak ulus devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak devlet-ulusal oluşumu anının geldiğine karar vermişlerdi. SDA Başkan Yardımcısı Edhem Biçakçiç 28 Eylül 1993’te düzenlenen Boşnak Parlamentosu’nun ertesi günü şunları söyledi:
“SDA, Boşnak halkının ve o bölgede yaşayan vatandaşların devletini savunacak, içinde bu devlet birliğini oluşturanların Boşnaklar olacağı ve diğer tüm vatandaşlara Avrupa standartlarının en yüksek kriterlerine göre tüm insan haklarının güvence altına alınacağı anlamına geliyor. (…) LAİK bir devlet olacak ama, Boşnakların devleti olacak. Devleti oluşturacak olanlar ve diğer milletler azınlık haklarına sahip olacaktır. “
Aynı gün Reisul Ulema Mustafa Ceric de Akşam Gazetesi’ne (Vecernje Novine) benzer bir cevap vermişti:
“Bana ulus devlet hakkında soruyorsanız, Boşnakların milli veya başka bir ad altında anılsa da kendi devletleri olması gerektiğini söylerdim. Bunun şu veya bu isimle ilgisi yoktur. Benim için önemli olan Boşnakların vatanlarının olmasıdır. “
SDA içinde bir “Boşnak Ulus Devlet” kurmaya çalışan bir akım olmasına rağmen, aynı zamanda Bosna Hersek Cumhuriyeti Ordusu (ARBİH) Başkomutanı olan Alija Izetbegović, Sırplar ve Hırvatlar için sistematik bir etnik temizlik planı hiç yapmadı. ARBiH tarafından sistematik etnik temizlik uygulamasının Bosna hükümetinin uluslararası meşruiyetini yok edeceğine, Bosna Hersek’teki savaşı herkese karşı bir savaş olarak göstereceğine ve ARBiH’de savaşan birçok Sırp ve Hırvat vatandaşının Republika Srpska Ordusu (VRS) ve Hırvat Savunma Konseyi’ne (HVO) geçmesine yol açacağına hiç şüphe yoktu. Dahası, etnik bölünmeler meydana gelmesi halinde Boşnak ulusunun Bosna Hersek’in yeniden entegrasyonunun merkezinde kalması için yerel Sırp ve Hırvat nüfusun korunması “olmazsa olmaz” bir koşuldu !!!
Izetbegoviç, Temmuz 1994’te Boşnak Parlamentosu’na hitaben yaptığı konuşmada bizzat bunun hakkında şöyle konuşmuştu: “Bosna’nın entegrasyonu için mücadelemiz büyük ölçüde bize, kim olduğumuza, ne istediğimize ve neler yapabileceğimize bağlı olacaktır. Bosna’nın kontrol ettiğimiz kısmını modern, demokratik ve özgür bir ülkeye dönüştürmek istiyor muyuz ve dönüştürebilir miyiz? (…) Bosna’da şahsa münhasırlık bir durum yoktur. Haliyle çok uluslu ve çok dinli, bu renklilikten rahatsız olmayan birileri aranıyor. Ve bunu önemsemeyen de bizleriz. Kilise veya katedrallerden rahatsız olmuyoruz, farklı düşünen ve hisseden insanlarla yaşamayı öğrendik ve bunu bir avantaj olarak görüyoruz. Dolayısıyla biz Boşnaklar, biz Bosna’nın Müslüman halkı, Bosna’nın yeni entegrasyonunun liderleri olmaya yazgılıyız. Bosna tek uluslu bir devlet olamaz ama, bir bütün olacak ve öyle kalacaktır. “
İzetbegović, ulusun gerçek babası olarak, o zamanki Boşnak ulusal stratejisini formüle etti ve bu, birkaç nüansla, 2003’teki ölümüne kadar öyle kaldı.
Dayton Anlaşmasının Amerikalı mimarları tarafından hazırlanan acı senaryoyu devralan Izetbegović, tüm hükümlerine saygı gösterilmesi şartıyla Bosna Hersek’in kademeli olarak yeniden entegrasyonuna, bütünleşeceğine yol açabileceğine inanıyordu.
Her şeyden önce, Bosna Hersek Cumhuriyeti konumuna geri dönme hakkı konusunda ısrar ediyordu. Savaş sırasında yerlerinden edilmiş kişilerin gerçek anlamda evlerine dönüşü, Bosna Hersek’in etnik bölünmesini ortadan kaldırabilirdi.
İzetbegović, barış anlaşmasının kurduğu kurumlar dahilinde hareket etmeyi planlıyor, Sırpların ve Hırvatların azar azar Bosna Hersek’i devletleri olarak kabul etmeleri için Boşnak tarafının demokrasi ve ekonomik kalkınma açısından bir model olması gerektiği fikrini savaş sırasında ortaya koyuyordu.
Ancak yine de ısrarla “güçlü ve bilinçli Boşnak halkının Bosna Hersek’in bel kemiği olduğunu ve tek değilse de Bosna Hersek’in hayatta kalmasının ana garantörü olduğunu” düşünüyordu.
1996 ve 2003 yılları arasında İzetbegović, Bosna Hersek’in kademeli olarak yeniden bütünleşmesi için, en önemlisi, üç kurucu halkın haklarını tüm Bosna topraklarına (Boşnak, Sırp ve Hırvat) yayan anayasa değişiklikleri için birçok siyasi mücadeleye liderlik etti.
O dönemde İzetbegoviç’in savunduğu strateji, Boşnak siyasi ve entelektüel elitlerinin neredeyse oybirliğiyle desteğini alıyordu.
Ancak, İkili Federal yapıdan biri olan Sırp Cumhuriyeti’ndeki evlerine, topraklarına geri dönen Boşnaklar görece olarak nüfus olarak küçük kalıyorlar ve Izetbegović’in Dayton Anlaşmasının yeniden entegrasyon potansiyeline ilişkin iyimser tahminleri gerçekleşmiyordu.
 
Kaynak: Xavier Bougstel, “İmparatorluk kalıntıları: Bosna Hersek’te İslam, milli kimlik ve siyasal sadakat” kitabından bazı bölümlerinin özet alıntısı.
 
Nusret SANCAKLI

YORUM YAP