Kadim ve Kardeş Millet :Arnavut ve Boşnaklar (Bir Kıyaslama Makalesi ) » Boşnak HaberBoşnak Haber

2 Şubat 2023 - 14:12

Kadim ve Kardeş Millet :Arnavut ve Boşnaklar (Bir Kıyaslama Makalesi )

Kadim ve Kardeş Millet :Arnavut ve Boşnaklar (Bir Kıyaslama Makalesi )
Son Güncelleme :

03 Kasım 2022 - 20:10

Kadim ve Kardeş Millet :Arnavut ve Boşnaklar

Balkan yarımadasının iki önemli Müslüman milleti. Belki de söz konusu coğrafyanın en kadim milletlerinden bahis açacağım bu haftaki köşemde. Kadim olmalarının yanı sıra en az diyaloga sahip iki toplumdan. Belki de birileri bunun böyle olmasını istediği içindir bu iletişim noksanlığı. Belki de onları komşu yapan topraklar kimi işgalci Balkan milletleri tarafından işgal edildiği için bu böyle olmuştur. Ancak bir gerçek vardır ki; bu iki kadim ve dost millet geçtiğimiz yüz yılın başına dek aralıksız 500 yıl boyunca, üzerinde kristal bir vazo bulunan masanın iki ayrı ayağıydılar. Diğer ayaklar ise Türkler ve Araplardı. Şimdilerde bu kristal vazo yok artık. Yeni yüzyılımıza girdik gireli 12 sene oldu. Artık ayakları yeniden ayağa kaldırma zamanı geldi. Bunun için olanca güçle çabalanmalı. Çünkü birileri masanın ayağa kalkmasını yine istememekte. Gelin bu milletleri büyüteç altına alarak daha bir yakından tanıyalım.

Arnavutlar dendiğinde ilk anda Türkiye’deki Arnavutlar aklımıza gelebilir. Sanki hepsinin Arnavutluk’tan geldiklerini zannedenlerimiz olabilir. Boşnaklar dendiğinde de, aynı zan bu kez Bosna-Hersek’ ten geldikleri yönünde kılık değiştirir. Ancak gerçek tümüyle farklıdır. Arnavutluk’tan ülkemize fazla bir göç yoktur. Çünkü Tosk Arnavutları Türkiye’ye fazla göç etmemişlerdir. İstiklaline kavuşan toprakların Arnavutları’dır onlar. Bu sebepten de göçe fazlaca ihtiyaç duymamışlardır. Göç eden tek Tosk klanı, sadece Yunanistan’dan göçe zorlananlardır. Onlar da bugün Çam Arnavut’u olarak anılmakta. Onlarda, İzmir ve İstanbul’da, Kadıköy-Kartal arası çizgide yaşamaktadır. Ülkemizde geri kalan milyonlarca Arnavut, Makedonya, Kosova ve Preşeva bölgesinden gelen Gega Arnavutları’dır. Çünkü toprakları en çok tecavüze uğrayan, üzerlerine en çok oyun oynanan, Türklere coğrafi olarak en yakın olan kısım onlardır. Toska Arnavutları ile Gega Arnavutları’nı kabaca Arnavutluk Alpleri denilen dağ sırası birbirinden ayırır. Eğer Arnavutluk kartalını hatırlarsanız çift başlıdır. Bu kartal aynı zamanda da Arnavutların simgesidir. Simgesel olarak Arnavutluk Alpleri’nin tepesine konmuş olan çift başlı kartal, her iki Arnavut milletinin yaşadığı yön ve yörelere bakmaktadır. O toprakları gözetip kollarcasına. Bir baş Dardania’ya bakan Gega’dır, Diğer baş ise Adriyatik’e doğru bakan Toska. Kısacası kalpleri, bedenleri aynı, başları farklı, yek bir vücut.

TÜRKÇE’DEN ÖDÜNÇ ALINMIŞ KELİMELER

Boşnak ve Arnavut milletlerinin konuştukları dilleri de birbirlerinden gramer ve fonetik bakımından tamamen ayrıdır ve anlaşmaları mümkün olmayacak yapıdaki iki ayrı dil gurubundadırlar. Dillerinde Türkçe’den ödünç alınmış Kilim, Bakraç, Yastık, Yorgan, Misafir, Bayram vb gibi Türkçe’den alınmış ortak geleneksel kelimeler dışında hiçbir benzerlik olmadığı gibi, hem Arnavutlar hem de Boşnaklar farklı milli ve etnografik özelliklere sahiptirler.

Tipleri de çoğu zaman ayrıdır. Arnavutlar göreceli olarak daha minyon tipli ve kumral olurken, Boşnaklar daha iri yapılı ve çoğu kez daha kemikli ve boylu olurlar. Arnavutların esmerlerine bilhassa güney Arnavutluk’ta sıkça rastlanırken, Boşnaklarda esmer çok nadir görülen bir durumdur. Kosova Arnavutları genellikle Arnavut özelliklerini de göstermekle birlikte Arnavutluk Arnavutları’ndan sadece uzun boyları ile farklılık arz ederler. Arnavutlar, kadınlarında uzun boya alışık bir millet değildir. Uzun boylu kadın için “Si kali Sırb” (Sırp atı gibi) şeklinde yakıştırma yapmaları buna örnektir. Oysa Boşnak kültüründe uzun boylu olmanın kadınlarda yadırganan bir tarafı yoktur zira nazarları buna alışıktır. Hersekli Boşnakların genellikle orta boylu hatta kimi zaman da kısa olmaları ise Boşnak milletinde bir istisnadır ve İtalyan etkisindeki Dalmaçya kıyılarının Latin halkları ile bir zamanlar karışmalarına bağlanabilir. Renkli göz ise hem Arnavut hem de Boşnak milletinde sık rastlanan bir durum olmakla beraber Arnavutlarda da tıpkı Türklerde olduğu gibi mavi göz rengine daha az rastlanır. Saçları daha erken beyazlayan Arnavut milletine rağmen saçları daha geç beyazlayan ve erken dökülen Boşnakların bu özelliğini de çevrenizdeki kişilerden gözlemlemeniz mümkündür.

HIRÇIN VE SERT TABİATLI

Toplumsal refleksler ve sosyal reaksiyon söz konusu olduğunda ise, Arnavutlar, Boşnaklara göre daha hırçın ve sert tabiatlıdır. Yaşadıkları bölgelerin dağlık olmasının da etkisi ile direniş asırlar boyu hayatlarının bir parçası olmuştur. İşgal kabul etmedikleri için de sıklıkla katliama tabi tutulmuşlar. Yahut, topraklarından sürülmüşlerdir.

Kolay güvenmedikleri için ve “besa” (güven) duygusu hayatlarının en önemli parçası olduğu için diplomasi ile de çok fazla ilgileri olmamıştır. Düz mantıkla hareket ederler. Kriz zamanlarında, çoğu zaman bir işi önce yapar, sonra düşünürler. Bu yönü ile zaman zaman Çeçenlere benzetilmektedirler. Aşiret mantığı ve kan davası gütmelerinden dolayı Kürtlere benzetildikleri de söylenir. Yanlış bir tercüme ile “inat” kelimesini Arnavutlar ile ilişkilendirdiğimiz olmuştur. Ancak Arnavutça’ da “inat”, Türkçe’ deki inadın tam karşılığı değildir. Örneğin son model arabasına çarpan bir diğer arabaya, Arnavut bir şoför kavga etmek için gider ve kavga başlar. Devamında onları ayıran biri “tamam inadı kes” der. Burada söz konusu olan inat, “kızgınlık ve haset” manasındadır. Birinin sinirinin geçip geçmediğini sorarlarken de dilimize çevirdiğimizde “inadın geçti mi?” kelimesi ile sorarlar.

Arnavutlar’ın Hıristiyan olanlarına da Arnavut denirken Boşnakların Hristiyanı’na rastlanmaz. Zaten Ortodokslukta kalan Sırplar ve Katolik kalan Hırvatlar Boşnakların kaybedilmiş birer kuzeni olduklarından apayrı bir millet olmuşlardır. Ya da diğer bir deyişle Boşnaklar, seçtikleri İslam dini ile millet olma özelliğini taçlandırmışlardır.

Arnavutlar ve Boşnaklar Türkleri severler. Ancak Türk algısı Bosna Hersek ve Sancak’ta “bizler” kelimesi ile yan yana getirilecek kadar özümsenmiş iken, Arnavutluk, Kosova ve Makedonya’daki Arnavutlar için Türkler dost bir millet de olsa “onlar” kelimesi ile zamir bulur. Ancak ne kadar enteresandır ki, bu iki milletten Türklerle en fazla evlilik bağı tesis edenler Arnavutlardır. Türkiye’de bilhassa Boşnaklar arasında “Boşnak olmayana kız vermeme” şeklinde kimi uygulamalara sıkça rastlanırken “Arnavut olmayana kız vermeme” kavramı ise çok nadiren görülür. Yaptığımız anketlere göre rakamsal olarak da Türkiye’de Arnavutlar kabaca Boşnakların iki katı kadardır. Ancak iki satır yukarıda yazdığımız sebepten dolayı Boşnak dili Arnavut diline göre iki kat daha fazla konuşulmaktadır. Kendini asil hissetme hastalığı ise bu iki millette de hoş görülebilecek bir olgudur. Zira derinine indiğiniz zaman bu milletler, Osmanlı’dan aldıkları kültürün özellikleri olan düğün, dernek, folklor ve gelenekleri ile övünmektedirler. Adeta Osmanlı’yı en çok yaşatmış millet biziz dercesine bir övünmedir bu. Osmanlı İmparatorluğu’nun da bu bölgeye ayrı bir değer vermesi ve Rumeli’yi Anadolu’ya göre üste tutması bunun benzeri bir olgu olsa gerektir.

AKRABA EVLİLİĞİ YOK

Her iki milletin de benzeştiği noktalardan birisi kayda değerdir ve zikretmek gerekir. Ne Boşnaklar ne de Arnavutlar akraba evliliği yapmamaktadır. Hala oğlu,kızı, Amca veya teyze, dayı çocukları ile evlenenleri eğer zihinsel özürlü değillerse yok denecek kadar azdır. Şüphesiz bu kültürü Türklere borçlu değildirler.

Yemek kültürü açısından ise Boşnaklar ve Arnavutlar Osmanlı mutfağına bütünü ile hakimdir ve bu mutfak kültürünün geliştirilmiş yüzlerce türevi olan yemek çeşidini kültürlerine katmışlardır. Her iki milletin de börek ve et kültürü mutfak geleneklerinde çok baskın ve barizdir. Buna rağmen Arnavutlar sebze yemeklerinde hayli ileri gitmişken, Boşnaklar et yemeklerinin üstadıdırlar. Örneğin Boşnaklarca meskun olunan Sancak’ta bir çok köyde patlıcanın hayvanlara yedirildiğini görürken Arnavutluk ve Kosova’da patlıcan ile yapılan en az 20 çeşit yemeğe rastlanır.

Arnavutlar çoğunlukla memur ve işçi tabiatlıdır. Serbest meslek sahibi olanları Boşnaklar’ a göre bir parça daha azdır. Bu özellikleri sebebi ile daha az girişken olduklarını söyleyebiliriz. Ancak daha çalışkan olmalarından dolayı Boşnaklar’ dan ayrılırlar. 65 yaşlarındaki çoğu Arnavut’un beli bükülmüşken, aynı yaştaki bir Boşnak gayet dik durmaktadır.

Arnavut, çoğu zaman riske girmeyi sevmezken Boşnak riskle oynar ve bundan da zevk alır. Bu sebeptendir ki Arnavutlara göre Boşnakların daha çok sayıda adı duyulmuş zengin simaları vardır. Ancak Arnavut bir işte batarsa batacağı en dip nokta durduğu noktadan aşağısı değildir. Boşnak batarsa durum farklıdır ve tastamam batmıştır. Hatta çoğu zaman ortalarda görünmez.

Kültürel olarak Boşnaklarla benzeştiklerini sananlara aslında onların Boşnak milleti ile uzaktan yakından bir alakası olmadıklarını söylememiz gerekir. Zira Arnavutlar ve Boşnaklar kendi aralarında paralel bağlantılıdır. Onlara asırlar boyu, kültür alışverişinde bulunan Türkler ile seri bağlantılıdırlar. Bu yüzden de her iki millet birbirlerine benzer bütün özelliklerini Türkler’ den almıştır. Börek kültürleri, düğün dernek ve cenaze kültürleri hep Türklerle kültürel alışverişlerinden dolayı benzeşen kısımlardır. Türkler ile kültür alışverişi yaşamamış olan Slav milletleri de yok değildir. Çek, Slovak ve Slovenler bunların başını çekmektedir. Türkler ile kültürel alışverişe girmeden İtalya’ya kaçmış olan Hıristiyan Arnavutlar yani Arbereş milleti arasında da, ne börek, ne kebap, ne dimja veya dimi(kadın şalvarı), ne abartılı düğünler ne de diğer müzik ve ruh benzerliğini bulamazsınız. Dolayısı ile bu iki milleti de kardeş ve yakın akraba yapan duygu din duygusudur. Osmanlı Türk kültürüdür.

BALKAN MİLLETLERİ’Nİ AYIRMANIN YOLU

İşte tam da bu noktada, realitenin farkına varan kimi Avrupalı milletler, Arnavutları parçası oldukları diğer kardeş Balkan milletlerinden ayırmanın yolunu bulmuşlardır. Bu yol ise Arnavutlar ve Boşnakların çok sevdikleri gurur duygusunu pompalamak olmuştur. Kosova’da Arnavutlar’ a sorduğunuzda, kimisi Boşnakları Sırp olarak tanımlar ve dudak bükerek konuşur. Çünkü Avrupa ülkelerinden para alan kimi milliyetçi Kosova gazeteleri ve televizyonlarında Boşnakların Sırpları destekledikleri ve Kosova Kurtuluş Ordusu’na hiçbir katkılarının olmadığı yönünde propaganda yapılmıştır. Dahası, kimi Boşnakların, Arnavutların Kudüs’ü olarak bilinen bölünmüş şehir Mitroviça’ yı ikiye bölen İbar nehrinin Sırp kesiminde yaşıyor olmaları da Boşnakları hedef gibi göstermeye yetmiştir. Oysa buradaki Boşnaklar “Bosanski Mahala” denilen Boşnak mahallesinde yaşamaktadır ve maalesef asırlardır Sırpların burnunun dibinde yaşayan diğer kardeşlerinin kaderini paylaşmaktadırlar. Daha da ötesi, aynı dili konuştukları Kosovalı Sırplar’ dan daha iyi muamele görmeleri de Avrupalıların bu iki kadim ve kardeş milleti ayrıştırmalarında ne kadar başarılı olduklarını da göstermektedir.
Birileri, milliyetçi Arnavutların “Büyük Arnavutluk” haritasına artık ufaktan Sancak bölgesini de koymuş. Adı ise “Pazari i Ri” yani bildiğimiz Novi Pazar ve çevresinden bahsediyoruz. Akılları sıra orayı da Arnavut toprağı diye asırlardır hakları yenen Arnavutlara öğretip orada yüzyıllardır yaşayan Boşnak kardeşlerine haset besletecekler. Arnavutlar’ın çalınmış esas şehirleri olan Yunanistan’daki Florina, Patras, Yanya, Preveze, Kozan, Kastorya, Arta gibi şehirlerden ise bahis açan bulamazsınız. Sırbistan’daki Preşeva vadisi ise zaten Allah’a emanet. Niş’ten bahsedeni de hiç bulamazsınız. Orası da bir zamanlar Arnavut yurduydu. Ama Boşnak oğlu Boşnak Novi Pazar’ı hedefe koydurtması kolay. Tüm bu kışkırtmaya teşvik adımlardan sonra, iş, sadece düğmeye basmaya kalmıştır. Artık bunun için uygun zaman ve zemin kollanmaktadır. Yani bu iki kadim ve kardeş milletten birinin yurdunda bir diğerinin vatandaşı karanlık ellerce öldürülüp, suç ortalığa atılırsa görün bakın ki, düşmanlık nasıl başlatılacak. “Yok canım olur mu? Daha neler” diyenler, dikkat! Her iki millet birbirine soğuk soğuk bakmaya başlamıştır bile. Faka basmıştırlar adeta.
Örneklendirmek gerekirse, geçtiğimiz yıllarda Karadağ’ın sahil kentlerinden Ulqinj (Ulçin)’ den acı bir haber almıştık. Bir Arnavut kenti olan güneş, deniz ve kum ile iç içe Ulçin’ de sahilde güneşlenen yüzlerce Arnavut, kıyı açıklarından gelen sese kulak verirler. Bir genç adam haykırmaktadır. “U Pomoç!!!” Bu sesle ortalık birden inlemiştir. Buna rağmen hiç kimse sesin sahibine yardımına gitmemiştir. Arnavutça “Ndihme!!!” diye bağırmamıştır çünkü. Ama oradaki herkes” U pomoç” kelimesinin Sırp-Hırvat-Boşnak dilinde “İmdat” manasına geldiğini gayet iyi bilmektedir. Sırp veyahut Karadağlı’nın biri boğuluyor gibi algılanan bu olaydan dakikalarca sonra seyredenlerin gözleri önünde kıyıya cansız getirilen gencin, yarısı yırtık mayosundan Müslüman olduğu fark edilir. Tabii ki üzüntü hâkimdir ortada. “A-aa ai eşt Boşniyak”(A-aa Boşnakmış) diyenler ile birlikte “Cünaff”(yazık) kelimesi dökülür bir kaç kişinin ağzından gayri ihtiyarı olarak. Nafile giden gitmiş olan ölene olmuştur.
Buyurunuz, bölgede gelinen nokta bu. Birileri Arnavut’u Boşnak kardeşine düşman etmiş. Birileri de Boşnak’ı Arnavut’tan soğutmuş. Haberimiz yok. Kendimizce diyoruz ki, Türk-Arnavut-Boşnak kardeştir, müttefiktir. Bizler de kendi kafamıza göre duygu haritaları çiziyoruz sağa sola. En önemlisi de aklımıza. Sözde Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar bir coğrafyamız var ya. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur. Oysa hiç bakmıyoruz. Dağ mı olmuş?, Bağ mı olmuş?, Harap mı olmuş? Bakmadığımız ayrı kaldığımız coğrafya. Geçenlerde yeniden şahit oldum benzer bir olaya. Bir profesör oturduğu yerden konuşuyor. “Bosna ile Arnavutluk el ele vermeli. Orada sınırları kaldırıp birleşmeliler” diyor zat-ı muhterem. Aklı selimi konuşuyor adeta. Düşünüyorum ve bu zatın hiç gitmediğini anladım o an bölgeye. Bilmiyor ki, Bosna ile Arnavutluk arasında 100 yıldan fazla süredir ortak bir sınır dahi yok. Arada neyi kaldıracaklarsa artık… Ne içtiyse aynısından istiyorum ki, derdimi unutayım diyeceğim ama içki ile de aram yok doğdum doğalı beri. Coğrafya derslerinden kaçan, tarih derslerinde uyuyan, sosyolojiyi ise gereksiz gevezelik olarak gören bir milletin geleceği noktada ortaya çıkacak profesör tipi de bundan farklı olamazdı diyorum. Ekonomimiz saat gibi işlerken, dışişleri etkin politikalar peşindeyken, biraz da milli eğitimi, akademik personeli bu dışişlerine malzeme üretip bu coğrafyalar ile alakalı kimseler haline getirebilirsek, gerçekten şahlanacağımıza inanıyorum. Sonrası ise Allah kerim vesselam.
Peki, yapar mıyız?
Neden olmasın bizim neyimiz eksik?

 

Kaynak: https://balkangunlugu.com.tr/kadim-ve-karde-millet-arnavut-ve-bonaklar/

YORUM YAP