Sancaktan Bir Göç Hikayesi : Nica Muriç’in Göç Hikayesi
Nica (Muriç) Can (1935 doğumlu): Ben Nicariya Muriç. Babam Nazif, annem Şefika’dan Yeni Pazar’da (Novi Pazar) 1935 yılında doğmuştum. Novi Pazar’ın eski semtinde Yermişe’de büyüdüm. Novi Pazar’ı her bahsettiğimde kalbimde bir sıcaklık hissediyorum, çünkü bu şehir önceki hayatımın parçasıdır. Ben bu şehirde mektebe (okula) gittim. Evimiz Trebinyeska Cami’nin yanındaydı. Bosna, Trebinye’den Novi Pazar’a gelen göçmenler bu camiyi inşa ettiğinden caminin adı halkın arasında böyle anılmaktaydı. Ben ve kız kardeşim Ramiza sokağımızdaki diğer çocuklara birlikte mektebe giderdik. Mektepteki imamımız, ünlü Mula Haydin Eyupoviç idi. Ermişler’in altından akan derede çocuklar yüzerdi. Derenin altında çayırlar ve bahçeler vardı. İlkbaharda meyve ağaçları açardı ve yeni açılmış olan çiçeklerden bahçeler bembeyaz olurdu. Onlarının üstünde Yeni Pazar’ın eski evlerinden kırmızı kiremitli çatıları görünürdü. Bahçelerin arkasında ünlü Bor Cami’nin taş minaresi ve yanında akan Raşka Nehri görünürdü. Annemle sık sık Lug ve Pariçe yolundan giderdim ve oradan soldan saparak dayımın yaşadığı Drum meydanına ulaşırdım. Dayım Nazif Crnovrşanin’i çok seviyordum. Dayımın 4 oğlu vardı. Faik, Salih-Salko, Zeynel ve Recep. Daha sonra Salih, Üsküp’e, Zeynel ve Recep ise Türkiye’ye göç ettiler. Faik ailesiyle birlikte Novi Pazar’da oturmaya devam etti. Zeynel ve Recep ile daha sonralar da kocam Abdurahman’la İstanbula göç ettiğimde karşılaştım. Onlar Bayrampaşa’da o zamanki adı Sağmalcılar’da oturuyorlardı. Novi Pazar’da Svoybor mahallesine annemle her hafta teyze Nazife’mi ziyarete giderdim. O, Hacınumanoviç ile evliydi. Yeni Pazar’daki Ramazan ayları bambaşkaydı. Akşam, uzun oruçtan sonra bütün camilerdeki ezan seslerinin eşliğinde top sesi iftar vaktini belirtirdi. Novi Pazar nüfusu kalabalık değildi. Herkes birlikte tek yürek nefes alırdı.
7 Kasım 1944 yılında Yeni Pazar’ın Müttefikler tarafından bombalanması
Hala Nica’ya 1944 yılında Müttefik bombardımanını sorduğumda oturduğu yerinden fırladı ve heyecanla anlatmayı başladı. Sanki o bombardıman dün olmuştu.
Halam Nica olayı şöyle anlattı: “Kız kardeşim Ramize ile beraber Pariçe’de mektebe gidiyorduk. O sabah mektebe gitti. Ben gitmek istemedim. Sanki bombardıman olacağını biliyordum. Novi Pazar’da Salı günüydü ve şehir pazarı kuruluyordu. Babam Nazif Bey kışlanın yanında armut satmaya gitmişti. O gün komşumuz Beşir Ağa hızlı bir biçimde avlumuza girdi ve yakında bombardıman olacağını ve bu yeri terk etmemiz gerektiğini söyledi. Beşir Ağa kendi ailesini aldı, bizi de topladı. Raşka nehrinin karşı tarafına Lug bahçelerine geçtik. Bir süre sonra göklerde bir uğultu oluştu. Arkasından bombardıman başladı. Alman birliklerinin en çok bulunduğu askeri konvoyu Hacet meydanında bulunduğundan en çok orası bombalanmıştı. Bizim ev Yermişe Hacet meydanının hemen altında yer almaktaydı. Vişegradska Caddesini ve bugün parkın olduğu yerde bulunan kışla da bombalanmıştı. Bu yerlerin bombalanmasının ardından Drum’dan Alman ordusu Seniça istikametine çekiliyordu. İkinci bombardıman, ilkinden bir saat sonra başladı. Şehrin merkezinde bulunan Çukovac ağırlıklı olarak zarar gördü. Şehrin halkı ağırlıklı olarak ailelerle birlikte Lug bahçelerine sığınmıştı. Annemle birlikte bir meyve ağacının kalın gövdesinin arkasında saklanmıştık. Uçaklardan bir tanesi çok alçaktan uçarak makineli tüfeğiyle etrafı tarıyordu. Annem Şefika’yı kolundan yaraladılar. Benim üstümdeki elbiseler paramparça olmuştu. O gün çok sayıda insan ölmüştü ve yaralanmıştı. Bizim yanımızda bir Koniçanin ailesi yatmaktaydı. İsmail Koniçanin o anda yaralandı. Mermi ayağından geçmişti, çok kan kaybediyordu. Kız kardeşi Muratka kendi şalvarından bir parça yırtarak kardeşinin ayağına pansuman etmeye ve kanı durdurmayı çalışıyordu. Onu hiçbir zaman unutmayacağım. İsmail ağır yaralandığı için sakatlık kaldı. Bombardımandan sonra babamızın akrabalarına, Slatine köyü Pazarişte’ye gittik. Gittiğimiz eve şehirden bir çok ailenin sığınması sebebiyle babam Nazif ile bir gece ahırda atlarla birlikte uyumak zorunda kaldık. O gecede tifoya yakalandım. Evimize geldiğimizde yüksek ateşe tutuldum ve hasta oldum.
28 Kasım 1944’de Novi Pazar hürriyete kavuştuğunda, şehrimize Bulgar birlikleri girdi. Babam daha sonra bana anlattı ki, Bulgar birlikleri Novi Pazar’da milletin terk ettiği evlerde yağma yapmışlar ve boş evleri talan etmişler.
1945 Ocak ayındaki Hacet Meydanı’nda en seçkin Müslümanlarının katledilmesi
Sert bir kış günüydü. 21 Ocak 1945’de gündüz aldığımız habere göre belediye başkanımız Akif Efendi (Hacıahmetoviç) ve Ahmed Efendi (Daca) katledileceğine dair millete duyuru yapılmıştı. Babam ve annem Partizanlar tarafından böyle bir katliamın yapılacağına inanmazlardı. Çünkü her ikisi de Çetnikler tarafından şehrin ve milletin kurtuluşunu sağlamak için önemli rol oynamışlardı. Ermişler’de kalabalık bir halk toplanmıştı. O gün de 9 yaşındaki bir kız olarak arkadaşlarımla halkın arasına karıştım. Ne olacağını görmek için hepimiz Hacet Meydanı’na gittik. Meydanın başında küçük mezarlığının olduğu yerde Novi Pazar halkı toplanmayı başladı. Kar dizlerimizin yüksekliğine kadardı. Halk korkulu gözlerle hapishane tarafına bakıyordu. Hapishane kapısından Novi Pazar’ın önderleri, Akif ve Ahmet gelecekti. Fesli ve orta yaşlı bir beyefendi sessizce yanımda ağlıyordu. Herkesin gözlerinde gözyaşları gördüm. Her tarafımızda silahlı ve sert bir yüz ifadesiyle Partizanlar duruyordu. Partizan askerleri iki tutsağı önümüze getirdiler ve zincirle telefon direklerine bağladılar. Akif ve Ahmet ağalar dimdik duruyorlar, şerefli bakışlarla millete bakıyorlar ve hiç sesleri çıkmıyordu. Herkeste bir suskunluk vardı ve birden emir geldi. 10’ar kişilik asker grubu öne çıktı ve silahlarını onlara doğrultup, oracıkta onları katlettiler. Katlettikten sonra bize dağılma emiri verdiler. Hacet Meydanı’nda İngiliz uçak saldırısından kalan büyük çukurlar vardı. Babam daha sonra anlattı. Partizanlar’ın her akşam bizim önderlerimizi ve Müslümanları mahkemeye sevk etmeden katliam yapıyorlardı. Yine babamın anlattığına göre, bu katliamlarda tek bir kişinin Partizanlar’ın elinden kurtulup kaçtığı olmuştu. Bu kişinin adı Maliç Bişevac’tı ve askerlerinin elinden tüfeği kaparak kurtuluşu ve kaçışını sağlanmıştı.
Bu ifade ile Nica Hala savaş olayları hakkında kendi hatırladığı konuları bitirmişti. Savaştan sonra Nica hala 17 yaşında Üsküplü taliplisi Abdurrahman Musiç Efendi (1925-1981) ile evlenmişti. Nica halam Yugoslavya’dan 1965 senesinde kocası ve çocuklarıyla birlikte Üsküp’ten Türkiye’ye göç etmiştir. Kocası İstanbul’da Bakırköy merkezinde bir lokanta açmıştı ve ardından lokantaya yakın bir yerde daire sahibi olmuştu. Halamın Abdurahman eniştem ile evliliğinden 5 kız ve bir erkek evlat sahibi olmuştur. Onların isimleri: Zuhra, Zumreta, Vahida, Şefika, Filiz ve Ramiz’dir. Maalesef Abdurahman Efendi 56 yaşındayken hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bütün çocukları evlenmiş ve mütevazi bir hayata kavuşmuşlardır. Hala Nica neşeli ve sevimli birisidir. Novi Pazar’da yaşamış olduğu çocukluğunu ve gençliğini çok iyi hatırladığını anlatmaktadır.Hala Nica’nın tek kız kardeşi Ramize Hanım, İzmir’de yaşamaktadır.
Kaynak: http://www.pasavizyon.com/bosnak-goc-hikayeleri-kitap-oluyor