Yıldırım Mahallesi ve Kocatepe Mahallesi Boşnaklarının Göç Hikayeleri » Boşnak HaberBoşnak Haber

3 Haziran 2026 - 20:42

Yıldırım Mahallesi ve Kocatepe Mahallesi Boşnaklarının Göç Hikayeleri

Yıldırım Mahallesi ve Kocatepe Mahallesi Boşnaklarının Göç Hikayeleri
Son Güncelleme :

30 Ekim 2024 - 1:12

Bayrampaşa İlçesi, Yıldırım ve Kocatepe Mahallelerinde Yaşayan Boşnak Göçmenler
 
1975 yılında Yugoslavya Göçmen Dairesi belgelerine göre İstanbul’a 95 bin Boşnak Müslüman yerleşmiştir. Yapılan araştırmalarda etnik kökene dair veri toplanmadığından 1950’lerden beri göç almakta olan Yıldırım ve Kocatepe mahallesinde kesin sayı bilinmemekle birlikte, yaklaşık 20 bin Yugoslavya göçmeni Boşnak Müslüman olduğu ve aynı yıllarda İstanbul Küçükköy’de 25 bin, Pendik ilçesinin Sapanbağları mahallesinde ise 40 bin civarında Boşnak muhacir bulunduğu ileri sürülmektedir. İstanbul’a yerleşmiş olan Boşnak nüfusun büyük çoğunluğunu Sancaklı Boşnakların oluşturduğu, Bosna’dan göç eden Boşnakların ise daha az olduğu tahmin edilmektedir.
 
Bayrampaşa ilçesinin Yıldırım ve Kocatepe mahalleleri, Boşnakların yoğun olarak yerleştikleri mahallelerin başında gelmesi sebebiyle, Boşnaklara ait kültürel özelliklerin ve sosyalleşmenin açık bir şekilde gözlemlendiği yerler arasındadır. Aile apartmanları şeklinde yerleşimin yaygın olduğu mahallede, mahalle sakinleri çoğunlukla birbirlerine yakın köy ve kasabalardan aynı dönemde Türkiye’ye göç etmiş
Boşnak göçmenlerden oluşmaktadır. Mahallede ikamet eden Boşnakların genellikle birbirlerini tanıyor olmaları ve aralarında kurulmuş olan güçlü sosyal ilişkiler sebebiyle bir tür adacık oluşturmuş oldukları söylenebilir (Davutoğlu, 2010: 63-64)
 
Bayrampaşa’da yer alan Yıldırım Mahallesi, Boşnaklar arasında Pişman Mahallesi olarak da adlandırılmaktadır. Bu terimin kullanılmasının sebebi Boşnakların mahalleye ilk yerleştikleri dönemde yaşam koşullarının zorlu olmasının yanı sıra gelen bazı göçmenlerin göç ettiklerine pişman olup ülkelerine geri dönmesi olarak görüşme gerçekleştirilen katılımcılar tarafından dile getirilmiştir.
 
Göç Süreci
 
Yıldırım mahallesinde oturan D.S.(Erkek,1925), kendisine göç sürecinin nasıl gerçekleştiğine yönelik yönlendirilen soruya aşağıdaki yanıtı vermiştir:
“Benim babam göç etmiş Türkiye’ye, ailesiyle birlikte… O zaman tabi savaş var, topraklar elden çıkmış… Bizimkiler orada (Sancak bölgesi- Bjelo Polje) çok zor günler yaşamış… Bir katliam yapmışlar o zaman Sırplar… Şahovic Katliamı, bizimkilerin yaşadıkları köyleri basmışlar, Bir kurban bayramı arifesi, işkence ede ede öldürmüşler Müslümanları… İnsanları asmışlar ağaca kurban gibi kesmişler… Yağmalamışlar her şeylerini, yakmışlar hep… Bizimkiler bu katliamdan kaçmışlar, gizlice Türkiye’ye gelmişler… Ellerinde ne mal var ve ne para, her şeylerini bırakmışlar tek kuru can… İlk İstanbul’a geliyorlar, devlet onları alıyor Sivas’a Kayadibi’ne yerleştiriyor. Tabi o zaman orada Ermeniler yaşıyormuş, gitmişler onlar… O köye yerleştirmişler bizim ailelerimizi topluca… Ermenilerin boşalttıkları evlere yerleşmişler. Az bir Kürt nüfusu varmış köyde… Bizimkilerle anlaşamamışlar onlar da terk etmiş
köyü.. Böyle Boşnak köyü olan çevrede 3-4 köy daha var…” (D.S., Erkek,1925)
 
1950 yılından sonra göç eden kişilerin ise bu dönemde bir mezalim yaşamadıkları, birincil sebebin Müslümanların yaşadıkları baskılar, ikincil sebebin ise ekonomik sebepler olduğu gözlemlenmiştir.Bu
 dönemde de göç kararı aile büyükleri tarafından alınmış ve uygulayıcı kişiler aile fertleri olmuştur.
 
Gerçekleştirilen araştırma kapsamında katılımcılara göç kararını nasıl aldıkları, neden daha öncesinde ya da sonrasında değil de o tarihte göç ettikleri sorusu yönlendirilmiştir. Bu kapsamda ailesi 1923 yılı sonrasında göç etmiş kişilerin verdiği cevaplar zorunlu faktörler olmasına karşın 1950-1980 yılları arasında göç etmiş kişilerin komünist rejimin İslami yaşam tarzına karşıt bir yönetim şekli olduğu dile
getirilmektedir.
Mevcut sosyo-politik ortamda Boşnakların Müslüman- Türk kimlikleri ile ön plana çıkmaları yaşadıkları ayrılıkçı uygulamalara maruz kalmalarına sebep olmuş, 1953 yılında Josep Tito’nun Türkiye’yi ziyareti esnasında imzalandığı bilinen fakat resmî belgelere ulaşılamayan Serbest Göç Antlaşması kapsamında 1950-1980’li yıllar arasında Yugoslavya’dan Türkiye’ye ciddi göçler gerçekleşmiştir. Bu göçlerin sebebini
görüşmeciler birincil olarak anavatana göç ve dini yaşayamadıkları için, ikincil olarak da ekonomik sebepler dolayısıyla gerçekleştirdiklerini dile getirmektedirler.
 
“Çeşitli birkaç sebep var ama en büyük sebep ülkemiz olması dolayısıyla idiBizim ülkemiz olduğu ve Türk bayrağının altında yaşamak için geldik. Bir de orada devamlı gâvurla baş edemediğimiz için göç ettik. Sen Müslüman’san sana iş yok… Gidiyorsun iş istemeye yok diyor. Olduğunu biliyorsun ama sana yok diyor. Bir bakıyorsun ertesi gün Sırp birini almış işe ama sana yok diyor iş… Orada Müslüman’san sana hiçbir şey yok… Biz de yaşamak için mecbur kaldık geldik Türkiye’ye… Bizim geldiğimiz zamanda Serbest Göç Antlaşması vardı, biz de geç kalmayalım diye karar aldık, 64 senesinde Türkiye’ye geldik.” (R.A., Erkek., 1964)
 
Ağırlıklı olarak, dağılmış olan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin günümüzde Sırbistan ve Karadağ cumhuriyetleri sınırları arasında bulunan Sancak Bölgesi’nden ve kısmen de Bosna-Hersek topraklarından Türkiye’ye göç etmiş olan Bayrampaşalı Boşnakların büyük bir kısmı 1953 yılında imzalanmış olan Serbest Göç Antlaşması ile Makedonya üzerinden, ancak orada belli bir süre ikamet ederek yahut büyük meblağlarda para ödeyerek edindikleri Makedonya’da ikamet ettiklerini gösterir
sahte evraklar kullanmak suretiyle Türkiye’ye göç izni elde edebilmişlerdir.
 
Balkan göçmenlerini öncelikle Trakya Bölgesi’ndeki illere yerleştiren dönemin yönetimi, göçlerle bölgedeki yoğunluk artmaya başlayınca kırsal kesimden göç eden, tarım ve hayvancılıkla uğraşan aileleri Anadolu’nun Ermeniler ve Rumlar tarafından boşaltılan köylerine yerleştirmeye başlamıştır. Sivas’a yerleştirilen Boşnaklar bu grubun küçük bir kesimini oluşturmaktadır. Sivas ile birlikte Anadolu’da Aydın, Adana, Samsun gibi birçok ile göçmenlerin yerleştirildikleri bilinmektedir. Bu dönemde göç
eden Boşnaklar Türkiye’nin farklı bölgelerine yerleştirilmelerine rağmen ilerleyen süreçlerde büyük şehirlere göç etmişlerdir. Büyük şehirlerde ise yine Bayrampaşa, Yenibosna, Pendik gibi Boşnakların yoğun olarak yaşadıkları ilçelere yerleşmiş ve farklı dönemlerde Türkiye’ye göç eden gruplar ile etkileşime geçmişlerdir.
 
Ağırlıklı olarak, dağılmış olan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin günümüzde Sırbistan ve Karadağ cumhuriyetleri sınırları arasında bulunan Sancak Bölgesi’nden ve kısmen de Bosna-Hersek topraklarından Türkiye’ye göç etmiş olan Bayrampaşalı Boşnakların büyük bir kısmı 1953 yılında imzalanmış olan Serbest Göç Antlaşması ile Makedonya üzerinden, ancak orada belli bir süre ikamet ederek yahut büyük meblağlarda para ödeyerek edindikleri Makedonya’da ikamet ettiklerini gösterir
sahte evraklar kullanmak suretiyle Türkiye’ye göç izni elde edebilmişlerdir.
 
Yugoslavya’dan Türkiye’ye yapılmış olan göçler dış göç olarak tanımlanmasına rağmen, çoğu iç göçte olduğu üzere zincirleme göç olarak, genellikle daha önceden Türkiye’ye göç etmiş akraba ve tanıdıkların izlemiş oldukları yollar takip edilmek suretiyle gerçekleştirilmiştir. Konuştuğumuz kişilerin, İstanbul’da Küçükköy, Taşlıtarla, Bayrampaşa, Eyüpsultan ve Fatih çevresinde kendilerinden önce iki dünya savaşı arası dönemde Türkiye’ye gelen tanıdıkları ve akrabaları vardır. İstanbul dışında yine aynı dönemlerde Kırklareli, Kocaeli, Bursa, Sakarya gibi çevre illerde kendilerinden önce gelmiş tanıdıkları olanlar da vardır. Türkiye’ye kendilerinden önce yerleşmiş olan bu tanıdıkların varlığı, Yugoslavya’dan göç edenler açısından oldukça önemlidir çünkü “vesika” denilen izin belgesini alabilmek için Türkiye’deki akrabalar ya da tanıdıklar aracılığıyla gerekli evrakların alınmış olması gereklidir. Ayrıca Türkiye’ye ayak bastıklarında bir süreliğine bu öncü göçmenlerin evlerinde misafirolma durumu da söz konusudur.
 
Türkiye’ye ulaşan Boşnakların yarısından fazlası ilk olarak vardıkları Sirkeci tren garından öncelikli olarak Türkiye’ye kendilerinden önce göç etmiş olan İstanbul’da Gaziosmanpaşa, Küçükköy, Bayrampaşa ve Fatih’te yaşayan akrabalarının yanına gitmişler, kalacak bir yer ayarlayana kadar da onların yanında misafir olmuşlardır. Bir kısmı ise İstanbul’a gelmeden önce Kırklareli, Bursa, Sakarya gibi çevre illerdeki
akrabalarının yanlarına gitmişlerdir. Ancak İstanbul’a gidenleri bakanlık almış olduğu karar neticesinde İstanbul’da nüfusa kaydetmemektedir. İstanbul’a gidenler nüfusa kayıt olabilmek amacıyla çevre illerdeki akrabalarının yanlarına gitmişler ve onların yanlarında yaşamaya başlamışlardır. Çoğunun halen nüfusları bu illerde kayıtlıdır.
 
1950-1980 yılları arasında göç eden katılımcıların paylaştıkları dikkat çeken uygulamalardan birisi de dinî faaliyetlerin kısıtlanmasıydı:
Bizim gittiğimiz okulda Sırplarla birlikte okuyorduk. Ağabeyim okuldan sonra camiye gidiyordu Kur’an öğrenmeye… Hocası görmüş giderken camiye… Bir gün sonra annemi okula çağırdılar. Derslerinin camiye gittiği için kötü olduğunu söyleyip camiye göndermemesi için çocuklarına baskı yapmışlar, kötülemişler anneme. Zaten o dönemde engellemeler her yerde vardı. Bir de komünist partiye üyeysen hiçbir dinî yere gidemezdin. Ne kiliseye ne camiye… Hepsi yasak!” (Z.H. Kadın,1997)
 
1923 yılı itibariyle Erken Cumhuriyet döneminde göç eden Boşnaklar Türkiye’ye yerleştiklerinde bölgeye kolayca uyum sağladıkları gözlemlenmiştir. Bu dönemde gelen Boşnaklar dinî anlamda da 1950 ve sonrasında gelen Boşnaklara göre daha muhafazakâr bir yaşam tarzına sahiplerdir. Dinî değerleri ön planda olan Erken Cumhuriyet göçmeni Boşnaklar, mevcut yaşam tarzlarını yerleştikleri bölgedeki toplum ile de entegre ederek yeni nesillere taşımışlardır.
1950-1980 yılları arasında komünist rejimin etkileri toplumsal yaşama sirayet ettiği için kültürel olarak da Boşnaklarda etkili olmuştur. Bu toplumsal yaşamın yanı sıra dinî yaşam tarzına da etki etmiştir. Bu dönemde açıkça gerçekleşen bir mezalim mevcut olmamasına rağmen baskılar dolaylı yollardan devam etmekteydi. Dinlerini daha özgür yaşamak için göç ettiklerini söyleyen Boşnaklar Türkiye’ye yerleştikten
sonra dinî yaşam tarzı bakımından daha seküler yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu da özellikle bu dönemde bölgenin kırsal kesiminden gelen kişilerinin göç etmelerindeki sebepleri arasında öncelikli olarak ekonomik sebeplerin de girdiğini göstermektedir.
“İlk Türkiye’ye geldiğimde hiç Türkçe bilmiyorum. Bir yere yanımda eşim olmadan gidemiyorum da kaybolurum korkusuyla. Bir gün cesaret ettim çıktım bindim minibüse eşimin yanına gideceğim. Ama nasıl korkuyorum yanlış yerde inersem kaybolursam diye. Dışarıya da bakıyorum sürekli ineceğim yeri kaçırmayayım diye. Sonra minibüs durdu, yaşlı bir teyze bindi minibüse… Binerken “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek bindi… Bende ne endişe kaldı ne korku. Dedim ben anavatanımdayım.” (V.M. Kadın, 1998) 
 
“1923 yılı ve sonrasında göç eden Boşnaklar ile aranızda farklar görüyor musunuz?” sorusunda vermiş olduğu cevapta;
“Tabii ki görüyorum mesela 1923 yılında gelmiş birinin yaşam tarzıyla bizim yaşam tarzımız bir değil. Onlar artık Anadolu’nun kültürüyle etkileşime geçerek asimile olmuşlar. Onların uyguladıkları kurallar ize bizimkisi aynı değil.”
(S.D. Erkek,1965)
sözleriyle 1923 yılı ve sonrasında gelen Boşnakların artık asimile olduklarını ve her alanda değişime uğradıklarını dile getirmiştir. Bu dönemde gelen kişiler, kendilerini daha modern olarak tanımlamakla birlikte daha genel olarak daha seküler bir yaşam tarzını tercih etmektedirler. Bu durumu yaşam tarzlarına da yansıtmaktadırlar. Dinî kuralları kültürel olarak esnetmekte ve kendi oluşturdukları kurallar ile hareket etmektedirler
 
1950-1980 arasında göç eden Boşnak grupta yedi kuşak akrabalık bağı kuvvetli olarak devam etmekle birlikte 1923 yılı ve sonrası gelen Boşnakların benzer hassasiyetleri olmaması sebebiyle onları asimile olmuş kabul etmekteler. 1923 yılı ve sonrası gelen Boşnaklarda akraba evlilikleri görülmekte, İslamiyet’in belirlediği sınırlar çerçevesinde mahrem kılınan çerçevede hareket edilmektedirler. Bu sebepten dolayı 1923 yılı sonrasında gelen Boşnakların Anadolu kültürü ile kendi kültürlerini
kaybettiklerini ve asimile olduklarını varsaymaktadırlar. Dolayısıyla bu grupla kurdukları ilişkilerde de daha mesafeli ve sorgulayıcı bir tavır sergilemektedirler.
 
“İlk gelen Boşnaklar Anadolu’ya yerleştikleri için artık Türkleşmişler onlar. O kültürle muhatap ola ola onlara benzemişler. Onlar yapıyor akraba evliliği çok yanlış. Alıyor amcakızını, dayıoğlunu… Onlar kardeş … yedi kuşağa kadar kardeşler.
Ben kendi akrabama kızıma yan gözle mi baktı, acaba kızıma göz mü koydu diye düşünmemem lazım, güvenmem lazım. Bu çok yanlış, her açıdan yanlış. Sağlıkaçısından her açıdan çok yanlış.” (R.A.,Erkek,1964)
 
Komünist Rejim Zamanında Göç Eden Boşnaklar
1950 sonrası Serbest Göç Antlaşması ile Türkiye’ye yerleşen Boşnaklardır.Geldikleri süreçte uygulanan iskân politikası kapsamında İstanbul’da ikamet izni verilmeyen Boşnaklar öncelikli olarak İstanbul’un çevresindeki şehirlere yerleştirilmekteydiler. Sonrasında İstanbul’da yaşayan akrabaları sayesinde İstanbul’a gelip yerleşme yolunu seçmişlerdir. Bu dönemde göç eden Boşnaklar ağırlıklı olarak
Bayrampaşa ilçesine yerleşmişlerdir.
 
Bu dönemde göç eden Boşnaklar komünist rejim döneminin kültürüne sahiplerdir. Gelmeden önce bulundukları bölgedeki kurdukları ilişkiler, yaşam tarzı ve almış oldukları eğitim kültürel kodlarını etkilemiş ve yaşam tarzlarına sirayet etmiştir. Bu dönemde gelen Boşnaklar kendilerini Türk toplumuna ve kendilerinden önce gelen Boşnak gruba göre daha modern, Batılı olarak tanımlamaktadırlar. Dinlerini özgürce yaşamak için geldiklerini söylemelerine rağmen daha seküler bir yaşam tarzına sahiplerdir
 
1990 Sonrası Türkiye’ye Gelen Boşnaklar
1992 Bosna Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Türkiye’ye göç eden Boşnaklardır. Edirne’de oluşturulan kampa yerleştirilmekle birlikte Bayrampaşa’ya akrabalarının yanına gelen ya da Bayrampaşa’ya yerleşen Boşnaklar da mevcuttu. Bu dönemde gelen Boşnakların büyük bir çoğunluğu savaş bittikten sonra ülkesine dönmüş ya da Avrupa ülkelerine göç etmişlerdir. Türkiye’de kalan kesim daha çok burada iş
kurmuş ya da evlilik yoluyla kalmak durumunda olan kişilerden oluşmaktadır. Bu süreçte ülkelerine ya da farklı ülkelere giden kişilerin sayısı oldukça fazla olduğu için Bayrampaşa’da yaşayan Boşnaklar bu gruba “turist” demektedir
 
“Turistler geldi savaş döneminde buraya… Ama çok kalmadılar, hepsi geri gittiler ya savaş bitince ülkelerine ya da Avrupa’ya, Amerika’ya… Beğenmediler burayı.. Bizi de beğenmediler… Kalan da ya iş kurdu kaldı ya da evlendi kaldı ama bizimle çok mesafeliler kalanlar da.” (K.A,Kadın,1964)
 
Bu dönemde gelen Boşnakların toplumsal hayata entegre olma sırasındanyaşadıkları süreçleri katılımcılardan D.N. şu şekilde ifade etmektedir:
“Bosna’dan gelen bir aile buraya (Bayrampaşa’ya) gelmiş. Yerleştirdik biz bir yere bu aileyi… ‘Çamaşır makinesi yok mu’ dediler… O zaman herkeste otomatik çamaşır makinesi yok. Nerden nereye. Bizde de yok… Bizimkiler diyor ki bunlar da amma lüks meraklısı. Tabii ki. Otomatik çamaşır makinesi adamlarda 10 sene 20 senedir var. Doğal… Nasıl şimdi ihtiyaçsa o zaman da ihtiyaçmış. Öyleymiş, biz farkında değildik. Konuşuyoruz nasıl yapalım diye. Benim hanım dedi ki, “Vaayy!” dedi. “Sen” dedi; ‘Boşnak ailelere otomatik makine alıyorsun. Bana almıyorsun.’ Haydee! Şimdi buradaki insan otomatik çamaşır makinesinin 20 yıldan beri her evde olduğunu bilmiyor. ‘Sen bana almadın çamaşır makinesi, onlara alıyorsun!’ diye kavga çıktı!”(D.N. Erkek,1958)
 
1961’den sonra gelen Boşnak göçmenlerin ise ağırlıklı olarak işçi sınıfından olmasına ve sanayilerde çalışacak vasıflara sahip olmalarına rağmen; İstanbul, İzmir ve Bursa gibi büyük sanayi şehirlerine ikamet izni verilmemesi Boşnak göçmenleri zor durumda bırakmıştır (Ağanoğlu, 2012:385-388). Boşnakların iskânında sorunlarla karşılaşılmasının temel sebebi, Osmanlı’nın Bosna-Hersek’te nüfuzunu korumak adına Müslüman Boşnakların kitlesel göç hareketlerini önlemeye çalışması ve yeterince
planlanma yapılmadan göçmenlerin Anadolu’ya ulaşmasıdır (İpek, 2006:126).
 
Kaynak: https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/B/D/A/A/E/5ddfb5a287b8d.pdf

YORUM YAP