ESKİŞEHİRLİ BOŞNAKLAR KÖYLERİ VE MERKEZ
Hazırlayan: Şevket KOÇ- Tarihçi ve Eğitimce

Eskişehir,İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir ildir. Doğusunda Ankara, güneyinde Afyonkarahisar ve Konya, batıda Bilecik ve Kütahya kuzeyde ise Bolu ile çevrili bir ilimizdir.13 İlçe ve yaklaşık 396 köyü vardır.2024 yılı nüfusu 921.630 ‘dur.Yüzölçümü 13.960 km2 ‘dir. İç Anadolu, Batı Karadeniz ve Akdeniz iklimlerinin etki alanı içerisinde kalan Eskişehir, bu etkilerin tesiri ile ortaya çıkan, kendine özgü bir iklime sahiptir. Şehrin kuzeyden ve güneyden dağlarla, batıdan ise yüksek platolarla çevrili olması, Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin etkisini sınırlandırmakta olup, şehirde genellikle sert ve karasal bir iklim hüküm sürmektedir ve denizden yüksekliği ortalama 792 metredir.
Eskişehir’in yerleşimi incelendiğinde %42 oranında göçmenlerden oluştuğunu görürüz.Manavlar Türkmenler,Tatarlar,Çerkezler,Macırlar,Romanya ve Bulgaristan göçmenleri,Boşnak ve Abazalar bu grup içindedir.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan itibaren Kırım ve Kafkasya bölgelerinden, 1911-1912 Balkan Savaşı’ndan itibaren de Rumeli bölgesinden göç eden kalabalık kitlelerin yerleştirilmesiyle, Eskişehir bölgesi giderek kalabalıklaşmıştır XIX. yüzyıl Eskişehir bölgesinin yerleşme devreleri içerisinde en canlı dönemlerden biri olup, bu dönemin başlarından itibaren Kırım, Kafkasya, Romanya, Bulgaristan ve Balkanlardan gelen büyük göçmen grupları Eskişehir ve çevresine yerleştirilmişlerdir. Böylece, XIX. yüzyıla kadar küçük bir kasaba görünümünde olan Eskişehir’in yapısı, 1860’dan itibaren yavaş yavaş değişmeye başlamış ve bunda, şehre yerleştirilen göçmenlerin büyük etkisi olmuştur .
BOŞNAKLARIN YERLEŞMESİ
Tarihin her döneminde işlek ve önemli bir yol kavşağı, ticari, ekonomik ve stratejik bir nokta durumunda olan Eskişehir’in, bu özelliklerinin yanında, verimli bir ovaya, olumlu iklim koşullarına ve sıcak su kaynaklarına sahip olması, her dönemde bölgede yerleşimi etkilemiştir. Sahip olduğu özellikler, bölgenin sürekli göç almasının da temel nedenleri arasındadır.

Bosna göçmenlerinin bazıları önceden tespit edilen yerleşim yerlerine yerleştirilirken ,bir kısmı için yeni yerler inşa eder.Kurulacak köylerin iklim olarak göçmenler en uygun ,ormanlara yakın ve yüksek kesimlere yakın yerler dikkate alınmıştır.
Göçmenlerin süratle iskân mahallerine gönderilmeleri ve biran önce yerleştirilmeleri önemli olduğundan,özellikle anayollara yakın ve ulaşım olanaklarına sahip bölgelere iskân edilmeleri ilke olarak benimsenmiştir. İstanbul-Eskişehir, İstanbul-Eskişehir-Konya ve İzmit-Eskişehir-Ankara gibi Demiryolu Hatlarının Eskişehir’den geçmesi idari, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan büyük değişiklikler yarattığı gibi, göçmenlerin bölgeye yerleştirilmesinde de önemli bir rol oynamıştır.Mihalıççık ilçesine bağlı Yunusemre (Sarıköy) beldesinden geçmekte olan Eskişehir-İstanbul demiryolu hattı da bölgeye göçmenlerin gelmesinde ve yerleştirilmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Edindiğimiz bilgilere göre, Bosnalı göçmenlerin Lütfiye Köyü ve civar bölgelere gelerek yerleşmelerinde etkili olan faktörler arasında, demiryolu hattı önemli bir yere sahiptir.

Günümüzde şehir merkezinde 200 kadar Boşnak hane vardır.Bu da ortalama 1000 kişi demektir.Bunun yanında muhtelif ilçe ve köylerde yaşayan Boşnaklar var. Mesela Sivrihisar’ın Hüdavendigar köyünde yaklaşık 40 hane,Güvemli Köyünde 15 ve Yayla Köyünde 50 hane vardır.Mihalıççık ilçesindeki Lütfiye Köyü’nde yaklaşık 50 hane,Beylikova ilçesinin Akköprü köyü’nde yaklaşık 30 hane vardır.Erdoğan Boz ve Semra Günay Aktaş tarafından 2013 yılında, ‘Eskişehir İli Dil Atlası‘ adlı proje kapsamında hazırlanmış olan Eskişehir Kırsalı Güncel Etnik Yapı adlı çalışmada; Mihalıççık ilçesinde, Merkezde 30, Lütfiye’de 50, Yayla’da 10 ve Yunusemre’de 15 olmak üzere toplam 105 Boşnak hanenin bulunduğu tespit edilmiştir…Bunların dışında ise Sarıköy,Ahırözü ,Yalınlı,Adahisar,Yunus Emre ve Uluçınar köylerinde de Boşnaklar yaşar.
Eskişehir ilinde Bosna Kökenlilerin yanında Kolaşin’den gelen Boşnaklar da vardır.1912 Balkan harbi sonrası Osmanlı bu bölgelerden gelen Boşnakları önce Konya arkasından da Eskişehire yerleştirir.Hersek ve Sancak bölgesinden gelen Boşnaklar da vardır.
Lütfiye Köyüne ilk olarak 1898 yılında İnegölden sıtma nedeniyle gelen Boşnaklar buraya yerleşirler.İlk etapta 15-16 hane vardır.1908 tarihinde de gelenlerle beraber 28 haneye ulaşmışlardır.
Boşnaklar ile Yerli Halka Arasındaki İlişkiler

Elbette diğer göçmenlerde olduğu gibi Boşnak göçmenler için de yurt tutabilmek kolay olmamış, büyük acı, sıkıntı ve kayıplar yaşanmıştır. Bir yanda yerli halk ile göçmenler arasında başta uyum problemi olmak üzere yaşanan sosyal ve ekonomik sıkıntılar, diğer yanda yaşamlarını sağlayabilmeleri için gerekli olan araç-gerecin yetersiz olması gibi faktörler, hayatı oldukça zorlaştırmıştır. Tüm olumsuz ve zor şartlara bir de geride bıraktıkları yakınlarının kaygısı ve devam eden savaş ve yokluklar da eklenince sıkıntıları daha da artmıştır. Bütün sıkıntı ve güçlüklere rağmen Boşnak göçmenler, yurt tutmaya ve hayata tutunmaya çalışmışlardır. Eskişehir Lütfiye Köyü Boşnakları, bu durumun en canlı örneğidir.
Boşnakların Eskişehir’e Katkısı
Eskişehir’e iskân edilen göçmenlerin, Eskişehir’in nüfusu, kültürel, ekonomik ve sosyal yapısı üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Eskişehir’de tarım, hayvancılık ve ticari faaliyetlerin gelişmesinde, ekonomik hayatın canlanmasında göçmenler önemli roller oynamışlardır. Örneğin, Boşnak göçmenler özellikle inşaat ustalığı konusunda oldukça maharetli olduklarından, bu noktada bulundukları çevreye önemli katkı sağlamışlardır. Diğer yandan Boşnak göçmenler, geldikleri bölgelerin kendilerine has giyim kuşam, yemek, dil ve eğlence alışkanlıkları ve gelenekleri ile Eskişehir’in sosyal ve kültürel hayatını önemli derecede etkilemişlerdir. Savaş yıllarında gerek bizzat savaşa katılmak yoluyla, gerekse de ellerinden geldiğince maddi ve manevi yardımlarını esirgememişlerdir. İlk dönemlerde kendi içlerine kapalı bir topluluk olan Boşnaklar, evliliklerini de kendi içlerinde yaptıklarından, dillerini ve kendi geleneklerini korumuşlardır. Ancak zamanla yerli halkla ve sosyal çevreyle bütünleşmeler ve dışa açılımların başlamasıyla, bir yanda kendi geleneksel kültürlerini, diğer yanda da yerli halktan etkilenip ya da onları etkileyerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Elbette bu durum kültürel kimliklerinin kaybolma sürecini de başlatmıştır.
Göçmenlere Yapılan Yardımlar
Eskişehir’e iskan edilen göçmenlere devlet tarafından birtakım yardımlar da elbette yapılmıştır. Mesela Sivrihisar kazasında bir buçuk ay içinde 700 haneye gerekli eşya, yerli halkın yardımı ile tedarik edilmiştir. Kâgir olan bu haneler, büyücek bir oda, bir aşhane, ahır ve samanlıktan oluşmaktadır. Büyüklük olarak bir ailenin iskânına yeterlidir; ancak yöredeki köy evlerinden çok daha iyi ve hatta Sivrihisar kasabasındaki bazı hanelerden bile güzeldirler. Binalar bir istikamette yapıldığından
sokakları birbirine benzerdir, geniş bir meydan, cami ve mektep vardır. Vilayette yapıldığı gibi, burada da 36 altına müteahhide ihale edilmiştir. İskan için toplam 25.200 altın masraf yapılmasına rağmen, titiz çalışmalar sonucunda, 20.000 altın tasarruf edilmiştir (Y.PRK.UM., 27/104, BOA).
1903 yılında Sivrihisar kazasında Bosna muhacirlerinin iskânı için Ankara Vilayeti İskan Heyeti’nden Hacı Reşid Paşa görevlendirilmiş ve evler başarıyla tamamlanmıştır (Y.PRK.KOM., 11/27, BOA).
Hacı Reşid Paşa’nın marifetiyle inşa edilen hanelere 40 lira masraf yapılması gerekirken, haneler yerel halkın işgücüne katılımı ile 400-500 guruşa yaptırılmıştır (Y.PRK.KOM., 11/27, BOA)
Bosna göçmenlerine yapılan yardımlarla ilgili olarak: BOA. DH. MKT., nr. 584/47 ve İ. HUS., nr. 91/1319-B-47: Mihalıççık’ın Eskipazar bölgesinde iskân olunan Boşnaklara (17 hane), çift hayvanı alınması için 1000’er kuruş verilmesi ve Ankara’ya yerleştirilen Boşnaklara gerekli tarım aleti ve hayvan yardımının yapılması ile ilgili hükümler örnek olarak gösterilebilir.
Elbette diğer göçmenlerde olduğu gibi Boşnak göçmenler için de yurt tutabilmek kolay olmamış, büyük acı, sıkıntı ve kayıplar yaşanmıştır. Bir yanda yerli halk ile göçmenler arasında başta uyum problemi olmak üzere yaşanan sosyal ve ekonomik sıkıntılar, diğer yanda yaşamlarını sağlayabilmeleri için gerekli olan araç-gerecin yetersiz olması gibi faktörler, hayatı oldukça zorlaştırmıştır. Tüm olumsuz ve zor şartlara bir de geride bıraktıkları yakınlarının kaygısı ve devam eden savaş ve yokluklar da eklenince sıkıntıları daha da artmıştır. Bütün sıkıntı ve güçlüklere rağmen Boşnak göçmenler, yurt tutmaya ve hayata tutunmaya çalışmışlardır. Eskişehir Lütfiye Köyü Boşnakları, bu durumun en canlı örneğidir.
İlk dönemlerde kendi içlerine kapalı bir topluluk olan Boşnaklar, evliliklerini de kendi içlerinde yaptıklarından, dillerini ve kendi geleneklerini korumuşlardır. Ancak zamanla yerli halkla ve sosyal çevreyle bütünleşmeler ve dışa açılımların başlamasıyla, bir yanda kendi geleneksel kültürlerini, diğer yanda da yerli halktan etkilenip ya da onları etkileyerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Elbette bu durum kültürel kimliklerinin kaybolma sürecini de başlatmıştır

Günümüzde, Boşnak kültürünü yaşatmak için kültür ve dayanışma dernekleri kurulmuştur. Haziran ayı başında, Lütfiye Köyü piknik alanında şenlik ve kaynaşma günü olarak düzenlenen Pita şenlikleri de Boşnak kültürünü canlı tutabilmek için yapılan çalışmalar arasındadır. Ancak sonuçta Boşnaklar, kendilerini Türkiye’ye ait görmekte ve kimlik tanımlamalarında Türklük ve Müslümanlık vurgusu ön plana çıkmaktadır. Sağduyulu ve dini inançlarına bağlı birer Müslüman, aynı zamanda eğitimli ve uygar insanlar olan Boşnaklar, çalışkan, devlet yönetimi ile her zaman barışık ve uyum içerisinde olmuşlardır. Gelenek ve görenekleri de genel anlamda Türkiye’deki genel geçer kültürümüzle örtüşmektedir.
ESKİŞEHİRDEKİ BAZI BOŞNAK SÜLALELER
Agiç-Kreço-Koriç-Himşiç-Hocuviç-Kuluçanin-Şumiç-Duse-Dubtsa-Avdiç-Kolaniç-Kurtiç-Muhiniç-Harvat-Aliömeroviç-Kenariç-Tunçkonka-Tuzlak
ESKİŞEHİRDEKİ BAZI TANINMIŞ BOŞNAKLAR
Abacılar- Beyaz Eşya Bayii
Yaşar Abacı-Kanal 26
Agiçler-Turizm Şirketi
Alaağaçlar-Tornacılık
ESKİŞEHİRDE BOŞNAK KÜLTÜRÜ
Kültürün temel ögesi olan dil yani Boşnakça genelde yaşlılar arasında konuşulmaktadır. Bunun yanında Boşnak ailelerin evlerinde veya bazı gizli şeyleri konuşurken Boşnakça konuştukları bilinir.
Boşnak kültürünün yaşatılması konusunda da genelde örf ve adetlerimiz Eskişehir’de yerel kültürler ile kaynaştığı için onlara benzemiştir.Dolayısıyla onlarla bir farkları kalmamıştır.Ancak yemeklerde ,düğün ve cenazelerde ,misafirperverlikte ve yardımlaşma gibi konularda Boşnak kültürü yaşatılmaktadır.
Tepebağ Mahallesinde Yeni Bağlar Boşnak Camii vardır.
HÜDAVENDİGAR KÖYü BOŞNAKLARI

Eskişehire 124 km ,Sivrihisara 24 km uzaktadır.Köyün eski adı Koçcağız’dır.Geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Köy nüfusu 2024 verilerine göre 58’dir.Köy muhtarı Sedat ŞİMŞEK’dir..Köyde 30 hane Boşnak vardır.
Köyün adı Koçcaz olarak adlandırılmıştır.Osmanlı kayıtlarına göre Murad Hüdavendigar’ın o dönemlerde köyümüze gelmiş olması ,onun adının verilmesiyle Hüdavendigar olarak adlandırılmıştır.İlk adı konusunda çeşitli rivayetler olmakla birlikte Koçcaz,Babadat ve Karadat köylerinin birbirleriyle ilişkilendirilmesi ağırlık kazanmaktadır
BOŞNAKLARIN KÖYE YERLEŞMESİ
1800’lü yılların özellikle de 1895’li yıllarda Osmanlı’nın hakim olduğu bu bölgelerin birçoğunda baş gösteren asimile hareketlerin yanı sıra yer yer oluşan çatışmalar nedeniyle müslüman kesim Yunanistan üzerinden toplu olarak ve bireysel göçlerle Türkiye’ye göç etmişlerdir.Köy Boşnaklar tarafından kurulmuştur.
Birbirleriyle akraba ve tanıdık olan gruplar bir araya gelerek ülkemizde gösterilen yerlere dağıtılmışlardır.Köyü oluşturan Gorinac ve Kulaşinac olarak tanımladığımız kimi göçmenlerin yanı sıra farklı yerlerden gelenler önce Sivas ili bünyesine gönderilmişlerdir.Gerek iklim ve gerekse coğrafi koşulları beğenmeyen köylülerimiz Eskişehir’e gelmişler ve kendilerine şu anda bulunan Hüdavendigar adlı köye 317 hane olarak gelmişlerdir.Daha sonra özellikle Kulaşinac diye tabir ettiğimiz grup başta Güven ve Yayla olmak üzere bu köylere gitmiş ve bu köyleri oluşturmuşlardır.Dolayısıyla köyün hanesi böylece azalmıştır.

(1885-1886) tarihli Bursa Vilayet Salnâmesi’nde 96 hane 399 Boşnak göçmeni yazmaktadır.
1901 yılında Osmanlı Devleti tarafından köyün inşaatına başlanır.Aynı yıl Tuzla’dan gelen 245 Boşnak göçmen yerleştirildi.
1901 tarihli belgelerde Koçcaz olarak belirtilen köye Sarajevo’dan 70 inşa olunacak ev hedeflendiği,28 üzerleri örtülüp bitmek üzere bulunan mesken sayısı ve 15 de duvarları örülüp henüz çatısı örtülmeyen evden bahsedilmektedir.Anlaşılacağı üzere şu anki mevcut nüfustan daha çok kişi iskan edilmek istenmiştir.
8 Ağustos 1901 yılında yapılan bir resmi yazışmada Boşnak muhacirlerinin iskân ettirilmesi amacıyla Eskişehir’in bir kazası olan Sivrihisar tercih edildiği anlaşılmıştır. Sivrihisar Kazası’na 700 hanelik Boşnak Muhacirinin iskân ettirilmesi için Mecidiye, Mahmudiye, Osmaniye ve Hüdavendigar köyleri tahsis edilmiştir.
Tahsis edilen köylerin 3’de 2’sine 1.Kafile olarak 12 haneden 58 kişi ve Tuzla ahalisinden 55 haneden 242 kişilik nüfusun iskân ettirilmesine karar verilmiştir.Tuzla Muhacirlerinden 100 hanede 490 kişilik nüfusun yarısı Orhaniye ve diğer yarısı Hüdavendigar köylerine sevk edilmiştir.Sivrihisar Kazası’na iskân ettirilecek Boşnak muhacirleri ve Tuzla ahalisinin mağdur edilmemesi adına yapılan inşaatın kontrol ettirilmesi ve gerekenin yapılmasının istenmesi Osmanlı Devleti’nin göçmenlere karşı izlediği olumlu politikalardan bir tanesini oluşturmaktadır. Zira iskân ettirilecek Boşnak muhacirleri ve Tuzla ahalisinin kalacakları yerlerin temininin yapılmaması durumunda ortaya çıkacak sorunların sadece göçmenleri değil aynı zamanda civar halkı da rahatsız edecektir. Diğer yandan Osmanlı Devleti göçmenleri “kendi kaderlerine terk etme” mantığıyla hareket etmeyerek büyük bir sorumluluk üstlenmiştir. Kişilerin barınması, gıda ve iaşe ihtiyacının yanında daha birçok eksiğinin giderilmesini de hesaba kattığımızda 700 hanelik bir göçmen nüfusun iskân ettirilmesi çalışması bize birçok konuda bilgi edinmemizi sağlamıştır
Kültür; Pita denilen bir tür börek yapılıp yenilmektedir. Hatta eskiden “pita festivali”adında komşu köylerle ve uzaktaki akrabalarla kaynaşmayı sağlayan festival düzenlenirdi.
Eskişehir’in Şirin Boşnak Köyü Lütfiye..

Lütfiye diğer adıyla Eskipazar Köyü, Eskişehir ilinin Mihalıççık ilçesine bağlı olup, Eskişehir’e 99 km. Mihallıçık’a ise 3 km. uzaklıkta ve 1430 rakıma sahip olan bir köydür. Bosna-Hersek’ten gelen Boşnak göçmenler tarafından kurulan Lütfiye Köyü, eski bir Boşnak köyü olup, nüfusu 2024 verilerine göre 90 kişi yani 20-25 haneden ibarettir.
Köyle ilgili bilgilere göre,köye ilk göçün gerçekleştiği dönem ve köyün kuruluşu ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz: Avusturya-Macaristan’ın Bosna-Hersek’i işgal etmesinden sonra yaşadıkları zorluklar, asimilasyon korkusu ve uğradıkları zulümler karşısında, Bosna Müslümanları kitleler halinde Osmanlı topraklarına doğru göç etmeye başlamışlardır. Anadolu’ya gelen göçmenlerin yerleştirildikleri yerler arasında Eskişehir bölgesi de bulunmakta olup, Eskişehir’e gelen göçmenlerin öncelikle boş arazilere, kırsal kesimlere, devletin kullanımında olan arazilere ve şehrin dışındaki mahallelere yerleştirilmesi yoluna gidilmiştir.
Göçmenler için kurulacak köylerin, iklim olarak göçmenlere uygun, ormanlara yakın ve yüksek kesimler civarında olması gibi bazı noktalara dikkat edilmeye çalışılmıştır. Sündiken Dağları’nın eteğinde kurulmuş olan Lütfiye Köyü’nün de bu özelliklere uygun bir yapısı vardır. Lütfiye Köyü’nün kurulduğu arazi, aslında avlak ve otlak olarak kullanılmaktadır. Ancak, yaşanan göçler karşısında bu arazinin Bosnalı göçmenlere tahsis edilmesi ve Bosnalı göçmenlerin bir kısmının burada iskân edilerek köy kurulması uygun görülmüştür.
Eskişehir’de Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy (Yunus emre),Yaylaköy, Ahırözü ve Uluçayır köylerinde, Sivrihisar’a bağlı Koçaz (Koçcaz-Hüdavendigar) ve Güvemli köylerinde Boşnak göçmenler vardır. Özellikle Yaylaköy, Koçaz ve Lütfiye köyleri Boşnaklar tarafından kurulmuş Boşnak köyleridir.
Göçmenlerin süratle iskân mahallerine gönderilmeleri ve biran önce yerleştirilmeleri önemli olduğundan,özellikle anayollara yakın ve ulaşım olanaklarına sahip bölgelere iskân edilmeleri ilke olarak benimsenmiştir.İstanbul-Eskişehir, İstanbul-Eskişehir-Konya ve İzmit-Eskişehir-Ankara gibi demiryolu hatlarının Eskişehir’den geçmesi idari, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan büyük değişiklikler yarattığı gibi,göçmenlerin bölgeye yerleştirilmesinde de önemli bir rol oynamıştır.

II. Abdülhamid döneminde, Almanların demiryolunu kolonizasyon amacıyla kullanmalarını ve Anadolu’da Alman kolonileri oluşturulmasını önlemek gibi çeşitli kaygılarla, göçmenlerin demiryolu hattı boyunca iskân edilmeleri yönünde hareket edilmiştir. Bu doğrultuda, Kütahya-Afyon-Konya hattında olduğu gibi, Eskişehir-Ankara hattı da iskân bölgesi olarak seçilmiştir. Böylece göçmenlerin yerleşim ve üretim sorunları çözüme kavuşturulduğu gibi, savaş dönemlerinde olası sabotaj hareketlerine karşı da önlem alınmıştır.
İşte, Mihalıççık ilçesine bağlı Yunusemre (Sarıköy) beldesinden geçmekte olan Eskişehir-İstanbul demiryolu hattı da bölgeye göçmenlerin gelmesinde ve yerleştirilmelerinde önemli bir rol oynamıştır. Edindiğimiz bilgilere göre, Bosnalı göçmenlerin Lütfiye Köyü ve civar bölgelere gelerek yerleşmelerinde etkili olan faktörler arasında, demiryolu hattı önemli bir yere sahiptir.
Bosnalı göçmenler, Lütfiye Köyü’ne ilk olarak yaklaşık 1898 (H. 1316)’ yıllarında gelmişlerdir. Aslında Boşnak göçmenler, Lütfiye Köyü’nden önce Emircik Köyü’ne yerleştirilmişseler de sivrisinek ve sıtmadan dolayı burada barınamamışlardır.Yaklaşık olarak 15-16 hane kadar oldukları sanılmaktadır. Ardından, 10 yıl kadar sonra 1908 yıllında, ikinci grup göçmenin de gelerek köye yerleştirilmesiyle Lütfiye Köyü kurulmuş ve köyün nüfusu 26-28 haneye ulaşmıştır. Bu arada, Anadolu’nun farklı bölgelerine yerleştirilmiş olan, ancak salgın hastalıklar, iklim yapısı, ekonomik faktörler ve akrabaları ile bir arada bulunma isteği gibi çeşitli sebeplerle iskân edildikleri yerleri terk ederek gelen ve köye yerleşen gruplar da olmuştur.Ayrıca,ilk göçle gelerek köye yerleşenlerin, daha sonra tanıdıklarını ve akrabalarını da yanlarına çağırmaları sonucunda köyün nüfusu zamanla 30-40 haneye ulaşmıştır. Ancak, günümüzde çeşitli sebeplerle Eskişehir, İstanbul gibi bölgelere yapılan yerleşmeler neticesinde nüfus yine azalmış, 20-25 haneye kadar düşmüştür. Köyde yaşlı nüfusun ağırlıkta olduğu görülmektedir.

Atalarının Türkiye’ye nereden geldiklerini bilme durumları ile ilgili olarak ise Lütfiye Köyü’ne iskân edilmiş olan Boşnakların genellikle Saraybosna, Hersek, Karadağ, Sancak gibi bölgelerden geldikleri anlaşılmaktadır. Köye ilk olarak gelen Boşnakların sülalelerin ismi, geldikleri bölgeler ve sonradan aldıkları soyadları ile ilgili olarak edinebildiğimiz bilgileri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Kenariçler (Travnik bölgesi)– Yıldırım soyadını almışlardır.
Koriçler (Travnik bölgesi)– Ercan soyadını almışlardır.
Himsiçler (Baynaluka)– Eren soyadını almışlardır.
Hacuviçler (Hersek bölgesi)– Hersek ve Şahin soyadını almışlardır.
Kuluçaninler (Klyuç beldesi)– Duygu soyadını almışlardır.
Şumiçler (1. Kuşak) – Kartal soyadını almışlardır.
Duse-Dubsa (Dubistsa Köyü)– Durmaz soyadını almışlardır.
Selim Ağçe Avdiç (Bosna- Karadağ eyaleti Karniş bölgesi)– Ağçeertürk soyadını almışlardır.
Avdiçler – Kaya soyadını almışlardır.
Şumiçler (2. Kuşak) (Bosna- Karadağ eyaleti)– Balkan soyadını almışlardır.
Kolaniçler (Kolaniya bölgesi)– Toprak soyadını almışlardır.
Kurtiçler (Travnik)– Korkut soyadını almışlardır.
Tunçkonka (Beypazarından)– Yılmaz soyadını almışlardır.
Salih Salko Nazif babaları Hamza (Bosna-Karadağ eyaleti Tuzlak bölgesi) – Tural soyadını almışlardır.
Köye ilk olarak yerleşen bu ailelerin, elbette günümüzde 3. ve 4. kuşak çocukları yaşamaktadır. Osmanlı Devleti tarafından eldeki imkânlar ölçüsünde, bir yandan göçmenlerin en kısa sürede iskân edilerek gündelik hayatlarını sürdürebilmeleri için göçmenlerin iskânına yönelik arazi tahsisi yapılırken, diğer yandan da üretici bireyler olarak topluma katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla çeşitli yardımlarda bulunulmuştur. Bu doğrultuda; konut inşası, yiyecek, giyecek ve nakdi yardımların yapılması,zanaatkârlara gerekli imkânların sağlanması, tarımla uğraşanlara gerekli tarımsal araç-gereç, öküz ve tohumluk yardımı, vergi ve askerlik gibi alanlarda bazı muafiyetlerin sağlanması gibi çalışmalar yapılmıştır.
Lütfiye Köyü’ne iskân edilen 17 hane Boşnak göçmene de çift hayvanı alınması için 1000’er kuruşluk yardımın ve benzeri yardımların yapıldığı, belgelerden ve yaptığımız görüşmelerden anlaşılmaktadır.
Köyün adı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Köy sakinlerine göre köyün adı; köyün kurulduğu arazinin sahibi olan Sultan Abdülhamid’in kızı ya da kız kardeşi Lütfiye Hanım’a istinaden “Lütfiye Köyü” olarak kabul edilmiştir. Ancak bu iddiayı destekleyen bir belge mevcut olmadığı gibi, Sultan Abdülhamid’in kızı ya da kız kardeşi Lütfiye Hanım adında bir kimseye de kayıtlarda rastlanmamıştır. Tarihte Lütfiye Sultan olarak bilinen kişi, Sultan Reşat’ın torunu, Şehzade Mehmet Ziyaeddin Efendi’nin kızıdır. Ancak Lütfiye Sultan hayata geldiklerinde Lütfiye Köyü adı çoktan belgelerde yer almaya başlamıştır. Dolayısıyla köylülerin bu iddiasının, şimdilik, kesin olmadığını söyleyebiliriz.

Diğer yandan, köyün bağlı olduğu Mihalıççık ilçe merkezinde eskiden pazar kurulmadığı, pazarın Cumartesi günleri olmak üzere haftada bir gün, Lütfiye Köyü ile Mihalıççık arasındaki alanda kurulduğu,ancak sonradan Mihalıççık ilçe merkezinde pazar kurulmaya başlandığı,köyün “Eskipazar” olarak bilinen eski adının da eskiden kurulan pazar yerine istinaden buradan geldiği söylenmektedir.
İlk göç ettikleri dönemle ilgili olarak özellikle yerli halkla yaşanan sorunlar dedelerinin özellikle dil sorunu nedeniyle çevreye uyum sorunu yaşadıkları ve yabancılık çektikleri, yerli halkın ilk olarak göçmenleri istemedikleri ve göçmenlere arazi verilmesine kızdıkları, aralarında sürtüşmeler yaşandığı da olmuştur.Ancak, göçmenlerin iletişimi seven, zanaatkâr insanlar (inşaat ustası) oldukları için bu sorunların zamanla aşılarak, yerli halk tarafından kabullenildikleri görülmüştür. Elbette dil sorununun dışında, konut sıkıntısı, ekonomik sıkıntılar, kimlik sorunu gibi durumlar da yine göçmenlerin yaşadıkları sorunlar arasında yer almış ve uyum sürecini etkilemiştir.
Lütfiye Köyü sakinlerinin ilk dönemlerde kapalı bir topluluk olmaları itibariyle, evlilikleri kendi aralarında yaptıkları, dışarıdan kız almadıkları gibi, dışarıya kız da vermedikleri ifade edilmektedir. Ancak, yerleştikleri çevreye uyum sağladıktan sonra ve zamanla, yaklaşık 30-35 yıldan beri bu durum değişmiş ve dışarıdan kız alıp, dışarıya kız vermeler yani köy dışından evlilikler de başlamıştır. Şu anda köyde karı-koca her ikisi de Boşnak olan sadece üç hanenin bulunduğu, diğerlerinin yerli halkla karıştıkları ifade edilmektedir.
Köye ilk göçle gelenlerin uğraşları ile ilgili olarak ise gelenlerin çoğu inşaat ustası olup bir kısmı da tarım ve hayvancılıkla uğraştıklarını söyleyebiliriz. İnşaat ustalarının son derce maharetli oldukları, bu sayede bölgede yaşayan yerli halkla kaynaşmada bu durumun oldukça etkili olduğu ve günümüzde bile bölgede yapılacak inşaat işlerinde Boşnak ustaların arandığı anlaşılmaktadır. Köy sakinlerinin eğitim durumları ve meslekleri ile ilgili olarak, günümüzde de yine büyük ölçüde inşaat ustalığı, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, ancak özellikle yeni kuşağın eğitim seviyesinin yükselmesine paralel olarak, köyden makine mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, hemşire gibi çeşitli meslek gruplarına mensup kişilerin de yetiştiği ifade edilmektedir.
Lütfiye Köyü’ne iskân edilen Boşnaklar, kendilerine yeni soyadı alırlarken Türk soyadlarının yanında, genellikle geldikleri yerlerden esinlenerek Balkan, Hersek, Boşnak gibi soyadlarını da tercih etmişlerdir.
Köye ilk göçle gelenlerin en büyük sorunları arasında dil sorunu yer almaktadır. Göçmenlerin konuştuğu Boşnakça, Hint-Avrupa dil grubundan bir Güney Slav dili olup, bu dil Bosna-Hersek’te yaşayan ve diasporadaki Boşnaklar tarafından konuşulmaktadır. Boşnak dilini Sırpça ve Hırvatçada ayıran en önemli özellik, Osmanlı döneminde Türkçe vasıtasıyla Boşnakçaya girmiş olan ve genellikle yaşam biçimini yansıtan bazı terimler ve kelimelerdir.

Türkiye’deki Boşnaklar ana dillerini evlerinde ve kendi aralarında, sadece sözlüolarak kullanmaktadırlar. Aynı durum Lütfiye Köyü’nde yaşayan Boşnaklar için de geçerlidir. Lütfiye Köyü sakinlerinin de Boşnakçayı evlerinde ve birinden bir şey gizlemek istedikleri zaman kendi aralarında konuştukları, diğer yandan, Boşnakçanın özellikle yaşlılar arasında yaygın olarak bilinip konuşulmasına rağmen, gençler arasında unutulmaya doğru yol aldığı anlaşılmaktadır. Köye ilk göçle gelenlerin Türkçe bilmediklerinden büyük sıkıntılar yaşadıkları, özellikle çevreye uyum noktasında dil sorununun önemli bir yere sahip olduğu, ancak zamanla bu durumun aşılarak,çeşitli şekillerde Türkçenin öğrenildiği yönündeki ifadeler dikkat çekicidir.
Göç eden insanlar, göçle birlikte benliklerinin yanında kimliklerini de getirdiklerinden, göç olgusu ile kimlik arasında önemli bir ilişki vardır.
Göçmenler, göç neticesinde kimliklerini ve aidiyetlerini yeniden sorgulamak zorunda kalırlar ve bu durum özellikle göç eden ilk kuşakta daha yoğun olarak yaşanmaktadır. Sonraki kuşaklarda ise ikilemler ve çelişkiler yaşanabilmektedir. Lütfiye Köyü sakinleri ile kendilerini nasıl tanımladıkları konusunda ise; kendilerini öncelikle “Müslüman-Türk” olarak tanımlasalar da, “Boşnak” ya da “Boşnak kökenli Türk vatandaşı” oldukları yönündeki tanımlamaların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu durum, Boşnak göçmenlerin kendi kültürel değerlerini korumaya çalışırken, aynı zamanda, yerleştikleri ülkenin değerleriyle de yaşadıkları şeklinde yorumlanabilir. Ancak, Boşnak kimliğinin din üzerine kurulmuş olduğu, Boşnakların Osmanlı’dan beri Türkiye’ye zaten bir kültür yakınlıklarının olduğu ve bu durumun, Boşnakların her anlamda uyum sürecini kolaylaştırdığı da göz ardı edilmemelidir.
Lütfiye Köyü’nde yaşayan Boşnakların giyim tarzı, yemek kültürü, doğum, düğün, ölüm gibi kültürel değerleri ile ilgili olarak ise ; eskiden bu alanlarda birtakım farklılıklar olsa da artık bu farklılıkların, dil ve yemek kültürü dışında, büyük ölçüde ortadan kalktığı görülmektedir.
Örneğin; giyim tarzı olarak, eskiden Boşnak kadınların “zar” adı verilen siyah, peçeli çarşaf giydikleri ancak günümüzde artık yerli halkla aralarında giyim-kuşamda bir farklılık kalmadığı, köyde genelde şalvar giyildiği ifade edilmektedir. Aynı şekilde doğum, ölüm, düğün merasimlerinin de yerli halkla pek farklılık arz etmediği anlaşılmaktadır. Doğan çocuklara verilecek isimlerin yabancı olmamasına dikkat edildiği, gücü yetenlerin mevlüt okutup, kurban kestirdikleri görülmektedir. Özellikle ilk dönemlerde sosyal yardımlaşmanın çok fazla olduğu, yapılacak işlerin imece usulü yapıldığı, Boşnak göçmenlerin birbirlerine daha bağlı oldukları, mesela köyde bir cenaze olduğunda, o gün kimsenin işe gitmeyerek cenaze evine gittiği ve gerekli yardımlaşmanın yapıldığı anlatılmaktadır.
Günümüzde,sosyal ve kültürel değişimin bütün yönleriyle yaşandığı, geleneksel kültüre ait pek çok âdetin unutulduğu Lütfiye Köyü’nde, Boşnak kültürüne ait pita (Boşnak böreği), koturaça, gömme ekmek gibi geleneksel yemekler, düğün, doğum, cenaze merasimleri, misafirperverlik ve yardımlaşma gibi unsurlar canlılığını korumaktadır. Boşnaklarda mevcut yardımlaşma ve birliktelik duygusu, savaş yıllarında da kendisini göstermiştir. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’na köyden yaklaşık 40 kişinin katıldığı, bunlardan ancak 7 kişinin geri döndüğü, Yunanlıların Eskişehir’i işgal ettiği dönemde Lütfiye Köyü’nün Yunanlılar tarafından tamamen yakılıp yıkılmasına rağmen, işbirliği içerisinde köyün yeniden kurulduğu ifade edilmektedir.
Güvemli Köyü Boşnakları

Eskişehir ilinin Sivrihisar ilçesine bağlı bir mahalledir.2024 yılı sayımlarına göre nüfusu 26’dir.10 haneden oluşur. Mahallenin ilk yerleşim yeri Akgüvem olup Doksan Üç Harbi’nde Balkanlardan göç eden Boşnaklara tahsis edilmiştir. Yunan harbi zamanında yıkılıp yakılan bu köy şimdiki yerine taşınmış ve Gökçe Mahmudiye adını almıştır. Daha sonra adı Güvemli mahallesi olarak değiştirilmiştir. Mahallenin adını nerden geldiği bilinmemekle birlikte mahallede bulunan Güvem Çalısı’ndan aldığı söylenmektedir.
Mahallede İç Anadolu gelenek ve göreneklerinin yanında Boşnaklara özgü gelenekler de görülmektedir. Köye Kolaşin’den gelen Boşnaklar yerleşmiş ve 15 kadar haneden oluşan bir nüfusa sahiptirler.Şu anda 2 hane kadar köyde kalıcıdır. Köyün yemeklerinde Boşnak yemek kültürü yaygındır.Dilanik, Masinsa, Maslanissa, Boşnak mantısı, pita başlıca yemek ve börekleridir. Aliömerovic ve Harvatlar köyün sakinlerindendir. Ankara ( genelde evli kızlar) ve Eskişehir’de (6 Hane) genelde yaşarlar.Köyde okuyan kişi sayısı fazla olduğundan bir kısmı diyer şehirlere yerleşmiş ama yazları herkes köyde toplanıp gelenek ve göreneklerini sürdürmektedir. Köyde yaşlı insan fazla kalmamış ama gençler gelenekleri sürdürmektedir.Öğrenimi yüksek olan köyde genelde memur ,ataşe,müftü, öğretmen ve demiryolcu olarak Türkiye genelinde görev yapmaktadır. İnsanların misafirperver olduğunu yabancı kişilere ikramı seven onlara konaklama imkanı veren kişiler olduğunu köyün meşhur pitasından ikram etmesini seven bir köydür.

Mahalle ,Eskişehir’e 100 Km ,Sivrihisar’a 35 km uzaktadır. Köy yolunun tamamı asfalttır. Ulaşım ,özel araçlar ve haftanın 3 günü yakın köylere ait mini otobüslerle sağlanmaktadır. En yüksek tepesi 1100 m ile Dedeçal’dır. Köy 3000 dönüme yakın ekilebilir araziye sahip olup bunun yalnızca 500 dönüme yakını sulak arazidir. En önemli deresi Kocadere’dir.
Köy halkının temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır.Arpa buğday şekerpancarı nohut haşhaş ve ve çeşitli sebzelerin yetiştirildiği mahallede sulama derin kuyular sayesinde yapılabilmektedir.
Kaynaklar
-http://www.koyumuz.net/k-13343-Eskisehir-Sivrihisar-Hudavendigar
-Bahar Bıçak ( Boşnak Medya)
-www.karam.org.tr/Makaleler/393623392_9-%C4%B0smail Sahin.pdf
-nufusune.com
-Eskişehir 2013 Etnik Yapısı,ERDOĞAN BOZ – SEMRA GÜNAY AKTAŞ
-Tanzimat sonrası Eskişehirde İskan,(1839-1918) Feride YAZICI -Yüksek Lisans Tezi
-Türkiyenin Sadık Vatandaşları Boşnaklar-Sait Kaçapor
-Avusturyanın Bosna Hersek’in İşgalinden Sonra Anadoluya Yapılan Boşnak Göçleri Lütfiye Köyü Örneği,İsmail Şahin-Cemile Şahin,Karadeniz Araştırmaları ,Yaz 2014,sayı 42 ,s.131-154
-nufusune.com
-wikipedia
-https://www.esyenigun.com/malic-lutfiye-bosnaklar-eskipazar-koyu-tarihi-1
-Güvemli Köyü Eski Muhtarı Ahmet ÖZ
-turkcebilgi.com