Sırp Olmayan 3 Büyük Sırbistancı İsim..Üstelik Biri de Boşnak !! » Boşnak HaberBoşnak Haber

4 Aralık 2022 - 00:07

Sırp Olmayan 3 Büyük Sırbistancı İsim..Üstelik Biri de Boşnak !!

Sırp Olmayan 3 Büyük Sırbistancı İsim..Üstelik Biri de Boşnak !!
Son Güncelleme :

10 Haziran 2022 - 18:10

SIRP OLMAYAN ÜÇ “BÜYÜK SIRBİSTAN”CI, NYEGOŞ, ANDRİÇ VE SELİMOVİÇ’İN KORKUNÇ SONLARI !

Paylaşımdaki fotoğraflarda görünren üç vicdansız yazarın yalanlar yazarak, böylece kitleleri en kötü suçları işlemeye iten kilise mitlerini (yalan hikayelerini) yıllar sonra teyit ederek dürüst insanlara büyük kötülüklerin yapılmasına neden oldular.

Bir tür intikam arzusuyla baştan çıkarılmış ve kör edilmiş olan aşırı milliyetçi Sırp ve Karadağlı takipçileri korkunç suçlar işledi ve hala da işlemeye devam ediyorlar.

Ancak bu üç büyük Sırbistancı ideologların bu dünyadaki hayatlarının nasıl sonlandırdığının öğrenmelerinin zamanı geldi.

Sırp olmayan bu üçlü; Karadağlı (Crnogorac) Peter Petroviç Nyegoş, Hırvat İvo Andriç ve Boşnak Mehmed Meşa Selimoviç için Sırbistan’da şu söyleniyor: “Büyük Sırbistan için tüm Sırplar edebiyatçıların yaptıklarından çok daha fazlasını yaptılar” !!!

Onların kötü niyetleri üzerine yaratılan literatür (yazılar ve kitaplar), Sırp milliyetçiliği, şovenizmi ve faşizmi için yeri doldurulamaz ve son derece kaliteli bir yakıt olduğunu kanıtlandı.

Müslümanlara (Türkler, Boşnaklar ve Arnavutlara) karşı nefret, onların ortak paydasıdır ve geri kalan her şey nüanstır.

Büyük sırbistancılar için bir soykırım rehberi olan “Dağ Çelengi”nde Njegos, Hristiyanlığın kutsal haçını öpmeyen kişilere (Hristiyan olmayanlara) nasıl davranılması gerektiğini acımasızca ayrıntılı bir şekilde yazdı.

Ona göre kanla ve zorla vaftiz etme (Hristiyan yapmak), katliamlar, bu “Poturatsları/Türkleşenleri” ortadan kaldırmanın en etkili yoludur ve bu eylem için yeri “sunak bir taş üzerindeki kandan yapılır” sözleriyle belirlemiştir.

Soykırım tohumları içeren Drina Köprüsü romanının yazarı İvo Andriç, bunun neden yapılması gerektiğini açıklıyor ve romanları aracılığıyla Müslümanların (Türklerin) o sırada Bosna’da hiç olmayan, hiç yaşamayan Sırplara baskı yaptıkları ve işkencelerle acı çektirdikleri iddia edilen tarihsel suçunu detaylandırıyordu.

Meşa Selimoviç ise, Bosna Devleti ve ona göre bu devlette yaşamayı hak etmeyen, kirli, tembel ve aşağılık yerli Bosnalılar (Boşnaklar) hakkındaki söylenen yalanlara katılıyordu.

Romanları olan “Derviş” ve “Kale” kitaplarında sözü edilen anlamları büyütmüş ve ayrıca ait olduğu Boşnakları da insan olmaktan çıkararak, onları ortadan kaldırmak için her şeyi yapmasına neden izin verildiğini anlatmıştır. Böylece, Bosna’ya ve gelecekte Boşnaklara yapılacak her türlü kötülükleri haklı çıkarıyordu.

Bunun karşılığı olarak Selimoviç, Sırbistan’da taktir edilecek ve sayısız cadde, okul ve meydanın yanı sıra Sırbistan’daki en büyük edebiyat ödülü de onun adına verilecekti

Sözü geçen bu büyük Sırbistancı üç vicdansız insanın yalanlar yazıp, böylece kitleleri en kötü suçları işlemeye iten kilise mitlerini (yalan hikayelerini) yeniden teyit ederek dürüst insanlara büyük kötülük yaptılar.

Bir tür intikam arzusuyla baştan çıkarılmış ve kör edilmiş olan aşırı milliyetçi Sırp takipçileri, korkunç suçlar işledi ve işlemeye devam ediyorlar.

Ancak ideologlarının bu dünyadaki hayatlarını nasıl sonlandırdıklarını öğrenmelerinin zamanı geldi.

Soykırım şairi Piskopos Petar Petroviç Njegoş frengiye yakalandı. Daha 38 yaşında iken vücudu çürümüş halindeydi, yaraları o kadar kötü kokuyordu ki, en yakınları onu deniz kenarında açlıktan ve susuzluktan ölüme terk etti. O günlerde kimse ona yaklaşmak bile istemiyordu.

Nazilerin işbirlikçi diplomatı İvo Andriç’in başına gelen ise, beynine giden kan akışının azaldığı teşhisiyle bir hastanede tamamen delirmiş olarak hayatına son verdi. Hastalandığında adını bile söyleyemiyordu.

İyi bir Sırp damadı olan Mehmed Meşa Selimoviç, birkaç felç geçirdikten sonra yıllarca acı çekerek evinde adeta hapis hayatı yaşayarak öldü. Çektiği acı gerçeği şuydu; kendinde olmadığı için dışkısını ve idrarını hiç tutamadığı için onu yatağa bağlamak zorunda kalmışlardı. Bu şekilde hayatının son günlerini geçirmiş olması o insanı küçük düşüren bir son idi ?

(http://xn--bonjaci-rqb.net/’ten alıntı)

 

NUSRET SANCAKLI’DAN ALINTI

YORUM YAP