Nevesinjeli Boşnak Kahramanımız Bešir Ačkar (1912 - 1992) » Boşnak HaberBoşnak Haber

19 Temmuz 2026 - 03:58

Nevesinjeli Boşnak Kahramanımız Bešir Ačkar (1912 – 1992)

Nevesinjeli Boşnak Kahramanımız Bešir Ačkar (1912 – 1992)
Son Güncelleme :

27 Haziran 2025 - 18:37

 Nevesinjeli Boşnak Kahramanımız Bešir Ačkar (1912 – 1992)

Bir Fesin Direnişi: Bešir Ačkar’ın Son Yürüyüşü

Yazan: Bir Tanık

Bešir Ačkar… Seksen yaşında bir efsane. Nevesinje’de fesini başından çıkarmayan tek adamdı belki de. Siyasi fırtınalar, milliyetçi dalgalar, savaşın kara bulutları… Hiçbiri onun başındaki fes kadar sabit ve kararlı değildi.

Onu hâlâ gözümün önünde canlandırıyorum: beyaz bıyıkları, alnından akan yaşanmışlık dolu çizgiler, gözlerindeki cesaret pırıltısı… Bastonuna yaslanmış, ağır adımlarla Bakračuša’dan çarşıya iniyor. Kendi toprağında, Bosna’da dimdik yürüyordu. Kimseden korkmazdı. Ne kraldan ne komutandan. Eli kendine kalkmazdı, kimseye de baş eğmezdi.

Tito’nun partizanlarına karşı konuştuğu için hapis yattı. Ama zindanda bile korkulan biriydi. Ceza bitip köyüne döndüğünde onun çarşıya inişi hâlâ bir tehdit gibi algılanırdı. Görünüşüyle bile bir duruş sergilerdi.

1992 baharında, savaş henüz resmi olarak başlamamışken, çarşıya JNA birlikleri ve Karadağlı rezervistler yerleşti. Babayuša türbesinin önüne, Mostar’a top atışı yapmak üzere T-55 tankları konuşlandırılmıştı. O gün, ofisimden dışarı baktığımda Bešir’i gördüm. Korkutovina yokuşundan fesli başı ve bastonuyla ağır ağır indi. Tanklardan birine yöneldi. Herkesin gözleri önünde üzerine işedi. Ardından bastonunu tekrar eline aldı ve yoluna devam etti. Rezervistlerin tepkisini merakla bekledim. Eminim ki onu öldüreceklerdi. Ama tek kelime bile etmediler. Sanki varlığı onları felç etmişti.

Kısa süre sonra savaş tüm şiddetiyle patladı. Temizlik harekâtları başladı. Onlar bu zulme “Türk kulağından arınma” diyordu. Sıra Bešir’in köyüne de geldi. Kaçabilen kaçtı. Yaşlılar ve hastalar geride kaldı. Bešir de onlardan biriydi. Ayakları artık tutmuyordu. Yanında hasta bir komşusu vardı. Onlara, köyde hareket edebilen tek kişi olan eşi Đulba bakıyordu.

Bir sabah, Đulba sakladıkları azık ve suyu almak için dışarı çıktı. O sırada, ölüm makineleri köye girmişti. Çalıların arasına saklandı. Gözleri Bešir’in sığınağına yöneldi. Silahlı adamlar yaklaştı. Onu gördüler, tanıdılar:

— “Oooo, Bešir Turčin! Nihayet elimize düştün. Şimdi ne yapalım seninle?”

Bešir doğruldu, fesini düzeltti, dimdik baktı:

— “Ben sizin yerinizde olsam ne yapacağımı bilirdim. Siz de ne yapacağınızı biliyorsunuz. Haram olsun size hem bu dünya hem öteki dünya!”

Ardından kısa bir silah sesi. Bešir ve komşusu Šaćira oracıkta can verdi.

Eşi Đulba, bir şekilde kurtulup Mostar’a ulaştı. Olan biteni orada anlattı. Bu tanıklık, yıllar sonra dahi tüylerimi diken diken etmeye yetiyor.

Savaş sonrası cesetleri bulundu. Yerel mezarlıkta, dualar eşliğinde defnedildiler. Bešir Ačkar, sadece bir fesli ihtiyar değildi. O, bir halkın onuru, bir başkaldırının sessiz çığlığıydı.

Son Söz

Bu anıyı kaleme aldım çünkü unutturulmak istenenleri hatırlamak bizim görevimiz. Yazılan kalır. Anlatılan uçar. Bugün biz yazarız, yarın birileri okur. Ama hiç anlatılmazsa, hiç yaşanmamış gibi silinip gider.

Bešir Ačkar’a ve onun gibilerin hatırasına…

Oku, yaz, hatırla ve anlat ki: UNUTULMASIN

YORUM YAP