Boşnaklar ve Giyim Gelenekleri » Boşnak HaberBoşnak Haber

18 Temmuz 2026 - 06:14

Boşnaklar ve Giyim Gelenekleri

Boşnaklar ve Giyim Gelenekleri
Son Güncelleme :

20 Mart 2026 - 16:57

                                          BOŞNAKLAR VE GİYİM GELENEKLERİ

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna’yı işgal ettikten sonra, I. Yugoslavya Dönemi ve II. Yugoslavya Dönemi’ne kadar Bosna-Hersek’ten, Sırbistan ve Karadağ’dan Türkiye’ye birkaç göç dalgasıyla çok sayıda Boşnak muhacir gelmiştir. Boşnakların durumu o dönemlerde Bosna-Hersek’te ve Sancak bölgesinde, yani Sırbistan ve Karadağ’da, oldukça zordu.

Sırp çetelerinin köy basmalarına, yağmalarına, korku ve tehditlerine maruz kalan Boşnaklar çok zor zamanlar yaşıyorlardı. Sancak’tan göç eden Boşnak muhacirlerin sayısı her gün artıyordu. Bu göçler farklı dönemlerde farklı yoğunlukta olsa da 1960’lı yıllara kadar devam etmiştir. Bosna-Hersek’ten, Sırbistan’dan ve Karadağ’dan gelen muhacirler daha güvenli bir hayat için Türkiye’ye gelmişlerdir.

Osmanlı döneminde, 1878’den sonra gelen Boşnaklar İzmir, Eskişehir, Bursa, Yenişehir, Ankara, İstanbul, Karamürsel, İnegöl, Biga, Afyonkarahisar, İzmit ve Adapazarı’na yerleştirilmişlerdir. Marmara Bölgesi’ne yerleşenlerin sayısı oldukça fazladır. Türkiye’ye gelen Boşnaklar, ülkenin her tarafına yerleşmişlerdir. 1912 yılında gelen Boşnakların bir kısmı Çanakkale’ye yerleşmiştir.

Açık sözlülük ve misafirperverlik de Boşnakların başlıca özelliklerindendir.

Boşnak giyim tarzı, doğal olarak coğrafya ve iklim şartlarından etkilendiği gibi, tarih boyunca karşılaştığı farklı kültürler nedeniyle özgün bir tarz sergiler. Özellikle 10. yüzyılda Bogomilizm kültürüyle etkilenen ve sadeliğin ön planda olduğu giyim tarzı, 15. yüzyılda Osmanlıların Balkanlara gelişiyle Doğu’nun altın parıltısına bürünmüştür. Boşnak giyim tarzının hem yöresel hem de genel anlamda yerleşik bir hayatı yansıttığı ve parlaklık ile ışıltının ön planda olduğu görülmektedir.

Boşnaklar çoğunlukla uzun boylu, sağlam yapılı, kumral ve ela gözlü olurlar. Boşnak erkekleri kısa etek ve onun üzerine giyilen çetik pabuç, başlık olarak keçe külah ve fes üstüne sarılmış, iki tarafı püsküllü abani sarık giyerlerdi. Bellerine kuşandıkları meşin kemere bir kama sokarlardı. Kadınların da ayrıca millî kıyafetleri vardır.

Erkek giyiminde, kadın giyimine nazaran sadelik hâkimdir. Türklerin Balkanlara taşıdığı ve şehirlerde, özellikle aristokrat çevrelerde giyilen uzun bol pantolonlar; Sancak’ta diz altında daralan pantolonlar (çakşire), işlemeli yelekler, gömlekler ve fesler göze çarpmaktadır. Ekonomik ve sosyal durumun kendini gösterdiği erkek giyim tarzında, süsleme amacıyla daha sade motifler kullanılarak ceket yakalarına ve yelek sırtlarına işlemeler yapılmıştır. İşlemeli kaftanlar, kemerler, çakşirler, uzun ve dar çizmeler, ipek ibrişimli fesler de şehir erkeklerinin kullandığı kıyafetlerdir. Yöresel olarak Bosna ve Sancak eyaletinde giyim tarzı bazı farklılıklar gösterse de günlük ve tören kıyafetlerinde benzerlikler vardır.

Özellikle folklorik giyimde kadın giyimi, sergilediği zengin görünüm ve çeşitlilik ile ön plana çıkmaktadır. Gerek Bosna’da gerekse Sancak’ta kadın giyiminin vazgeçilmez parçaları “şalvar (dimiye)” ve “yelek (yelece)”dir. Şalvar giyme alışkanlığının Anadolu’dan Balkanlara taşındığı, hem görünüm hem de isim benzerliğinden anlaşılmaktadır. Anadolu’da ve Bosna ile Sancak’ta kısa ve dar olan şalvarlara “tuman”, Boşnaklarda ise “tumajlije” denilmektedir.

Genellikle köylerde el dokuma tezgâhlarında dokunan kumaşlardan dikilen giysiler giyilirdi. Karakteristik kadın giyim tarzı olan şalvar ve yelekler köylerde günlük giyim olarak tercih edilirdi. Kolsuz yeleklerin yerine şalvarın üstüne giyilen uzun kollu ceketler ve genellikle kısa kollu olan “mintan” kullanılırdı. Mintanın kısa olması, bele bağlanan kuşak üzerindeki süslemelerin kapanmaması içindi.

Bosna’da kadınların günlük şalvarları kısa ve küçük, Sancak’ta ise dar ama daha uzundu. Özellikle Sancak köylerinde, el dokuması keten veya pamuklu kumaşlardan dikilen “fistan” denilen şalvar formundaki giysiler dikkat çeker. Anadolu kadın giyiminde de rastlanan bu giysinin, Orta Asya’dan beri Türk kadını tarafından iç giysi olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Fistanlar, dokuma yün önlükler (zapirge) ve bele kat kat dolanan yün kumaşlarla (kolani) birlikte kullanılırdı. Günlük giyimde beyaz fistanların kirden korunmasını amaçlayan bu tarz, aynı zamanda kadının bel sağlığı açısından da önemliydi. Yün önlükler üzerine dokunan kilim desenleri folklorik açıdan da değer taşır.Şalvar ve yeleklerin dikildiği kumaşlar da farklıydı. Ailenin ekonomik durumuna bağlı olarak köylerde daha ucuz ve yerli dokuma kumaşlar kullanılırken, şehirlerde ipekli kumaşlar tercih edilirdi. Köylerde şalvarlar daha az metreden dikilirken, şehirlerde daha bol kumaş kullanılırdı. Kadınlar, yelek veya kısa ceketlerin içine merasimler için ipek bürümcükten dikilen, yaka ve kol manşetleri iğne oyasıyla süslenmiş gömlekler (svilenica) giyer, buna uygun başörtülerini de aynı şekilde süslerlerdi. Ayrıca şalvar üzerine giyilen, altın ibrişimlerle işlenmiş yelekler ve gümüş kemerler de sıkça kullanılırdı.

Merasimlerde hem köylerde hem de şehirlerde giyilen kıyafetlerde ihtişam dikkat çekerdi. Hemen hemen her kadının merasimler için hazırladığı bol metrajlı şalvar ve yeleği bulunurdu. Uzun yıllar gelinlik olarak kullanılan beyaz ipek şalvarlar (dobre dimije) yaklaşık 15 metreden dikilirdi. Düğün ve kına gibi merasimlerde bu şalvarları giyen gelinler, güzelliklerini ve zenginliklerini sergilemek için yan yana dizilir, göz alıcı bir görünüm oluştururlardı. (Bu gelenek Bosna, Sancak, İstanbul ve Bursa’da hâlâ sürdürülmektedir.)

Şalvarın dışında, özellikle Türklerin Balkanlara gelişiyle birlikte düz uzun elbiselerin üzerine giyilen uzun tunikler ve bunlara uygun başörtüleri şehir yaşamında kullanılmıştır. Önden açık kaftan görünümündeki bu üç etek elbiseler, özellikle dinî giyimde tercih edilirdi. İç elbiseler uzun olur, beline genellikle gümüş kemer takılır ve altın veya gümüş ibrişimlerle kasnak yardımıyla işlemeler yapılırdı.

Bosna el işlemeleri halk arasında büyük itibar görmüş; elbise, şalvar, yelek, gömlek yaka ve manşetlerini süslemek için kullanılmıştır. Çiçek, tavus kuşu, kuğu gibi motifler ticari amaçla değil, genellikle genç kızların çeyizleri için işlenirdi. Genç kızlar bir araya gelerek bu işlemeleri yaparken duygularını paylaşır, hatta sevda şarkılarında bu duygular dile getirilirdi. En zor ve popüler işlemelerden biri “muşabak (rešetka)” desenidir. Bunun dışında “razvaruša”, “pirlit” gibi işlemelere de rastlanır.

20.yüzyıldan itibaren Boşnak giyim tarzında Avrupa etkileri görülmeye başlanmıştır. Moda ile birlikte özellikle şehir yaşamında modern kıyafetler yaygınlaşmış, ancak folklorik giyim tarzı bazı değişikliklere uğrayarak günümüze kadar ulaşmıştır. Günümüzde bu kıyafetler daha çok kadınlar tarafından özel günlerde giyilmektedir.

Kaynak: Bursa’da Yaşayan Balkan Göçmenleri Giysileri,Bursa Olgunlaşma Ensititüsü Yayını,2012

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN