Ortaçağ Bosna Devleti'nin Sonu » Boşnak HaberBoşnak Haber

4 Aralık 2022 - 17:14

Ortaçağ Bosna Devleti’nin Sonu

Ortaçağ Bosna Devleti’nin Sonu
Son Güncelleme :

27 Ağustos 2022 - 18:59

ORTAÇAĞ BOSNA DEVLETİNİN SONU

 
Kaynak: Prof. Dr. Enver İmamoviç’n paylaşımdaki yazısının mealen çevirisi. kaynak: “Tarih boyunca Bosnalıların yaşamı ve kökenleri” kitabı, Saraybosna, 2018.
 
Ortaçağ Bosna Devletinin 1463 yılındaki sonu, Bosna ve Boşnakların 1000 yıldan daha uzun olan tarihileri içinde en önemli olaylarından biridir.
Bosna Devletinin fethedilmiş olması, Batı Balkanlar ve Avrupa’daki devletler için beklenmedik bir durum olmuştur. Beklenmedik olan Bosna Devletinin çok kısa bir sürede Osmanlı Ordusu tarafından ele geçirilmiş olmasındaki en şaşırtıcı faktörün, o dönemde Bosna Devletinin, Avrupa’nın bu bölgesinde hem askeri hem de siyasi yönden güçlü olması idi. Fatih Sultan Mehmet, 150.000 kişilik ordusu ile kısa bir sürede ve çok hızlı bir şekilde Bosna içlerine girmesi, başkent Bobovac’ı ele geçirmesi, kaçmakta olan Bosna Kralını yakalamasının Bosna dışında duyulmuş olması, her şey bittikten sonra olmuştur. Her şeyin geçmiş olduğunu ve hiçbir direniş gösterilmediği gibi ciddi şekilde Bosna’nın da savunulmadığı duyulduğunda durum daha da şaşırtıcı olmuştu. Bu olay Avrupa’da şüpheye ve büyük endişeye sebep olmuştur.
 
BOSNA NEDEN DİRENMEDEN DÜŞTÜ ?
Bosna’nın bu kadar tuhaf bir şekilde sona ermesinin birkaç nedeni vardı. Her şeyden önce, buna Avrupa güçlerinin, özellikle Macaristan’ın, Venedik Cumhuriyeti’nin ve Papalığın mahkemelerinin ikili ve haince politikaları katkıda bulundu.
Son Bosna Kralı Styepan Tomaseviç’i, Osmanlıların Bosna’ya saldırması durumunda kendisine yardım sağlayacaklarına dair güvence vererek, babası Kral Tomaş’ın Osmanlı Sultanı ile yaptığı barış anlaşmasını bozmaya zorladılar. O gün geldiğinde kimse verdiği sözleri tutmayıp, yeterince yardım da gelmeyince Bosna yalnız başına kaldı ve 150.000 kişilik orduya karşı direnmek mümkün olmadığını gördüler. O tarihe kadar Bosna’ya saldıranlara karşı direndikleri gibi direnmediler. Bosna düştükten sonra benzer tehlike tüm Avrupayı tehdit etmeye başladı. Aynı kaderi yaşamaları için çok az vakit kalmıştı. Güçlü Türk ordusu kısa bir sürede Orta Avrupaya kadar ilerledi. Bir çok başkenti ele geçirip Viyana önlerine gelmiş ancak Viyana, Bobovac’ın yaşadığı kaderi yaşamamıştı (Çünkü Viyana’ya tüm Avrupa’dan yardımlar ulaştırılmıştı).
Bosna’nın kolay düşmüş olmasının diğer sebebi ise Ortaçağ boyunca bu bölgede yaşanan din savaşlarıdır. Bunların başında Bogomillere yapılan zulümler ve Avrupa’nın haçlı seferleri geliyordu. Hem Kral Tomaş hem de oğlu Kral Tomaşeviç zamanında, Bosna’da Türklerin gelmesinden önceki eski din problemleri yaşanıyordu. Macaristan Kralı ve Papa devamlı olarak Bosna’da problem yaratıyorlardı. Yüzyıllarca Macarlar, Bosna’yı ele geçirmek için Vatikan’ı kullanarak Bosna’da Katolik inancının yerleşmesini istiyordu. Bu nedenle, Bosna krallarını, ülkelerindeki Heretikleri (Bogomilleri) yok etmedikçe, Türklerin saldırması durumunda yardım etmemekle tehdit ediyorlardı.
Bosna halkının iki seçeneği vardı; Ya Katolik inancına geçeceklerdi ya da kazığa geçirileceklerdi. Atalarının dinini her şeye rağmen bırakmak istemeyen Bosnalılar, Bosna’yı terk etmişlerdi. Büyük çoğunluğu Türklerin hakimiyeti altındaki günümüz Sancak, Karadağ, Kosova ile Makedonya’nın batısına geçerek can güvenliklerini sağlamışlardı. Türkler ise bu durumu Bosna üzerindeki planlarını gerçekleştirmek için kendi lehlerine değerlendirmişlerdi. Bosna halkının, kendi aralarında yaptıkları tüm görüşmelerden sonuç çıkmayınca büyük kısmı Fatih Sultan Mehmet’e Bosna’yı fethetmesi için ortam hazırlamıştı.
Sultan 1463 Yılında Bosna üzerine sefere çıktığında, Avrupalıların ve Bosna Kralının bir türlü anlayamadığı, göremediği nedenlerden dolayı Bosna’yı savunacak halk ortada kalmamıştı. Bosnalılar kendi krallarına, kendilerine karşı tavır aldığı için kızgındı ve kral kendi ülkesini bekleyen kaderi ile baş başa bırakılmıştı.
Diğer tarafta ise Sultanın ordusuna, kovuldukları kendi ata topraklarına geri dönmek isteyen ve onları Vatikan ile Macar Kralının baskıları sonucu evlerinde kovan kendi krallarına karşı savaşmak isteyen büyük sayıda Bosnalılar katılmıştı. Bütün bunları bir araya getirdiğinizde neden Bosna düştü sorusunun cevabını kolay anlamış oluruz.
GEÇ KALINMIŞ PİŞMANLIK VE ÜZÜNTÜ:
Bosna düştükten sonra Avrupa, Bosnalılara nasıl bir haksızlık yapmış olduğunu anlamıştı. Bosna’nın düştüğü haberi Venedike ulaşınca, İtalyanlar Vatikan’daki Papaya bir mektup göndererek;
“Bosna’nın Türklerin eline geçmiş olması Hristiyanlığın kurtuluşu için affedilemez bir hata ve geri dönülmez bir kayıp olmuştur.” diye yazmışlardır.
Papa’nın kendisi Kardinaller Meclisinde üzüntüsünü şöyle ifade etmiştir:
“Bosna Düştü, kralını öldürdüler, Macar ve Bosna’nın komşusu olan meclis üyelerimiz. Bosna Avrupa’nın korunması için ilk kalerden bir idi. Aynı zamanda Batı ve Kuzey için bir kapı ve bir kilit konumunda idi (kilit kırıldı, kapı açıldı).”
Bununla denmek istenen; Bosna’nın içinde inanç ve diğer problemler çıkartmamış olsaydık, Bosnalılar o kadar güçlü bir millet idiler ki Türklerin Avrupaya geçişlerini önleyebilirlerdi ama, Bosna’nın düşmesi ile Avrupa’nın tüm yolları artık Türklere açılmıştı. Nitekim Türkler artarda önce Macaristanı, sonra Hırvatistan’ın yarısını, ele geçirdikleri gibi Kuzey İtalya, Viyana önlerine ve Polonyaya kadar gideceklerdi.
Bosna’nın kolay düşmüş olmasını en iyi şekilde Fatih Sultan Mehmedin kendisi söylemiştir. Zaferden sonra Bosna’yı nasıl ele geçirdiklerini övünerek anlatan bir Yeniçeri Ağasını duyan Sultan, onu sözünü keserek:
“Eğer Bosna ve Bosnalılar birlik ve beraberlik içinde olsalardı netice çok farklı olabilirdi.” demiştir.
Bu fikirde olup daha sonra bir kitap yazmış olan Dubrovnikli yazar Mauro Orini şöyle diyor:
“Boşnaklar çok iyi savaşçılar idi ama, o günlerde aralarında birlik, bütünlük yoktu.”
Türk Tarihçilerin konu ile ilgili yazdıkları da benzer şeyler ima ediyordu. Fatih Sultan Mehmet, başkent Bobovac’ı teslim alınca ki şehir sadece 3 gün direnmiş, kralın vekili olarak atanan şehrin idarecisi olan Voyvoda Radak, şehrin anahtarını Sultana teslim etmişti. Sultan, şehre girmek için şehir kapısına geldiğinde, şehrin tepe üstümdeki yerleşimi, muazzam büyüklükteki kale duvarlarını görünce çok etkilenmiş, daha sonra şehri boşaltmış ve duvarlarını topa tutarak ileride olası bir direniş olması halinde ele geçirilmesinin güç olduğunu anladığından duvarları temellerine kadar yıktırmıştır.
Radak’ın şehri direnmeden Sultana teslim etmesinin bir nedeni olarak zamanın tarihçileri, Bogomillere karşı yürütülen zülüm ve politikalardan, onları ülkesinden sürmüş olmasından dolayı krala olan kızgınlığını göstermişlerdi. Çünkü Radak’ta bir Bogomil idi ve ünvanı ile çevresini korumak için zorla Katolikliği kabul etmişti. Bu şekilde hem kraldan hem Papa’dan hem de Macarlardan öcünü almış oluyordu. Nitekim zamanın Papası Pio II şöyle yazmıştır:
“Bosna’yı Maniheistler (Bogomiller) sattı. Sağlam başkent Bobovac şehrini ise eski Maniheist, sahte (yalancı) Katolik Voyvoda Radak sattı (ihanet etti).”
Yaytse (Jajce) şehri de Sultan’ın eline geçtikten sonra, Bogomiller kendi kralları olarak Fatih Sultan Mehmet görmüşler ve ona bağlılıklarını belirtmişlerdi. Bu arada Müslüman olmak isteyenler, Müslüman olmaları halinde çocuklarının acemi oğlanlar olarak alınıp İstanbula devlet adamları olarak yetiştirilmek için götürülmeyecekleri şikayetleri üzerine Sultan, sadece Boşnaklara ait olmak üzere isteklerini kabul etmiş ve Boşnak çocuklar da İstanbula, Enderun’a alınmaya başlanmıştı. Bu olay Bogomillerin İslâm Dini’ne geçişlerini hızlandırmış ve Boşnakların Osmanlı Devlet yönetimindeki önemli mevkilere gelmesinin yolu açılmıştı. Boşnak kökenli Osmanlı Devlet adamları, Osmanlının yükseliş devrinin mimarları arasında en ön sırada ve en yüksek mevkilerde yerlerini almışlardır.
 
Nusret SANCAKLI

YORUM YAP