Bulgaristan Arnavutları ve Arnavut Mandrica Köyü. » Boşnak HaberBoşnak Haber

19 Temmuz 2026 - 21:05

Bulgaristan Arnavutları ve Arnavut Mandrica Köyü.

Bulgaristan Arnavutları ve Arnavut Mandrica Köyü.
Son Güncelleme :

11 Nisan 2025 - 11:06

BULGARİSTAN ARNAVUTLARI VE ARNAVUT MANDRİCA KÖYÜ.
 
Yazar: Kamil BİTİŞ 
 
 
Bulgaristan’ın Madrica Arnavut Köyü’nde “Bashkimi(Birlik) –Madrica Köyü’nün yeniden doğuşu için” Ivolljo Petrov başkanlığında derneği kuruldu. Derneğin amacı köyden olan gençlerini toplayıp Arnavut dilini ve eski Arnavut geleneklerini korumak. Dernek, Mandria’da konuşulan dilde bir Bulgarca-Arnavutça kılavuzu yayınladı ve aynı zamanda gelecekte köyün tarihini anlatan bir kitap yayınlamayı düşünüyor.
 
Arnavutlar, Bulgaristan’da etnik grup olarak sınıflandırılan bir azınlık. 2001 sayımına göre sadece 278 idi, fakat onların sayısı gerçekte çok daha fazla; geçmişte de.
 
Ukraynalı araştırmacı Jaranov, Bulgaristan’daki Arnavutların bir süre 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Korça, Ohri, Elbasan, Cermenika, Golloborda’dan göç ettiklerini ve daha sonra Ukrayna’ya gittiklerini yazıyor. 15. ve 17. yüzyıllar arasında, hem Katolik hem de Ortodoks olan her iki inançtan oluşan Arnavut grupları, kuzey Bulgaristan’ın çeşitli bölgelerine bir grup da güney Trakya’ya yerleştiler. Modern Bulgaristan’a gelen ilk Arnavut yerleşimcilerden bazıları, büyük bir maden merkezinin yakınlarındaki Kopilovtsi Köyü madencileriydi.
 
Kopilovtsi onbeşinci ve on yedinci yüzyıllar arasında kuruldu. 17. yüzyılın başlarında bir Katolik kilisesi yapıldı. Kopilovtsi’li yerlileri, Arnavut kökenli ve Katolik inancına sahiptiler. 1626’da Tivar’ın başpiskoposu Pjeter Mazreku, Bulgaristan’ın Katolik olan bu bölgelerinde Arnavutların yaşadığını belirtmektedir. Arnavut piskoposu Pjetër Bogdani’ye göre , Kopilovci’de 1640′ ta hala Arnavutça konuşan 1.200 Arnavut Katolik vardı.
 
1647 tarihli başka bir raporda, Kopilovci’de 1.200 Katolik Arnavut olduğu, fakat onların Slavca’yıkullanmaya başladıklarını belirtiyor. 1665’te Pjetër Bogdani, Kopilovtsi’de 1.500’den fazla Arnavut’un Bulgarca konuştuğunu ve ana dillerinden yalnızca birkaç izinin kaldığını belirtti.
Kopilovtsi, Chiprovtsin ile birlikte, 1688’deki Chiprov ayaklanması sırasında nüfusu azaldı. Ayaklanma, yaklaşık olarak 300 yıllık Osmanlı idaresine karşıydı. Ayaklanma, Katolik madencilerin soyundan gelenler ve Ortodoks nüfusun desteğiyle örgütlendi. İsyan Osmanlı ordusu ve düzensiz güçler tarafından bastırıldı ve sonunda Chiprovtsin yanmış şekilde bırakıldı.
 
Halkın bir kısmı hayatta kaldı ve daha sonra o zamanlar Avusturya toprağı olan Banat’a yerleştiler. Bu ayaklanmanın organizatörlerinden biri piskopos Peter Bogdani idi. 1595’te Raguslu tüccar Pavel Djordjiç, Transilvanya Prensi’ne yazdığı bir mektupta, Bulgaristan’da 7000 iyi eğitimli cesur erkeğin toplanabileceği Arnavutların yaşadığı çok sayıda köyün bulunduğunu belirtti. Djordjiç aynı mektupta, bu Arnavutların 1500’ünün Tërnovo yakınlarında yaşadığını belirtti.
 
Sofya’dan 230 kilometre uzaklıktaki Arbanas köyü, tarihi Bulgar başkenti Veliko Tarnovo’nun tepesinin yukarısında oldukça yüksek bir yerde yükselmektedir. İlk kurucuları, Arnavutluk’taki II. Beyazıt zamanındaki seferberlikte getirilen yaklaşık 200 Arnavut idi. Daha sonra torunları yüzyıllar içinde Yunanlaştı ve Bulgarlaştılar.
 
Arbanas Arnavut ustaları tarafından inşa edilmiştir. İsminin yanı sıra, Arnavut kaldırımlı sokaklara da, karakteristik konukevlerinin mimari tarzını kazandırmışlardır; oyulmuş taş ile oyulmuş ahşap – binaları birleştirerek orijinal surlara benzeyen bu yapılar şimdi müze olarak hizmet vermektedir.
Yemyeşil, ağaçlarla kaplı avluları, ikonları ve duvar resimleri ile kiliseleri ve kutsal manastırları ziyaretçiler ve ibadet edenlerle dolu ortamlardır. Arbanasi, 15. yüzyılın sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun özerk köyü olarak çok sayıda göç aldı. Arbanasi, Bulgaristan’ın en güzel yerleşim yeridir.
 
Arnavutluk’un varlığının çok hassas olduğu Bulgaristan’ın kuzeyindeki diğer yerler, Rousse yakınlarındaki Chervena Voda, Razgrad’a yakın Poro, Provadia yakınlarındaki Dobrina ve Varna yakınlarındaki Devnya idi.
 
Sofya’nın başkenti Bulgaristan’da bulunan Arnavutlar, 17. yüzyılın başlarından beri kayıtlıydılar. Diğer olası koloniler, Asenovgrad yakınlarındaki Gorno Arbanasi ve Dollno Arbanasi de dahil olmak üzere Balkan Dağları’nın güneyindedir.
 
Mandrica, Bulgaristan’da, Bulgaristan-Yunan sınırına yakın Rodop Dağları’nın en doğusunda bulunan bir Arnavut köydür.
 
Bulgaristan’ın Trakya’daki en ünlü köyü Mandria’dır. Mandriva köyü, 1636’da Osmanlı ordusuna süt ürünleri sağlayan bazı Ortodoks Arnavut çobanları tarafından kuruldu. Onlara bir toprak parçası almalarına ve vergi ödememelerine izin verildi. Arnavutların çoğu 18. ve 19. yüzyıllarda Korça ve Sulyot bölgelerinin eteklerinden geldi. 1718 yılında bir kilise inşa edildi. Burada yaşayanlar sulyot ulusal giysileri, fustanela-eteğin yerini Trakya pantolonlarının aldığı XIX. yüzyıla kadar, kadınlar ise giysileri Yunanistan’a yapılan kitlesel göçe kadar korundular. 
 
Mandrica, XIX. yüzyılda Didjumoteikos Kazası’nda küçük bir Arnavut kasabasıydı. 1873 yılında, 250 haneli yaklaşık 1080 Arnavutun yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Başlıca meslekler ipekböceği yetiştiriciliği, tütün ekimi, el sanatları ve ticaretti. Köyde üç Yunan eğitim kurumu vardı: erkekler için bir okul, kızlar için bir okul ve bir anaokulu.
 
Balkan Savaşları’ndan sonra, köyden Bulgaristan-Yunan sınırı geçti ve bir kısmı Yunanistan topraklarında kaldı. Bugün orada Mandres olarak bilinen başka bir köy var.
 
Yaşlılardan biri olan Evdokija Moskova’nın anlattıklarına göre, Mandres köyü 1914 yılında Yunanistan’da kuruldu. İkinci Balkan Savaşı sırasında Mandriga bölgesine düzensiz birliklerin geldiğini söyledi. Onlar köydeki tüm adamları ve erkek çocukları yakmak için bir dükkana topladı. Fakat köyde başka bir kadın onları kurtardı.
 
Düzensiz birliğin kararını öğrenmişti ve herkesi uyarmayı başardı. Böylece, adamlar ve erkekler kurtarıldı ve Yunanistan’a kaçtı. Orada Mandrica’yı hatırlamak için Mandres adını verdikleri başka bir köy oluşturdular. Gerçek şu ki, bir köyün sakinleri diğer köydeki akrabalarıyla temas halindedirler. Ne yazık ki, aralarındaki sınır sadece bir gün Paskalya ve bazen başka herhangi bir dini kutlamada açılmaktadır.
 
Çabej’e göre, Mandria’nın Illyria-Trakya’nın yer adı Arnavutça kelimelerden gelmektedir: mana (yabani meyve) ve drize (ferre) – manaferre- böğürtlen – Manadrica’ya eşdeğerdir. Onların kullandığı dil çok arkaik-eski söz’dür. Onun üzerine bilimsel araştırmaları doktor Bojko Sokolova yaptı. Dil hakkında daha çok ayrıntıyı, Mandrica Arnavut lehçesi hakkında yazılmış kitabında okunabilir.
 
Köyün bugünkü sakinleri, bu lehçeyi konuşan son nesli oluşturmaktadır. Kendilerini Arnavut olarak hissediyorlar, ancak onların çoğu Arnavutluk ya da Kosova’ya hiç gitmediler.
 
Kaynak:/DialogPlus/Telegrafi/
Arnavutça’dan Türkçe’ye çeviren: Kamil BİTİŞ

YORUM YAP